Bir Diyalog Tasarlamak -

Bir Diyalog Tasarlamak

Fuorisalone 2026, Milano genelinde tasarımı kesintisiz bir diyalog, dönüşüm ve paylaşılan bir deneyim olarak yeniden çerçeveledi.

/

Geçtiğimiz hafta, miart’ın hemen ardından Milano’nun sokakları ve meydanları yeniden tasarımın, yaratıcılığın ve alışverişin küresel sahnesine dönüştü. 1.500’ün üzerinde etkinlik, 700’den fazla marka, 20’ye yakın bölge ve 500’ü aşkın mekânla Fuorisalone 2026, ölçeğini bir kez daha ortaya koydu. Bu rakamlar tek başına çok şey anlatıyor, avlu ve palazzo önlerindeki uzun kuyruklar da buna eşlik ederek Milano Tasarım Haftası‘nın kent genelindeki boyutuna olan ilginin sürekli büyüdüğünü gözler önüne seriyor. Burada odak, Salone del Mobile’in ötesine geçerek kentin dokusunun içine işliyor.

Her yıl olduğu gibi yine Milano’nun mahallelerine dağılan Fuorisalone, Brera’dan Portello’ya uzanan bir coğrafyada Be the Project temasıyla şekillendi. Tema tasarımı, tamamlanmış, durağan ve kendi içine kapalı bir nesne olarak ele almak yerine açık uçlu, gelişen ve bağlamıyla derinden iç içe geçmiş süregelen bir süreç olarak çerçeveledi. Bu anlamıyla tasarım, yalıtılmış hâlde var olan değil, insan, mekân ve zamanla sürekli etkileşim halinde bir alan.

Bu yaklaşım özellikle yerleştirmelerin çevreleriyle kurduğu diyalogda belirgin biçimde hissedildi. Palazzo del Senato avlusunda, Škoda Auto’nun Ooooh, that’s EpiQ! işi, oyun hamuru dilini kullanarak dönüşüm fikrini irdeledi. Canlı renkleri ve yumuşak, neredeyse barok biçimleriyle enstalasyon, yuvarlanmış kil bir peyzaj gibi açılarak oyunsu, dokunsal ve yukarıdaki katı mimarinin tezatında bir duruş sergiliyordu. Ziyaretçilere küçük plastilin kapları dağıtılarak her birinin bu kolektif kompozisyona kendi parçasını eklemesi istendi. Böylece, tasarımın asla yalnız başına gerçekleşmeyen, paylaşılan deneyimlerin, etkilerin ve etkileşimlerin sonucu olduğu fikri, basit ama etkili bir jestle görünür hâle geldi.

Benzer bir mekân – müdahale diyaloğu, dekor tasarımcısı Andy Hillman’ın büyük ölçekli yerleştirmesinin binayı sardığı 10 Corso Como’da karşımıza çıkıyordu. Dev bir ahtapot, kollarını cephenin üzerine, başının belirdiği çatıya ve iç mekânlara doğru uzatarak yapı ile yerleştirme arasındaki sınırı bulanıklaştıran sürekli, kapsayıcı bir varlık yaratıyordu.

İstanbul Modern 2
İstanbul Modern 2 Mobil

İnşa edilmiş çevre ile doğa arasındaki ilişki de bir o kadar belirgin bir yer tutuyordu: doğa burada yalnızca bir arka plan olarak değil, hem insan yaşamının hem de tasarımın özü olarak ele alındı. Bu yaklaşım, 2026 açık hava koleksiyonunu sunan Molteni&C’nin, küratörlüğünü Vincent Van Duysen’in üstlendiği ve yerleştirme konsepti Elisa Ossino Studio imzası taşıyan projesinin merkezindeydi. Proje, Via Senato 14’teki Garden Senato‘yu altı farklı bölgeden oluşan özenle kurgulanmış bir peyzaja, çağdaş bir cennete dönüştürdü. Her alan, insan müdahalesi ile doğal varlık arasındaki farklı bir dengeyi keşfederek birlikte varoluş üzerine ince bir yansıma sunuyordu.

“Molteni&C’nin Tasarım Haftası 2026 için tasarladığı sergi hiç kuşkusuz büyük bir başarıydı,” diyor Venezia, Firenze ve Milano’da Via Senato 14 dahil pek çok tarihi mekânı yöneten etkinlik prodüksiyon şirketi Art Events‘in Başkanı Filippo Perissinotto. “Garden Senato, mimari ile doğa arasındaki dengesi sayesinde zaten özünde çok yönlü bir mekân. Bunun gibi projeler ise bu potansiyeli açığa çıkarıyor, hem mekânın kimliğini hem de enstalasyonun ardındaki vizyonu güçlendiren bir diyalog yaratıyor.”

Burada diyalog, mekânsal tasarımın çok ötesine geçerek duyusal alana uzanıyordu. Bahçeden ilham alan ses peyzajlarından meyve ve sebzelerden oluşan heykeli düzenlemelere, hatta yeşil tonlu kokteyllere kadar her ayrıntı projenin Responsive Nature temasını yansıtıyordu. Tasarım yalnızca bakılacak bir şey değil, görme, işitme, dokunma ve tatma yoluyla tam anlamıyla bir deneyime dönüşüyordu.

Benzer şekilde katmanlı bir yaklaşım, tasarımcı Jean-Guillaume Mathiaut ile geliştirilen ve tarihi Chiostro del Cappuccio‘da (Via Cappuccio 3-5) sergilenen Byredo’nun In Conversation With projesini de tanımlıyordu. Malzeme ile bellek, biçim ile algı arasında çok katmanlı bir diyalog olarak tasarlanan enstalasyon, avluyu bir etkileşim mekânına dönüştürdü. Ahşap heykeller, çevredeki yeşillik, tasarımcının varlığı ve mekâna yayılan kokular dinamik ve evrilen bir alışverişe katkıda bulundu. Buna beklenmedik, neredeyse oyunsu bir unsur da eklendi: mekânda dolaşan dev bir kedi, ziyaretçiler arasında sessizce sürpriz ve katılım anları yarattı.

Deneyim ve immersiyon, Fuorisalone 2026 boyunca öne çıkan iki temel eksen olarak belirginleşti. Özellikle ışık, hem bir tasarım aracı hem de duyusal bir ortam olarak ele alınıyor, mekânı biçimlendirirken algıyı da çoklu boyutlarda harekete geçiren bir unsur hâline geliyordu. Bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri, JTI’ın ısıtmalı tütün markası Ploom’un, bu yılın en ileri görüşlü yerleştirmelerinden biri olarak anılan Feel the Aura projesiydi. Brera Site’da (Via delle Erbe 2) konumlanan yerleştirme, görsel unsurlar, koku ve tadı bir araya getiren özenle kurgulanmış bir duyusal yolculuk olarak tasarlandı. Merkezde ise teknolojinin bir amaç değil, araç olarak konumlandığı belirgin şekilde insan odaklı bir yaklaşım vardı, izleyicilere kendi duyusal kimliklerini keşfetme ve ifade etme imkânı tanınıyordu.

Bireysel ile kolektif, geçmiş ile gelecek, doğa ile insan müdahalesi arasında gidip gelen Fuorisalone 2026, farklı sesleri ve bakış açılarını bir araya getirdi. Palazzo Citterio’daki When the Apricots Bloom’dan, Mediateca Santa Teresa’da Veuve Clicquot imzalı Chasing the Sun’a ve tarihi Piscina Romano’da 6:AM’in OVER AND OVER AND OVER AND OVER yerleştirmesine uzanan program, tasarımın geleneksel sınırlarını genişletmeye devam eti. Fuorisalone, giderek daha fazla, kendisini bir karşılaşma ve kültürel değişim platformu olarak konumlandırıyor; burada tasarım yalnızca nesneler veya mekânlarla ilgili değil, nasıl yaşadığımızı, etkileşim kurduğumuzu ve birbirimizle ilişki kurduğumuzu şekillendiren bir pratik olarak okunuyor.

“Tasarım Haftası sona erdiğine göre Venedik Bienali kapsamında uluslararası yaratıcıları ağırlamaktan heyecan duyuyoruz,” diye Filippo Perissinotto espri yapıyor.

Pınar Yeğin’den Bir “Kendini Gerçekleştirme” Anlatısı

0 0,00