Kültürü Kim Korur? -
ArtDog Istanbul genel yayın yönetmeni Şebnem Kırmacı

Kültürü Kim Korur?

Bir kültürün varlığını sürdürmesi için gereken sermaye, o kültür üzerinde ne ölçüde söz sahibi olabilir? ArtDog’un yeni sayısı, sanatın ve kültürel üretimin ekonomik güçlerle ilişkisini tartışırken üreticinin hakkını, yaratıcı bağımsızlığı ve kültürel değerin nasıl korunabileceğini soruyor.

/

Bu sayının kapağı Goethe’nin Faust II eserinden hareketle hazırlanan interaktif bir tiyatro performansının tanıtım görseli. The Mysterious Mr Faust, Tenorman (Giorgos Tziouvaras), 2026. Eser 2026’da Atina’daki To Treno sto Rouf’ta prömiyer yapacak. Prodüksiyon, Faust ve Mephistopheles anlatısını çağdaş bir eksende yeniden yorumluyor. Bu sayının kapağına bir Faust imgesi taşımamızın bir nedeni var. Faust’un Mephistopheles’le yaptığı anlaşmayı düşünmeden kültürün sermayeyle ilişkisini düşünmek neredeyse mümkün değil. Bir tarafta bilgiye, aydınlanmaya ve yaratmaya duyulan sınırsız bir arzu; diğer tarafta bu arzunun gerçekleşmesini sağlayan şeytani para ve güç.

Peki, bir kültürü yaşatmak için ihtiyaç duyulan sermaye, o kültürün üzerinde söz sahibi olabilir mi? Üretimi yapan ile finansal kaynak sağlayan arasındaki sınır nerede başlar? Belki de bugün asıl sormamız gereken kültürü kimin ve neyin finanse ettiği değil, “Kültürü kim koruyor?” sorusu.

Geçen sayımızda ArtDog’un yaşadıklarından yola çıkarak kültür sanatın kırılganlığına bakmıştık. Bu sayıda bir taraftan elinizde tuttuğunuz dergiyi üretirken bir taraftan düşündük, soruları daha da derinleştirdik. Kültürü kim korur? Üreten insanların ve kurumların, onları mümkün kılan sermaye, ortaklık, yatırım, kamu, vergi ve hukuk ilişkileri karşısında hangi hakları olmalı? Bu konular hakkında düşünmeye ve meseleleri masaya yatırmaya devam edeceğiz. ArtDog’da bununla ilgili bir manifesto serisi başlatıyoruz. Sanat kurumlarının, yaratıcı insanların ve kültür yayınlarının bir “anayasa”ya ihtiyacı var mı?…

Bu düşüncelerden hareketle 1989’da Ahmet ve Mehmet Uluğ ile Pozitif’i kuran, caz konserleriyle başlayan, zaman içinde festivallere, Doublemoon’a, Babylon’a, Cappadox’a, Bomontiada’ya ve bugün İstanbul’un kültürel hafızasının parçası olan pek çok yapıya dönüşen hikâyelerini Cem Yegül’e sorduk. Pozitif’in yıllar içinde yarattığı değer yalnızca yatırılan sermayenin sonucu değildi; bir vizyonun, risk almanın, kültürel sezginin ve yıllar boyunca inşa edilen bir emeğin sonucuydu. Dolayısıyla Yegül’e kurucunun yarattığı kültürel değer ile yatırımcının koyduğu finansal sermaye aynı türden bir “hak sahipliği” yaratır mı?  “Sermaye ile ortaklık kurarken kurucunun en başından hangi sınırları ve hangi bağımsızlık alanlarını güvence altına alması gerekir?” ,  « Ortaya çıkan kültürel değer nasıl korunur? diye sorduk.

Mid Akbank
Mid Akbank Mobil

Cem Yegül’ün Mesele Mesafe başlıklı yazısı bu sorulara çok derin bir yerden cevap veren arşiv niteliğinde bir anlatı. Beral Madra’nın yazısı ise aynı meseleyi daha geniş bir tarihsel ve politik çerçeveye taşıyor. Büyük Öteki’nin Rüzgârına Karşı Sanat, sanatın hiçbir zaman boşlukta var olmadığını hatırlatıyor. Savaşlar, siyasal iktidarlar, sermaye, ideolojiler ve değişen kültür politikaları sanatın üretildiği alanı sürekli yeniden biçimlendiriyor. Sanat ise bütün bu güçlerin arasında kendi sesini, özerkliğini ve varlık alanını korumaya çalışıyor ve “direnmeye” devam ediyor. Belki de Cem’in Faust’ undan Beral Madra’nın Büyük Öteki’ sine uzanan hat tam burada kuruluyor: Kültür hiçbir zaman güçten tamamen bağımsız değil. Ama kültürün varlık nedeni, gücü sorgulayabilme ve gerektiğinde ona karşı durabilme özgürlüğünde yatıyor. Bu nedenle mesele yalnızca kültürü kimin finanse ettiği değil, kimin ürettiği. Belki bugün kültür kurumlarının, sanatçıların ve kültür yayınlarının yalnızca yatırımcı sözleşmelerine değil, bir tür “kültür anayasası”na ihtiyacı var: Üretenin hakkını, yaratıcı bağımsızlığı ve kültürel değerin ekonomik çıkardan ibaret olmadığını güvence altına alan bir çerçeveye. Çünkü Faust’un hikâyesi bize çok eski bir şeyi hatırlatıyor:

Bir hayali gerçekleştirmek için güçle anlaşabilirsiniz. Ama bu hayalin size ait kalmasını sağlayacak hiçbir güvence yoksa, bir gün bunun bedelini hayalinizin ta kendisi ödeyebilir.

 Peki, kültürü kim koruyacak?

Resmin Yaratıldığı ve Yıkıldığı Yer

Perili Köşk’ü Hayaletler “ele geçirirse”

0 0,00₺