Haziran 2026 Sergileri -
Onur Kaymak, Tozun Tadı 2, 2025

Haziran 2026 Sergileri

Haziran ayı sanat gündemi, hafıza, aidiyet, göç, beden ve mekân ekseninde şekillenen sergilerle dikkat çekiyor. Bu seçki; kişisel deneyimlerden kolektif belleğe, tarihsel arşivlerden mitolojik anlatılara uzanan geniş bir düşünce alanı açıyor. Kimi sergiler bedeni duygunun ve dönüşümün taşıyıcısı olarak ele alırken, kimileri göç, kültürel miras ve toplumsal hafıza üzerinden geçmişle bugün arasında yeni bağlar kuruyor.

İstanbul’dan Mardin’e uzanan bu rota; Ece Ağırtmış, Yoko Ono, Lara Ögel, Mehtap Baydu ve Olivia Sterling gibi sanatçıların kişisel sergilerinin yanı sıra, 7. Mardin Bienali, “Barajdan Sızanlar” ve “Love, D-Mark and Death” gibi kapsamlı projeleri de bir araya getiriyor. Galeriler, müzeler ve bağımsız sanat mekânlarına yayılan bu seçki, Haziran ayında sanat izleyicisini farklı coğrafyalar, anlatılar ve düşünme biçimleri arasında dolaşmaya davet ediyor.

Ece Ağırtmış’tan ‘Hayat Cangılı’na Vahşi Masallar

Ece Ağırtmış, Wild Tales. Fotoğraf: Sahir Uğur Eren.

Ece Ağırtmış’ın İstanbul Sıraselviler’deki Pilot’ta açılan sergisi Wild Tales, ‘Hayatın Cangılı’ metaforuna yaslanarak ‘büyüme’ süreci ve insanın bu âlem ile kurduğu tartışmalı irtibat ile yetişkinlik olgusunun görünmeyen tuzaklarını tartışmaya açıyor. 

İzmir ve Berlin arasında yaşayan ve çalışan sanatçı sergisinde insan figürünü doğrudan ele almadan, aynı masallar ve canlıları başrole çıkaran ‘fabl’larda olduğu gibi, hayvan temsilleri üzerinden bir anlatı vadediyor. Hayvanlar sergide, salt doğadaki varlıklar olmaktan öte, kişinin büyüyüp iş hayatına atılırken veya toplumla ilişki kurup kendi sınırlarına çarparken tecrübe ettiklerini sembolize ediyor. 

Kişi büyüdükçe daha sert, karmaşık anlamlar kazanan bu anlatılar, beraberinde hayatın kurduğu tuzakları da getirirken, sanatçının kurduğu dünya ziyaretçileri masalsı bir yüzeyin altında saklı duran rekabet, performans, hayatta kalma ve aidiyet gibi unsurları da görünür hale getiriyor. Ağırtmış sergiye dair yaptığı açıklamada, “Bu sergi, işleri ürettikçe yavaş yavaş büyüyen bir ekosistem kurmak gibiydi. Artık bu dünyayı izleyiciye bırakmış olmak beni mutlu hissettiriyor. Kafamda olan birçok konunun birleşimi ve bir tür sağaltımı gibi oldu,” ifadesini kullanıyor. 

Galerinin verdiği bilgiye göre ziyaretçiler sanatçının eserleri ile etkileşim kurduğu zaman çalışmaların yarattığı ‘hatırlatma’ duygusu ile, ortaya açıklanamaz bir ‘aşinalık’ çıkıyor ve yaratılan bu evren, ziyaretçi ve sanatçı tarafından paylaşılan ortak bir hatıraya dönüşüyor. Ağırtmış’ın ironiye başvurduğu eserlerinde, olumsuz seçilen anılar dahi, ironiyle izleyiciyi gülümsetiyor. Onlara alternatif bakış açıları vadediyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar:

  • Tarih: 3 Mart – 18 Nisan
  • Mekân: Pilot Galeri
  • Giriş Bilgileri: Pilot Galeri

“Love, D-Mark and Death” Depo Istanbul’da

Fotoğraf: Zeynep Altıok

Göçün 65. yılında ‘Almancılar’ İstanbul’a dönüyor; Maxim Gorki Theater’ın göçün 65. yılına ithafen hazırladığı Love, D-Mark and Death sergisi İstanbul’da izleyiciyle buluşuyor.

 Berlin’de gerçekleştirilen 7. ve son Berliner Herbstsalon kapsamında üretilen projeden seçilen çalışmalar, Türkiye-Almanya göç tarihine, emek deneyimlerine ve kültürel hafızaya odaklanıyor.

Adını, Berlin merkezli Neue Deutsche Welle grubu Ideal’in 1982 tarihli şarkısından alan sergi, aynı zamanda Aras Ören’in aynı yıl kaleme aldığı ve Almanya’daki göçmenlerin hayal kırıklıklarını konu alan şiirine gönderme yapıyor. Proje ayrıca Cem Kaya’nın 2022 yapımı, Türk göçmenlerin müzikal kültür tarihini ele alan ödüllü belgeseli Love, D-Mark and Death ile de kavramsal bir bağ kuruyor.

Serginin ilk bölümü, Berlin’de Telefunken şirketi tarafından kadın misafir işçiler için kurulan Stresemannstraße 30’daki yurt binasını merkezine alıyor. Belgesel nitelikteki bu bölüm, göçmen kadınların gündelik yaşamlarını, çalışma koşullarını ve kültürel deneyimlerini araştırmaya dayanan bir seçki sunuyor. Emine Sevgi Özdamar’ın yaşam öyküsü ve edebi üretimi de bu anlatının önemli duraklarından biri olarak öne çıkıyor.

Serginin ikinci bölümde ise sanatçılar Almanya ile kurdukları kişisel ve toplumsal ilişkiyi video, heykel, metin ve yerleştirmeler aracılığıyla ele alıyor. Nevin Aladağ, Cana Bilir-Meier, Daniel Knorr, İrfan Önürmen, Emine Sevgi Özdamar ve Ülkü Süngün gibi isimlerin yer aldığı sergi, göçün kültürel mirasını farklı kuşakların perspektiflerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar:

  • Tarih: 8 Mayıs – 27 Haziran
  •  Mekân: Depo Istanbul
  • Giriş Bilgileri: Depo Istanbul

“Yoko Ono: Insound and Instructure” Sakıp Sabancı Müzesinde

Yoko Ono installing Blue Room Event,1966, at Yoko Ono: Half-a-Wind Show, Guggenheim Bilbao, Bilbao, Spain, 2014. Photograph by Erika Ede
© FMGB Guggenheim Bilbao Museoa

Sergi, Yoko Ono’nun şiir, desen, fotoğraf, video, heykel ve enstalasyon gibi farklı mecralardaki üretimlerini bir araya getirerek sanatçının izleyici katılımını merkeze alan özgün yaklaşımını öne çıkarıyor. Ono’nun zihinsel ve fiziksel katılımı esas alan işleri, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkararak sanat üretiminin aktif bir parçası haline getiriyor.

Sanat tarihine yön veren Grapefruit, Cut Piece, Sky Ladders ve Mend Piece gibi erken dönem yapıtların yanı sıra, 1990’lardan itibaren geliştirdiği büyük ölçekli enstalasyonlar ve katılımcı çalışmalar da sergide yer alıyor.

SSM’de açılacak Yoko Ono: Insound and Instructure, Tate Modern, Gropius Bau ve Museum of Contemporary Art Chicago gibi önemli kurumlarda gösterilen Music of the Mind ile birlikte, sanatçının pratiğini son yıllarda en kapsamlı biçimde ele alan iki büyük sergiden biri olarak öne çıkıyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 25 Haziran – 25 Aralık
  • Mekân: Sakıp Sabancı Müzesi
  • Giriş Bilgileri: SSM

7. Mardin Bienali

15 Mayıs’ta kapılarını açan ve 21 Haziran 2026’ya kadar devam edecek olan 7. Mardin Bienali, bu yıl Çelenk Bafra küratörlüğünde “GÖKzemin” başlığıyla düzenleniyor. Bienal, gökyüzü ile yeryüzü, geçmiş ile gelecek, gerçek ile hayal arasındaki ilişkilere odaklanırken, Mardin’in çok katmanlı kültürel ve coğrafi yapısını çağdaş sanat aracılığıyla yeniden okumaya davet ediyor.

Bu yıl bienal, Yukarı Mardin’in ötesine taşarak geniş bir rota üzerinde gerçekleşiyor. Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi, Dilek Sabancı Sanat Galerisi, Kervansaray ve Marangozlar Kahvesi’nin yanı sıra Dara Antik Kenti, Deyrulzafaran Manastırı ve Kızıltepe’deki Ateş Beyler Hamamı bienalin ana mekânları arasında yer alıyor.

20 farklı ülkeden 40’tan fazla sanatçıyı bir araya getiren bienalde Alfredo Jaar, Michael Rakowitz, Hiwa K., Şejla Kamerić, Hamra Abbas, Slavs and Tatars, Canan Dağdelen, Erinç Seymen, Gözde İlkin, Erkan Özgen, Selçuk Artut, Camila Rocha ve Ahmet Doğu İpek gibi uluslararası ve Türkiye çağdaş sanatının önemli isimleri yer alıyor.

Sergilerin yanı sıra performanslar, konuşmalar ve kamusal programlara da ev sahipliği yapan bienal, tüm mekânlarda 21 Haziran’a kadar ziyaret edilebiliyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 15 Mayıs- 21 Haziran
  • Mekân: Mardin Bienali
  • Giriş Bilgileri: Mardin Bienali

Barbare Studio “Temas Bölgesi” Tekirdağ’da

Celine Topsakal tarafından Trakya kırsalında kurulan Barbare Studio, ikinci sergisi Temas Bölgesi ile 14 Haziran’da Tekirdağ’daki Barbare Bağları’nda izleyiciyle buluşuyor. Üç yıldır kurumun rezidans küratörlüğünü yürüten T. Melis Golar’ın küratörlüğündeki sergi, sanatçıları bağların ekolojik yapısına ve görünmeyen ilişkiler ağına odaklanan araştırmalar üretmeye davet ediyor.

Barbare Studio’nun önceki döneminde bağların manzarası, sınırları ve coğrafi konumu üzerine yoğunlaşan çalışmalar yürütülürken, Temas Bölgesi bu kez bakışı toprağın altına çeviriyor. Sergide yer alan sanatçılar, üzüm bağlarını şekillendiren organizmalar, biyolojik süreçler ve simbiyotik ilişkiler üzerinden araziyi yeniden okuyor. Dünyayı yaşayan ve kendi içinde işleyen bir bütün olarak ele alan Gaia Hipotezi, serginin kavramsal çıkış noktalarından birini oluşturuyor.

Edebiyat ve etnografide farklı kültürlerin karşılaşma, çatışma ve dönüşüm alanlarını tanımlamak için kullanılan “temas bölgesi” kavramından hareket eden sergi, insan ile çevresi arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor. Toprağın altındaki yaşamı, atmosferde dolaşan izleri ve çoğu zaman görünmez kalan varlıkların hikâyelerini görünür kılmayı amaçlayan sergide A. Serkan Aka, Action Pyramid, Ayça Ay, Egle Oddo, Elmas Deniz, Ezgi Kılınçaslan, Fırat Engin, İrem Apak, Kıymet Daştan, Orkan Telhan, Pınar Marul, Rozelin Akgün, Sinem Dişli, Tabita Rezaire ve Yasemin Özcan’ın çalışmaları yer alıyor.
Disiplinlerarası bir araştırma ve üretim platformu olarak faaliyet gösteren Barbare Studio, sanatçı rezidansları, sergiler ve çeşitli kamusal programlar aracılığıyla kırsal yaşam, yerel bilgi ve ekolojik dönüşüm üzerine yeni tartışma alanları açmayı sürdürüyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 14 Haziran- 10 Eylül 2026
  • Mekân: Barbare Studio
  • Giriş Bilgileri: Barbare Studio

“Barajdan Sızanlar” Salt Beyoğlu’nda

Salt Online izniyle

Salt’ın “Barajdan Sızanlar” sergisi, Gülce Özkara’nın programını üstlendiği ve Haig Aivazian, Monira Al Qadiri, Al-Wah’at Collective, Mehmet Ali Boran, Can Candan, Aslıhan Demirtaş, Alia Farid, Metincan Güzel, Emre Hüner, Evrim Kaya, Yelta Köm, Fredj Moussa, Dima Srouji, Aslı Uludağ ve Merve Ünsal’ın eserlerini bir araya getirdiği bir yapı içinde, Doğu Akdeniz’den Körfez’e uzanan geniş bir coğrafyada sanatçıların üretimleri üzerinden, sömürgeci çerçevelerin ötesine geçen bir “yerdeşlik” fikrini tartışmaya açıyor.

Ulus-devlet sınırlarını aşan ortak tarihsel deneyimlere ve coğrafyalar arası dayanışma ihtimallerine odaklanan sergi, birlikte var olmanın başka yollarını hayal ediyor. Adını insan hakları avukatı Noura Erakat’ın “Barajı yarıp geçiyoruz; mücadeleye devam edin” sözünden alan bu yaklaşım, altyapıları; sızıntıların, gediklerin ve direnişin imkânları olarak ele alıyor. Dingin görünen bir akarsuyun aniden taşması gibi, bastırıldığı sanılan hafıza da beklenmedik anlarda yüzeye çıkabiliyor.

Sergi, bu ortak zemini kurarken özellikle arazinin hafıza ve arşivle kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Barajlar, kanallar, petrol kuyuları ya da gözetim sistemleri sadece fiziksel çevreyi değil, o çevrede kurulan toplumsal ve kültürel ilişkileri de dönüştürüyor. Buna rağmen kolektif hafıza silinmiyor; aksine toprağa, suya, gündelik mekânlara kazınıyor. Nehirler, bataklıklar, sokaklar ya da kahvehaneler, geçmişin izlerini taşıyan canlı arşivler olarak varlığını sürdürüyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 22 Nisan – 23 Ağustos 2026
  • Mekân: Salt Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Salt Beyoğlu 

“Locus Affectus” Galerist’te

Galerist izniyle

Sanatçı Lara Ögel’in Locus Affectus sergisinde, Latince locus affectus, duygunun bedende ya da mekânda tutunduğu, hissedildiği ve harekete geçtiği alanı ifade ediyor. Ögel bu kavramı sergisinde iki yönlü ele alıyor; bedeni bir yer olarak konumlandırıyor, duyguyu ise hem belirleyen hem dönüştüren bir kuvvet olarak düşünüyor. Seramik heykeller, sulu boya izleri ve kitap kapağı çalışmaları, katmanlar birer birer çözüldüğünde geriye ne kaldığını sorguluyor. Kil, burada yalnızca bir malzeme olmaktan çıkıp düşüncenin bedene dönüştüğü bir araca dönüşüyor; akışkan, yarılan ve üst üste binen formlar kontrol ile rastlantı arasındaki gerilimi görünür kılıyor.

Sergi, ayrılmayı bir arşiv olarak ele alıyor; her katmanın kendi izini taşıdığını ve bir tür tanıklık ürettiğini gösteriyor. Bedeni anlamın, inancın ve ritüelin taşındığı bir eşik olarak okuyor. Bu nedenle yarıklar ve açıklıklar, temasın ve geçişin mümkün olduğu alanları işaret ediyor. Simone Weil’in yerçekimi ve inayet arasındaki gerilimine yaslanarak, neyi bıraktığımızı ve neyin yükselmesine izin verdiğimizi sorguluyor; duygunun bedende ve mekânda nasıl yer ettiğini yeniden düşünmeye çağırıyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar:

Tarih: 27 Nisan – 13 Haziran 2026
Mekân:
Galerist Beyoğlu
Giriş Bilgileri: Galerist Beyoğlu

 Seni Sevmek Çok Zor!” Arter’de

Güne Hazırlık, 2018, Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Mehtap Baydu’nun Türkiye’deki ilk kurumsal kişisel sergisi “Seni Sevmek Çok Zor!”, Arter’de beden, nesne ve performans arasındaki geçişkenliği odağına alıyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği sergi, Baydu’nun performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri bir araya getirerek çok katmanlı bir deneyim alanı oluşturuyor. Sanatçının 2019’da Berlin’de gerçekleştirdiği Nefes (Atem) performansı da sergi kapsamında yeniden yorumlanarak mekâna taşınıyor.

Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği sergi, Baydu’nun yeni üretimlerini ve yakın dönem işlerini bir araya getirerek kimlik, beden ve temsil üzerine akışkan bir düşünme alanı açıyor. Arzunun yarattığı mesafe, temas ve yokluk hissi, kalıp alma gibi üretim süreçleri üzerinden yeniden ele alınıyor. Çoğaltma, iz bırakma ve parçalama gibi yöntemlerle şekillenen işler, kolektif ve dönüşen bir beden fikrine işaret ediyor. Mekânsal kurgu ise seramik, bronz, kumaş ve cam gibi farklı malzemelerle üretilen işlerin süreç kayıtları ve performatif izleriyle birlikte okunmasına imkân vererek, yapıtları aradalık ve dönüşüm ekseninde deneyimlemeye davet ediyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 29 Nisan – 15 Kasım 2026
  • Mekân: Arter
  • Giriş Bilgileri: Arter

“Temenos: İç Deniz” Zeyrek Çinili Hamam‘da

Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

Zeyrek Çinili Hamam, Santa Fe merkezli sanatçı Margaret R. Thompson‘ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi  Temenos: İç Deniz ’i Anlam de Coster küratörlüğünde sunuyor. 16. yüzyıla tarihlenen hamamın altında keşfedilen Bizans sarnıcı için özel olarak üretilen ve ilk kez sergilenen tuval ve ipek üzerine resimler ile ses ve koku müdahalelerinden oluşan sergi, kapsanmayı dönüşümün bir koşulu olarak inceliyor.

Margaret R. Thompson, kökeni Antik Yunan’a uzanan temenos kavramından yola çıkıyor. Temenos, gündelik yaşamdan ayrıştırılmış kutsal bir alanı; insan ile ilahi olan arasındaki geçişi mümkün kılan koruyucu bir sığınağı ifade ediyor. Psikolojik bağlamda ise kavram, kişinin bilinçdışıyla güvenli biçimde karşılaşabileceği bir tür içsel barınağı tanımlıyor. Sergide kelimenin farklı anlamları iç içe geçiyor. Serginin küratörlüğünü Anlam de Coster üstleniyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 17 Nisan – 30 Ağustos 2026
  • Mekân: Zeyrek Çinili Hamam
  • Giriş Bilgileri: Zeyrek Çinili Hamam

“Jöle” Dirimart Pera’da

Dirimart izniyle

Dirimart, Olivia Sterling’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisi “Jöle”yi sunuyor. Sergi, meyve, aşk ve koyu renk gibi imgeleri değişen güç ilişkileri içinde ele alarak onların nasıl dönüşüp parçalandığını ve yeniden kurulduğunu inceliyor. Müzler ile meyveyi ilişkilendiren şiirsel geleneklerden beslenen bu çerçeve, sanatsal üretimi tüketilebilir bir kaynak olarak gören romantik bakışları da sorguluyor.

Sterling’in işleri ilk bakışta eğlenceli ve parlak bir görsellik sunsa da, yiyecek, beden ve leke temaları üzerinden örtük hiyerarşileri ve yapısal eşitsizlikleri görünür kılıyor. Kompozisyonlarda yer alan harfler ve renk işaretleri, ırk ve kimliğin dil aracılığıyla nasıl kurulduğunu sorgulayan bir sistem oluşturuyor. Canlı ve yoğun renkler zamanla parçalanıp kontrol edilebilir formlara indirgenirken, sergi aşk, renk ve arzunun yalnızca duygusal değil aynı zamanda ideolojik araçlar olarak nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 7 Mayıs – 14 Haziran 2026
  • Mekân: Dirimart
  • Giriş Bilgileri: Dirimart

“Sıcak Prova” Sanatorium’da 

Sanatorium izniyle

Eda Sütunç’un Sıcak Prova başlıklı kişisel sergisi, heykel, fotoğraf, video ve metin aracılığıyla var olmanın alternatif yollarını araştırıyor. Sergi; taşıma, bağ kurma ve kırılganlık kavramları üzerinden, kusursuzluk ve verimlilik odaklı normları sorguluyor ve ilişkilenmenin daha esnek biçimlerini öneriyor. Sanatçı, bedeni yalnızca bir temsil alanı olarak değil; düşünmenin, denemenin ve dönüşümün gerçekleştiği aktif bir zemin olarak ele alıyor.

Süreç odaklı bir yaklaşımla şekillenen sergi, taşıma eylemini fiziksel bir durumun ötesine taşıyarak etik ve duygusal bir mesele olarak inceliyor. Yük kavramını sorumluluk, bakım ve karşılıklı bağımlılık üzerinden yeniden tanımlıyor; izleyiciyi belirsizlikle birlikte kalmaya ve insan ile insan-olmayan varlıklar arasındaki ilişkileri kırılganlık üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 7 Mayıs – 27 Haziran 2026
  • Mekân: Sanatorium
  • Giriş Bilgileri: Sanatorium

“Grotesk Fanteziler” Galeri Siyah Beyaz’da

Gökhan Tüfekçi, Cin Düğünü, 2026, tuval üzerine akrilik

Gökhan Tüfekçi, nam-ı diğer Kara Gözüktü Kaptan, “Grotesk Fanteziler” başlıklı solo sergisiyle Galeri Siyah Beyaz’da izleyiciyle buluşuyor. Gökhan Tüfekçi, Anadolu ve Asya kültürlerinden gelen mitleri, toplumsal hafızayı, korku ve taşkın ruh hâllerini renkli ancak karanlık bir sahne kurgusu içinde yeniden ele alıyor. Minyatür sanatının istifleme ve perspektifi bozma geleneği, sanatçının elinde yoğun ve katmanlı kompozisyonlara dönüşerek anlamın çoğaldığı bir görsel yapı kuruyor.

Sanatçı, halk anlatıları, söylenceler ve gündelik hayat imgelerini bir araya getirerek geçmiş ile bugünü iç içe geçiren yeni kurgular oluşturuyor. Minyatür estetiğini kendi diliyle yeniden yorumlayan Tüfekçi, yoğun renk ve figür kullanımıyla işleri tuvalin ötesine taşıyarak mekâna yayıyor; duvar resimleri ve üç boyutlu formlarla sergi alanını bütünlüklü bir sahneye dönüştürüyor. Sokak dili, çocukluk imgeleri ve absürt öğelerle beslenen bu dünya, ironi üzerinden kurulan çok katmanlı bir anlatı sunuyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 8 Mayıs – 20 Haziran 2026
  • Mekân: Galeri Siyah Beyaz
  • Giriş Bilgileri: Galeri Siyah Beyaz

“CONCENTRATE” Ruzy Gallery’de

Ruzy Gallery izniyle

Tom Fellows’un Türkiye’deki üretim pratiğine odaklanan “CONCENTRATE” başlıklı kişisel sergisi, Ruzy Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Tom Fellows’ın yeni işlerinden oluşan bu seçki, malzemenin dönüşüm süreçlerini, yüzeyde biriken zaman izlerini ve hafızayı görünür kılıyor. Sergi, yoğunlaşma kavramını hem zihinsel bir odaklanma hâli hem de malzemenin fiziksel olarak sıkışıp dönüşmesi üzerinden ele alarak düşünce ile maddeyi aynı düzlemde buluşturuyor.

Sanatçının resim ve heykel arasında konumlanan üretimleri; katmanlama, aşındırma, sıkıştırma ve ısı gibi tekrar eden müdahalelerle sürekli bir dönüşüm süreci yaratıyor. Yüzey bu süreçte sabit bir sonuç değil, zamanın ve emeğin biriktiği canlı bir kayıt alanına dönüşüyor. İlk bakışta durağan görünen işler, aslında jeolojik bir oluşumu andıran yavaş bir değişim sürecini taşıyor; böylece birikim yapıyı, basınç ise formu belirleyen temel unsurlara dönüşüyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 7 Mayıs – 25 Ağustos 2026
  • Mekân: Ruzy Gallery
  • Giriş Bilgileri: Ruzy Gallery

“Seriler Arası Yolculuk” CerModern’de

CerModern izniyle

Serdar Leblebici’nin “Seriler Arası Yolculuk” başlıklı sergisi, CerModern’de izleyiciyle buluşuyor. Serdar Leblebici’nin üretim pratiği, modern ve klasik sanat referanslarına verilen kişisel tepkiler üzerinden şekilleniyor ve sanatçı, sanat tarihinin kendisini yeniden yorumlayan bir yaklaşım benimsiyor. Resim, seramik ve karma tekniklerde geliştirdiği diliyle Leblebici, mevcut görsel gelenekleri yeniden düşünerek kendine özgü mitolojik ve kavramsal bir alan kuruyor.

Sanatçının işleri, dışavurumcu renk kullanımı, informel yapı ve figüratif kırıntıların birleşiminden oluşan bir görsel sentez sunuyor. Özellikle portrelerinde, girdap gibi yoğunlaşan renk alanları içinden bakan antropomorfik göz motifi dikkat çekiyor; bu bakış hem resme hem izleyiciye güçlü bir karşılık veriyor. Leblebici, gerçekliği birebir temsil etmekten çok, yeni bir görsel gerçeklik kurmayı hedefleyerek renk, ışık ve karanlık ilişkisini merkeze alan bir anlatı geliştiriyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 8 Mayıs – 21 Haziran 2026
  • Mekân: CerModern
  • Giriş Bilgileri: CerModern

“MASADA III” Galeri Bu’da

Şeyma Türk, Lonely Seven, MDF Üzerine Akrilik Boya, 60 x 84 cm, 2026

Sanatçılar Şevval Konyalı, Şeyma Türk ve Umut Yalım’ın işleri, oyun ve yemek kavramlarını farklı algı katmanları üzerinden ele alıyor. Yetişkin öznenin hafızasında oyun geçmişe ait bir duygu olarak yeniden belirirken, çocuklukta yemek; oyunun ardından gelen bir ödül, bir ritüel ve bir bekleyiş olarak anlam kazanıyor. Sergi, bu iki alan arasındaki ilişkiyi bir karşılaşma olarak ele alıyor.

Eserlerden hareketle tasarlanan yemekler; oyun sonrası yemeğe yüklenen arzu, heyecan ve bekleyiş hâllerini ortak bir kavramsal çerçevede buluşturarak çocukluğa ait gündelik ritüelleri yeniden görünür kılıyor. Bu noktada yemek yalnızca tüketilen değil; hafızayı tetikleyen, zamanı katmanlandıran ve izleyiciyi kendi deneyim alanına geri çağıran bir araç hâline geliyor. Böylece izleyici, görsel ve duyusal olarak kurgulanan bu deneyimde çocukluk hâliyle yeniden temas ediyor.

MASADA III, nostaljiyi yalnızca bir çağrışım olarak değil; şimdi içinde yeniden kurulan, bedensel ve duyusal olarak deneyimlenen bir alan olarak ele alıyor. Hafıza, arzu ve duyusal deneyimin kesişiminde konumlanan sergi, izleyiciyi bireysel ve kolektif deneyimler arasında gidip gelen çok katmanlı bir karşılaşmaya davet ediyor. Serginin küratörlüğünü E. Ezgi Özer üstleniyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 8 Mayıs- 14 Haziran 2026
  • Mekân: Galeri Bu
  • Giriş Bilgileri: Galeri Bu

”Var Yok: Anıtsı” Yunt’ta

Üç bölüm hâlinde bir yıla yayılan serginin ikinci durağı, katılımcılar Metehan Özcan ile Mona Mahall ve Aslı Serbest’in uzun soluklu araştırmaları üzerinden geçmiş ve geleceğe alternatif bakışlar öneriyor.

Metehan Özcan’ın sergide yer alan fotografik imgeleri ve kolajları, kent içinde kırsal, endüstriyel ve evsel mekân unsurlarını harmanlayarak sınırların seyreldiği, tekinsizlik hissiyle yüklü sahneler kurguluyor. 2017’den bu yana sürdürdüğü Kahramanlar serisi, sanatçının İzmir’deki Kahramanlar Köprüsü’nün metal ayaklarında rastladığı “birikmelere” odaklanıyor. Seri, alışılagelmiş kent manzaralarının aksine, artık kimseye ait olmayan ve göz ardı edilen şeylerin kanal boyunca yan yana geldiği kolektif bir hatırat sunuyor. Rehberde Meslekler (2019) ve Çevrimiçi İş İlanları (2026) serisi, sanatçının süregelen performanslarını daha spekülatif bir zemine taşıyarak mahrem kabul edilen alanların bir “yabancı” ile ne kadar kolay paylaşılabildiğine dair sorular üretiyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 6 Mayıs 2026 – 16 Ağustos 2026
  • Mekân: Yunt
  • Giriş Bilgileri: Yunt

“Sébah&Joaillier, Tepta’nın Işığında” Schneidertempel Sanat Merkezi‘nde


Schneidertempel Sanat Merkezi’nde gerçekleşen “Sébah&Joaillier, Tepta’nın Işığında” sergisi, Osmanlı’nın önemli fotoğraf arşivlerinden birini Tepta Aydınlatma’nın ışık kurgusuyla bir araya getirerek fotoğraf, hafıza ve mekân ilişkisini odağına alıyor.

1857 yılında Pascal Sébah tarafından kurulan ve daha sonra Polycarpe Joaillier’nin katılımıyla büyüyen Sébah&Joaillier, İstanbul’un mimarisini, sokaklarını ve gündelik yaşamını belgeleyen fotoğraflarıyla 19. yüzyıl Osmanlı toplumuna dair önemli bir görsel arşiv oluşturdu. Sergide yer alan koleksiyon, Joaillier ailesinin beşinci kuşak torunu Fabrizio Casaretto’nun uzun yıllara yayılan araştırmaları sonucunda yeniden görünür hale geliyor.

Fotoğraf ile ışık arasındaki ilişkiye odaklanan sergi, bazıları artık var olmayan mekânları ve tarihe karışmış kişileri taşıyan arşiv görüntülerini mekânsal bir deneyim içinde ele alıyor. Sergi, Pazartesi günleri dışında her gün 11.00–18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

OLİMPOS SERGİLERİ IV, Natürmort, Eski Posta Han’da

Sinan Orakçı, Natürmort, 2025

Olimpos Sergileri IV: Natürmort”, sanat tarihinin temel türlerinden biri olan natürmortu odağına alıyor. Taner Ceylan’ın küratörlüğünde gerçekleşen sergi; Ayşe Uluçay, Chorus of Body, Defne Hadiş, Ece Erbil, Hilmican Özdemir, Manolya Çelikler, Onur Kaymak, Özge Akdeniz ve Sinan Orakçı’nın üretimlerini bir araya getiriyor.

Yaklaşık iki yıla yayılan mentörlük süreci boyunca sanatçılar, natürmort kavramını kendi pratikleri, araştırmaları ve malzeme tercihleri üzerinden ele alıyor.

Klasik anlamıyla nesnelerin temsiline dayanan natürmort, sanat tarihinde gündelik yaşam, zaman, fanilik, sahip olma ve ölüm düşüncesiyle ilişkilendirilen temel türlerden biridir. Sergi, bu geleneği günümüz sanatçılarının üretimleri aracılığıyla ele alırken; nesnelerin, imgelerin ve malzemelerin çağdaş sanat içindeki farklı kullanım biçimlerine odaklanıyor. Resim, heykel, yerleştirme ve farklı mecralarda üretilmiş eserler bir araya geliyor.

Sergi, her gün 11.00-19.00 saatleri arasında Eski Posta Han’da ziyaret edilebilir.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 12–26 Haziran 2026
  • Mekân: Eski Posta Han

Martch Art Project “Daha İyi Bir Yer”

Let me Tell You A Secret, 2026, 100×140 cm, Oil on canvas / Tuval üzeri yağlı boya

Cenk Düzyol’un Martch Art Project’teki ikinci kişisel sergisi “Daha İyi Bir Yer”, sanatçının son dönem üretimlerini bir araya getiriyor. Daha önceki çalışmalarında olduğu gibi metin ve görüntü ilişkisini sürdüren sergide, figürlerin yerini ağırlıklı olarak manzara öğeleri alıyor. Gökyüzünde beliren yazılar, ufuk çizgileri ve farklı doğal görünümler, serginin görsel dünyasını oluşturuyor.

Sergide yer alan resimler; akrilik ve yağlı boya teknikleriyle üretilmiş manzara kompozisyonlarından oluşuyor. Yazı ve imgeyi bir araya getiren bu çalışmalar, çeşitli doğal çevre tasvirleriyle birlikte izleyiciye sunuluyor. Sanatçının üretimlerinde sıklıkla yer verdiği metinsel unsurlar, bu sergide de resimlerin önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 4 Haziran–4 Temmuz 2026 
  • Mekân: Martch Art Project
  • Giriş Bilgileri: Martch Art Project

“ARKHE: Karanlık” MERKUR’de

Özge Kahraman, Ad Lucem Descendimus, tuval üzerine akrilik, 200 x 250 cm.

Özge Kahraman’ın kişisel sergisi “ARKHE: Karanlık”, 12 Mayıs–20 Haziran 2026 tarihleri arasında MERKUR’de izleyiciyle buluşuyor.

Serginin kavramsal çerçevesi, Antik Yunan düşüncesinde “arkhe” kavramına dayanıyor. “Arkhe”, var olan her şeyin kökenini ifade eden; başlangıç noktasının yanı sıra varlığın ortaya çıkmasını mümkün kılan ilk ilke, ilk madde ya da ilk güç anlamlarına gelen bir kavram olarak ele alınıyor. Presokratik düşünürlerin evrenin temelini anlamaya yönelik farklı arkhe yorumları, görünen dünyanın altında daha temel bir gerçeklik bulunduğu fikrine işaret ediyor.

ARKHE: Karanlık” başlıklı sergi, bu kavramsal zeminden hareketle karanlığı yokluk olarak değil, biçim kazanmamış olanın potansiyeliyle ilişkilendiriyor. Bu bağlamda karanlık, başlangıç sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Serginin referans noktalarından biri olan mağaralar, su, mineral ve taşın uzun zaman içinde oluşturduğu doğal yapılar olarak yer alıyor.

Özge Kahraman, yaklaşık on beş yıldır sürdürdüğü mağara araştırmaları üzerinden yeraltı alanlarını fiziksel bir mekân olmanın yanı sıra oluşum süreçlerine dair bir düşünme alanı olarak ele alıyor. Sanatçının üretimlerinde kullandığı noktalama tekniğiyle oluşturulan yüzeylerde binlerce nokta bir araya gelerek mineral dokuları ve katmanlı taş yapısını çağrıştırıyor.

Sergi, mağaralarda karşılaşılan oluşumlara ve bu mekânların deneyimine odaklanan çalışmalarla birlikte sunuluyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 12 Mayıs–20 Haziran 2026
  • Mekân: MERKUR
  • Giriş Bilgileri: MERKUR

“İç İçe” Öktem Aykut’ta

Bora Başkan, Talihsiz Halklar, 2026

Bora Başkan ve Mesut Öztürk’ün “İç İçe” başlıklı sergisi, 3 Haziran–25 Temmuz 2026 tarihleri arasında Öktem Aykut’ta izleyiciyle buluşuyor. Serginin açılışı 3 Haziran Çarşamba günü gerçekleşti.

Sergide, sahil temalı farklı zaman dilimlerine ait izlenimler bir araya geliyor. Alacakaranlıkta düşük çözünürlüklü bir cep telefonu kamerasıyla çekilmiş sahil görüntüleri, öğle saatlerinde güneş altında Knidos aslanı, akşamüstü kayalıklardan denize atlayan gençler, plajda tavla oynayan yaşlılar ve sahilde karşılaşılan çeşitli sahne ve nesneler sergide yer alan görsel anlatılar arasında bulunuyor. Kruvazör, sahil, restoran ve farklı gündelik sahne unsurları kompozisyonlarda tekrar eden ögeler olarak öne çıkıyor.

Bora Başkan çizim ve resimleriyle, Mesut Öztürk ise seramik heykel ve yerleştirmeleriyle sergide yer alıyor. Üretimlerini birbirlerinden bağımsız şekilde sürdüren iki sanatçının işleri ilk kez 2026 yılının Şubat ayında USGD tarafından düzenlenen Artshow’da birlikte sergilendi. Sanatçıların eserleri, bu sergide bir araya getirilerek sunuluyor.

Mesut Öztürk’ün daha önce bir serisine verdiği “Alevler” başlığı, sergi hazırlık sürecinde yeni bir eser ailesine dönüşüyor. Sergi, sanatçıların üretim süreçlerine dair ifadelerine de yer veriyor. Bora Başkan, yüzey anlayışındaki değişimlerden ve üretimindeki dönüşümlerden söz ederken; Mesut Öztürk, çalışmalarında malzeme ve formdaki değişimleri ve güncel toplumsal ve küresel durumlara ilişkin etkileri ifade ediyor.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 3 Haziran–25 Temmuz 2026 
  • Mekân: Öktem Aykut
  • Giriş Bilgileri: Öktem Aykut

“Yılların Köpüğü” X-İst’te

Serkan Yüksel, Kaplan Pozu, Kalıp kağıdı ve ilaç kutularına elle kesim, kolaj, sprey boya, 95.5 x 144.5 cm çerçeveli, 2026

Serkan Yüksel’in “Yılların Köpüğü” başlıklı sergisinde yer alan çalışmalar, belirli edebi metinlerden hareketle üretilmiştir. Julio Cortázar, Samuel Beckett ve Boris Vian gibi yazarların metinleri, sanatçının üretim sürecinde referans olarak kullanılmıştır.

Yüksel’in pratiğinde tekrar eden figürler arasında bitkiler, kafesler, kökler, sular ve mimari yapılar yer alır. Farklı dönemlerde üretilen desenler, güncel çalışmalar içerisinde yeniden kullanılarak bir araya getirilmiştir. Bu durum, sanatçının farklı dönemlere ait üretimlerinin aynı sergi içerisinde bulunmasını sağlar.

Sergide yer alan figürler; bekleyen, sıkışan, dönüşen ya da bulunduğu çevreyle ilişkili olarak ele alınan varlıklar olarak görülür. Çeşitli kompozisyonlarda kafes, su, bitkisel formlar ve bedensel öğeler birlikte yer almaktadır.

Eserlerde ilaç kutuları, koruyucu yapılar, dikenli bitkiler ve organik formlar gibi öğeler de bulunmaktadır. Sergide yer alan çalışmalar, sanatçının daha önceki üretimlerinden gelen görsel öğelerle birlikte sunulmaktadır.

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 11 Haziran- 18 Temmuz 2026
  • Mekân: X-İst
  • Giriş Bilgileri: X-İst

“80 Yıldır Yarınlardayız” Salt Galata’da

80 Yıldır Yarınlardayız sergisi, 1946 yılında kurulan Garanti BBVA’nın seksen yıllık tarihini Türkiye’nin ekonomik, toplumsal, kültürel ve teknolojik dönüşümüyle birlikte ele alıyor.

Sergi, bankanın kuruluşundan bu yana oluşan kurumsal hafızayı finansal sistemlerin dönüşümünden gündelik yaşama, iletişim dilinden görsel kültüre uzanan geniş bir çerçevede sunuyor. Garanti BBVA’nın Türkiye ve dünyayla kurduğu uzun soluklu ilişki, arşiv çalışmaları üzerinden görünür hale getiriliyor. Serginin temelini, Salt tarafından Nisan 2023’te başlatılan kapsamlı arşiv çalışması oluşturuyor. Bu kapsamda arşiv belgeleri, görsel materyaller ve çeşitli objeler ile birlikte bankanın tarihinde yer almış kişilerle yapılan görüşmeler de sergide yer alıyor.

Sergide bankanın tarihindeki önemli dönüm noktaları, teknolojiyi merkezine alan yaklaşımı ve müşteri deneyimindeki dönüşüm süreçleri ele alınıyor. Kurumsal kimlik, reklam iletişimi, toplumsal yatırım ve sürdürülebilirlik gibi başlıklar altında arşivden seçilen belge, video, obje ve yayınlar bir araya getiriliyor.

Garanti BBVA Arşivi’nde yer alan görsel ve yazılı içerikler, veri görselleştirme, algoritmik sistemler ve yapay zekâ destekli analiz yöntemleriyle işlenerek sunuluyor. Ziyaretçiler, dokunmatik alanlar aracılığıyla arşiv içeriğini etkileşimli olarak inceleyebiliyor.

Serginin proje  yürütücülüğünü Deniz Ova ve Derya Açar Ergüç üstlenirken, dijital deneyim tasarımı NOHLAB tarafından gerçekleştirildi.”

Sergiyi ziyaret etmek için detaylar: 

  • Tarih: 3 Haziran – 30 Eylül 2026
  • Mekân: Salt Galata
  • Giriş Bilgileri: Salt Galata

TALDANS’ın 30 Yıllık Yolculuğu

0 0,00