Offgrid Art Project’te “An Meselesi” -
Stand and Face Me! Bu Arada Çıkış Neredeydi?, ahşap üzerine akrilik, kuru boya, pastel ve arşivsel kağıt üzerine fine art baskı, 122x108 cm, 2026.

Offgrid Art Project’te “An Meselesi”

Offgrid Art Project’te 24 Mayıs 2026’ya kadar izlenebilen “An Meselesi”, Aslı Çelikel ve Kübra Su Yıldırım’ın üretimlerini bir araya getirerek acıyı tekil bir deneyim olmaktan çıkarıp zamana yayılan, bedende ve gündelik hayatta iz bırakan bir hâl olarak ele alıyor. Melis Bektaş küratörlüğündeki sergi, yasın kapanış değil süreklilik taşıyan bir eksiklik olduğunu hatırlatırken; resim ve fotoğraf arasında kurulan diyalog üzerinden kırılma anlarını, artakalanı ve görünmeyeni düşünmeye davet ediyor.

Offgrid Art Project, 2 Nisan – 24 Mayıs 2026 tarihleri arasında Aslı Çelikel ve Kübra Su Yıldırım’ı bir araya getiren An Meselesi başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Melis Bektaş’ın üstlendiği sergi, acıyı tekil bir olay olarak değil, bedende iz bırakan, zamanla yön değiştiren ve farklı yoğunluklara evrilen bir deneyim olarak ele alıyor. Bugünün hız odaklı dünyasında rahatsız edici duyguların hızla bastırılmasına yönelik eğilim, acıyı çoğu zaman aşılması gereken bir sorun gibi konumlandırıyor. An Meselesi ise bu refleksi tersyüz ederek, acıyı açıklama ya da yatıştırma çabasına girmeden, onun insanı nasıl yerinden ettiğine ve yaşamın akışında nasıl kırılmalar yarattığına odaklanıyor.

Void Bloom, ahşap üzerine akrilik kuru boya ve pastel, 70×90 cm, 2026.

Acının İzinde Kırılma Anlarında

Sergide yas, bir kapanıştan ziyade, kayıpla birlikte sürüp giden katmanlı bir deneyim olarak düşünülüyor. Bu yaklaşım, hayatın akışında beliriveren ani duraksamaları görünür kılarken, aynı zamanda kişiler arası ilişkilerde ortaya çıkan kırılganlık, sorumluluk ve dikkat biçimlerini de tartışmaya açıyor. Resim ve fotoğrafın iki ayrı mecrada kurduğu anlatı, bu ortak zeminde kesişiyor.

Kübra Su Yıldırım’ın resimleri sembollerle örülü bir iç dünyaya açılıyor. Sanatçı, benliği sabit bir merkez olmaktan çıkararak parçalanan ve yeniden kurulan bir alan olarak ele alıyor. Cinsiyetin ötesine geçen bedenler, çoğalan yüzler ve maskeyi andıran ifadeler, tekil bir “ben” fikrini sürekli olarak dağıtıyor. Tanımsız mekânlar ve tekinsiz peyzajlar, anlatıyı zamansız bir düzleme taşırken, çıkış tabelası, makas ya da adı konmayan büyüyen formlar gibi imgeler, acının bir hikâyeden çok düzen bozucu bir hâl olduğunu hissettiriyor. Sergi için üretilen dokuz resimde, her bir anlatı diğerine eklemlenerek ilerliyor; resim, çözüm sunmak yerine düğümü görünür ve açık bırakıyor.

Gökyüzündeki Delik, SOHO, NYC, arşive metalik, diasec baskı. 90x60cm.

Aslı Çelikel’in fotoğrafları ise büyük olaylardan çok gündelik hayatın “sonrasına” odaklanıyor. Sahipsiz ayakkabılar, işlevini yitirmiş yara bantları, lavaboda beliren kan lekesi ya da şehir manzarasına yerleşen bir beden… Bu imgelerde, Roland Barthes’ın “punctum” kavramını hatırlatan bir etki öne çıkıyor: fotoğrafın içindeki küçük bir ayrıntı, izleyiciyle kişisel ve beklenmedik bir temas kuruyor. Çelikel’in kadrajında punctum, olayın kendisinden ziyade, onun ardından geriye kalan boşlukta beliriyor. Böylece fotoğraf eksilmenin ve artakalanın taşıyıcısına dönüşüyor.

Besteci Yağız Oral’ın ses tasarımının eşlik ettiği sergi, yasın çoğu zaman bir kapanışla değil, eksiklikle sürdüğünü hatırlatıyor. An Meselesi, hızlı iyileşme anlatılarına mesafe alarak, acının nerelerde bastırıldığını, nerelerde taşındığını ve nasıl başkalarına temas edebildiğini görünür kılıyor.

Karaköy’de Zamansız Katmanlar

0 0,00