PANDA BEAR
2 HAZİRAN, BLIND
Noah Benjamin Lennox, sahne adıyla Panda Bear, bedroom pop ve neo-psychedelic pop gibi alt türleri elektronik müzik evreninde tekrar şekillendiren bir isim. Animal Collective içindeki üretimleriyle tanınan Panda Bear, solo kariyerindeki ses dünyasında ise çok daha kişisel ve katmanlı bir ses havuzu kuruyor. Elektronik kompozisyonları “şarkı” formunda, doğallıkla bütünleştiren Panda Bear, müziğini döngüsel melodiler, lo-fi dokular ve hipnotik vokallerle şekillendiriyor. 2007 tarihli albümü Person Pitch’ten bu yana modern psikedelik pop’un en karakteristik işlerinden bazılarına imza atan müzisyen, geçtiğimiz sene yayımladığı Sinister Grift albümünün turnesi kapsamında Blind’da sahne alacak.
İSTANBUL MÜZİK FESTIVALİ
11-25 HAZİRAN, ÇEŞİTLİ MEKANLAR
İstanbul Müzik Festivali bu yıl “Anın Içinde” temasıyla, “müziğin geçici ama etkisi kalıcı doğası”na odaklanıyor. Program, klasik müziğin en rafine örneklerinden çağdaş yorumlara uzanan geniş bir repertuvarı kapsarken; Viyana Senfoni Orkestrası ve Tekfen Filarmoni gibi topluluklar bu hattın güçlü temsilcileri olarak öne çıkıyor. Festival, piyanist Behzod Abduraimov ve Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın konseriyle açılıyor. Borusan Istanbul Filarmoni Orkestrası’nın Morricone-Sinemanın Sesi konseri ise, Ennio Morricone’nin sinema tarihine kazandırdığı besteleri sahneye taşıyor. Festival, Bruce Liu, Kian Soltani, Lucas ve Arthur Jussen, Behzod Abduraimov, Ian Bostridge, Iestyn Davies gibi solistlerin de aralarında olduğu 80’in üzerinde sanatçı ve topluluğu ağırlayacak. Festival mekanları aralarında Arter, Atatürk Kent Ormanı, Atatürk Kültür Merkezi, Bahariye Mevlevihanesi, IBB Kadıköy Yoğurtçu Parkı, Istanbul Italya Başkonsolosluğu Bahçesi, Iş Kuleleri Salonu, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, Kapalıçarşı Kürkçüler Kapısı, Kırım Anglikan Kilisesi, Salon IKSV, Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Kilisesi, Üç Horan Ermeni Kilisesi ve Yıldız Parkı yer alıyor. Festivalin kapsamlı programına IKSV’nin web sitesi ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir.
POZITIF VIBRATIONS: TWO DOOR CINEMA CLUB + KASABIAN
13 HAZİRAN, PARKORMAN
Pozitif Vibrations, indie ve alternatif sahnenin farklı uçlarını bir araya getiren line-up’ıyla öne çıkıyor. Two Door Cinema Club, Tourist History albümü ile yakaladığı ritmik indie sound’unu yıllar içinde daha rafine hale taşıdı. 2006 yılında yayımladığı Empire albümü ile çıkış yakalayan Kasabian ise günümüze dek koruduğu Brit rock geleneğini elektronik dokunuşlarla biraz daha genişletti. Bu sene içinde paylaştıkları Act III isimli son albümlerinde de bu tavrı görmek mümkün. Festival programının geri kalanı ise keşif alanını genişletiyor: Chezile’ın psiko-pop dokuları, Brigitte Calls Me Baby’nin retro-modern romantizmi ana sahneye çıkacak isimleri tamamlar nitelikte.
MEGADETH
23 HAZİRAN, KÜÇÜKÇİFTLİK PARK
1990 tarihli Rust in Peace albümü ile trash metal türünde sağlam bir yer edinen Megadeth, karmaşık gitar yapıları ve teknik kurgusuyla bilinen bir grup. Slayer, Anthrax ve Metallica ile birlikte Amerikan thrash metal sahnesinin “Big Four”u arasında anılan Megadeth, 1985’ten bu yana kesintisiz üretimini sürdürüyor. Grup, bu yıl yayımladığı on yedinci stüdyo albümüyle kariyerine bir çalışma daha ekledi. Albüm, dinleyici ve eleştirmenler tarafından farklı tepkiler alsa da, grubun tarihinde ilk kez Billboard 200 listesinde birinci sıraya ulaşarak önemli bir başarı elde etti. Istanbul’u son yıllarda sık sık ziyaret eden Megadeth’in, bu konserde hem klasikleşmiş parçalarına hem de yeni albümünden şarkılara yer vermesi bekleniyor.

BLIND FEST
23-24 HAZİRAN, LIFE PARK
Blind, sezon boyunca Asmalımescit’te ağırladığı programı yaz aylarında açık havaya taşıyor. Festivalin iki ana konuğu Chris Lowe ve Neil Tennant’dan oluşan synth-pop ikilisi Pet Shop Boys ve indie pop parçalarıyla bilinen Tom Odell. Pet Shop Boys, Covid dönemi nedeniyle ertelenen DREAMWORLD – The Greatest Hits Live turnesi kapsamında Istanbul’da sahne alacak. Ikili, 1986 yılında yayımladıkları Please albümünden günümüze dek ürettikleri parçalardan oluşan bir repertuvarla sahnede olacak. Gecenin diğer önemli ismi Tom Odell ise geçen sene yayımladığı albümü A Wonderful Life’dan parçaları seslendirmek için piyano başına geçecek. Odell, bu albümde son yıllarda dünya çapında gerçekleşen negatif olaylar nedeniyle hissedilen umutsuzluğa atıfta bulunuyor. Festival ile ilgili detaylı bilgiye Blind’ın sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir.


ISTANBUL CAZ FESTIVALI
30 HAZİRAN – 13 TEMMUZ, ÇEŞİTLİ MEKANLAR
Istanbul Caz Festivali, bu yıl da türler arasında dolaşan ama merkezinde ‘buluşma’ fikrini barındıran bir programla geri dönüyor. Açılışı üstlenen Marcus Miller’ın Miles Davis’e adadığı projesi, caz tarihine doğrudan bir selam niteliği taşırken; Robert Plant, Saving Grace projesiyle folk, country, blues ve gospel ekseninde geziniyor. Thee Sacred Souls’un analog soul estetiği ve Arooj Aftab’ın neo-sufi anlatısı, cazın ne kadar esnek bir alan olduğunu yeniden hatırlatıyor. Programın geri kalanı da bu çeşitliliği sürdürür nitelikte. Festival programında ayrıca Joe Lovano, Veronica Swift ve Mari Froes gibi isimler de farklı caz formlarını temsil eden performanslarla yer alıyor. Parklarda Caz, Caz Vapuru gibi etkinlikler aracılığıyla da her sene olduğu gibi konserler şehir geneline yayılacak. Festival mekanları arasında Ataşehir Amfili Park, Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu, Gün Bahçesi – Hilton Istanbul Bosphorus, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, IKSV Alt Kat, Istanbul Italya Başkonsolosluğu Bahçesi, Komünite, Moda Sahnesi, Salon IKSV, Sultan Park – Swissôtel The Bosphorus, Şehir Hatları Vapuru ve The Marmara Esma Sultan Yalısı yer alıyor. Festivalin kapsamlı programına IKSV’nin web sitesi ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir.
THE OFFSPRING
10 TEMMUZ, LIFE PARK
80’lerin punk dalgasını ana akıma taşıyan gruplardan biri olan The Offspring, enerjisini yıllar içinde kaybetmeyen nadir gruplardan. 1994 ve 1998 yıllarında sırasıyla yayımladığı Smash ve Americana albümleriyle bir kuşağın ergenlik ve gençlik soundtrack’ine dönüşen grubun ironik sözleri ve filtresiz sound’u, punk’ın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. 2024 senesinde on birinci albümleri Supercharged’ı yayımlayan grubun vokali Holland, albümde yer alan parçaların The Offspring’in doğuşundan bu yana geçtiği yolları ve enerjisini yansıttığını söylüyor. En son 2005 yılında Rock’N’Coke festivalinde sahne alan grup, 21 yılın ardından ilk kez Türkiye konserini verecek. 1989’dan beri yayımladıkları parçalardan oluşan sağlam bir setlist ile sahnede olması beklenen grubun, konser alanında farklı yaş gruplarından dinleyicileri bir araya getirmesi olası.

GORILLAZ
14-16 TEMMUZ, PARKORMAN
Bir neslin pop algısını hem görsel hem duyusal olarak şekillendiren Gorillaz için her projesiyle sürekli genişleyen bir görsel-işitsel evren benzetmesini yapabiliriz. Damon Albarn ve Jamie Hewlett tarafından yaratılan proje, kuşkusuz popüler kültürle alternatif üretim biçimlerini yan yana getirmeyi başaran ender örneklerden. Projenin merkezinde yer alan Damon Albarn, Gorillaz aracılığıyla Britpop geçmişinden bilinçli bir kopuş yaratarak hip-hop, elektronik müzik, dub ve deneysel pop arasında dolaşan esnek bir üretim alanı oluşturdu. Albarn’ın Blur ve solo işleriyle paralel ilerleyen bu yaklaşım, Gorillaz’ı sound’u sabit bir projeden ziyade dönemsel olarak şekillenen bir platform haline getirdi. Ekip 2023 yılında yayımladığı Cracker Island albümünden sonra 2026 Şubat ayında Idles, Omar Souleyman, Johnny Marr, Sparks ve Black Thought gibi isimlerle ortak çalışmaların yer aldığı The Mountain albümünü paylaşmıştı. Türkiye’deki ilk konserini verecek olan Gorillaz’ın, animasyonlar ve görsel anlatılarla şekillenen sahnesinde, farklı dönemlerine atıfta bulunan parçalarının yanı sıra son albümünden parçalara da yer vermesi bekleniyor.

KNEECAP
20 TEMMUZ, KÜÇÜKÇİFTLİK PARK
Belfast çıkışlı Kneecap, hip-hop’ı yalnızca ritim ve söz üzerinden değil, doğrudan politik bir alan olarak kuran projelerden. Mo Chara, Moglai Bap ve DJ Provai’den oluşan proje, Ingilizce ile Irlandaca arasında gidip gelen sözleriyle dil politikalarından kimlik meselesine uzanan sert bir anlatıyı merkezine alırken, mizah ve öfke arasında gidip gelen keskin bir denge kuruyor. Grubun 2024 çıkışlı Fine Art albümü, grubun bu politik duruşunun uluslararası ölçekte daha görünür hale geldiği bir kırılma noktası niteliğinde. Grime, punk ve alternatif hip-hop arasında dolaşan parçalar, yalnızca içerik olarak değil, form olarak da bir karşı duruş hissi yaratıyor. Ingiltere’nin sömürgeleştirme politikalarına karşı duran ve Irlanda’nın bağımsızlığını savunan ekip, geçen sene verdikleri konserlerde Filistin dayanışmasını yüksek sesle dile getirmesiyle de dikkat çekmişti. Bu tavrını sahne performanslarına taşıyan ekibin konserleri, çoğu zaman bir müzik deneyiminden çok kolektif bir ifade alanına dönüşüyor.

BABYLON SOUNDGARDEN
22-23 AĞUSTOS, PARKORMAN
Babylon Soundgarden bu sene de Parkorman’da sınırsız bir ses alanı kuruyor. White Stripes’tan bu yana garage rock köklerine bağlı kalan Jack White, post-punk parçalarıyla son dönemin öne çıkan gruplarından Wet Leg ve blues-punk’a meyleden parçalarıyla The Kills festivalin ana konuklarından. Sene içinde Kabul isimli ilk albümünü yayımlayan Lin Pesto da festivalde yer alacak isimler arasında. Festivalin bir diğer önemli sahnesi ise GLocals. Yerel müzik üretimini görünür kılan bu sahne, elektronik müzikten indie’ye uzanan geniş bir seçki sunuyor. Bu sahnede yer alacak isimler arasında Danae Palaka, Heryol, Pleizel, Sren, Granul, Olabilir!, Vicotüco ve Voyvo bulunuyor.





