Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi -
Suyun Hatırladıkları, Viyana, fotoğraf: Robert Puteanu

Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi

Sinopale, Uluslararası Sinop Bienali, 20. yılında 10. edisyonuyla Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi başlığı altında sanatçıları, yerel toplulukları ve farklı coğrafyalardan gelen bilgi biçimlerini Sinop’ta buluşturuyor. 2 Eylül’de başlayan üretim sürecinin ardından ana sergi 25 Eylül’de Sinop Askeri Gazino Binası’nda açılıyor.

/

Sinopale 10. edisyonu, adını Sinoplu bir balıkçının sözünden alıyor: Karada akıl yürür, denizde sezgi. Sinop’un denizle kurduğu tarihsel ve gündelik ilişkiyi çıkış noktası olarak alan küratöryel çerçeve, günümüzün belirsizliklerle ve çoklu krizlerle şekillenen dünyasında bilgi üretmenin, karar vermenin ve birlikte yaşamanın farklı biçimlerini tartışmaya açıyor.

Küratöryel yaklaşımın temel soruları arasında yer alan Deniz, aklın tek başına bilemeyeceği neleri bilir? sorusu, bienalin düşünsel çerçevesini belirliyor. Bienal bu sorudan hareketle denizi yalnızca serginin konusu ya da Sinop’un doğal arka planı olarak değil, farklı bilgi ve ilişki biçimlerinin taşıyıcısı olarak ele alıyor. Deniz ekosistemleri, balıkçılar, kent toplulukları, hayvanlar, bitkiler, rüzgâr ve mimari de bu çerçevede sanat üretiminin çevresindeki unsurlar olmaktan çıkarak sürecin parçaları hâline geliyor.

Suyun Hatırladıkları, Viyana, fotoğraf: Robert Puteanu

Bedensel Bilgi ve “Dikkatlilik”

Deniz Kırkalı’nın kaleme aldığı küratöryel metin, bölgesel istikrarsızlık, iklim krizi ve yapay zekânın bilgi üretimi üzerindeki etkileriyle şekillenen günümüzde rasyonel düşüncenin tek başına yeterli olmadığı fikrinden hareket ediyor. Bunun karşısında ise bedensel ve duyusal bilgi biçimlerine, ekolojik ilişkilere ve çevreye karşı daha duyarlı yaşama pratiklerine dikkat çekiyor.

Kırkalı’nın metinde üzerinde durduğu kavramlardan biri attentivity, yani “dikkatlilik”. Küratör, dikkatin giderek metalaştırıldığı ve ekonomik bir değere dönüştürüldüğü günümüzde “dikkatlilik” kavramını çevremizde henüz kavrayamadığımız şeylere karşı açık olmanın bir yolu olarak kullanıyor. Bu yaklaşım, insan dışındaki varlıkları da birer arka plan değil, öğretmen, işbirlikçi ve yeni toplumsal ilişkilerin ortak üreticileri olarak düşünmeyi öneriyor.

Sinopale 10’un belirleyici özelliklerinden biri, üretim sürecini sergi açılışından önce başlatması. Hazır eserlerin bir sergi mekânına taşınması yerine sanatçılar 2 Eylül’den itibaren Sinop’ta yerel zanaatkârlar, topluluklar ve gönüllülerle birlikte çalışarak eserlerini üretiyor. Bu süreç sonucunda ortaya çıkan çalışmalar 25 Eylül’de açılacak ana sergide bir araya gelecek.

Bu yöntem aynı zamanda Sinopale’nin 2006’dan bu yana geliştirdiği paylaşıma dayalı sanat üretimi modelinin devamı niteliğinde. Yerel katılım ve imece anlayışını merkeze alan bienal, sanatı yalnızca sergilenen nihai eser üzerinden değil; birlikte öğrenme, üretme ve paylaşma süreci olarak değerlendiriyor.

Suyun Hatırladıkları, Viyana, fotoğraf: Robert Puteanu

23 Sanatçı ve İnisiyatif Sinop’ta

Sinopale 10’un katılımcıları arasında Adina Mocanu, Aleksi Soselia, Ali Kazma, Angela Bonadies, Angelo Plessas, Anna Dziapshipa, Anuar Duisenbinov, Ayesha Hameed, Burak Kabadayı, Collective MASI, Evrim Kavcar, Eylem Ertürk, Ezgi Tok, Fisherwxmen, Giorgi Khasaia, İpek İpekçioğlu, Kadir Kayserilioğlu, Loop N Tale, Natalia Nebieridze, Paky Vlassopoulou, Paloma Proudfoot, Serkan Aka ve Tanja Ostojić bulunuyor.

Ana serginin yanı sıra performanslar, film gösterimleri, atölyeler ve kamusal etkinlikler de bienal boyunca kente yayılacak. Programın farklı bölümleri Hal Sinop Buluşma Merkezi, Sinop Sabahattin Ali Kültür Merkezi ve Sinop Mimarlar Odası Binası gibi mekânlarda gerçekleştirilecek.

Tuna’dan Karadeniz’e: “Suyun Hatırladıkları”

Bienalin paralel programlarından biri Suyun Hatırladıkları (What Waters Remember). Viyana İklim Bienali ve Brunnenpassage iş birliğiyle gerçekleştirilen projenin ikinci aşaması Sinopale 10 kapsamında Sinop’a taşınıyor.

Çiğdem Borucu, Susana Ojeda ve Zuzana Ernst’in yürüttüğü proje, suyu fiziksel bir varlık olmanın yanı sıra bireysel ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olarak ele alıyor. Mayıs ayında Viyana’da başlayan proje, Viyana’nın yeraltı sularından Karadeniz’in ritimlerine uzanan kolektif bir dinleme pratiği öneriyor. Projenin merkezinde yer alan derin dinleme / deep listening ise unutmaya karşı bir direnme ve sessizleştirilmiş sesleri duyulur kılma yöntemi olarak değerlendiriliyor.

Viyana’daki ilk aşamada Brunnenmarkt bölgesinin altındaki yeraltı suları ile İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma bir sığınağın tarihine odaklanan proje, Sinop’ta Karadeniz’in ritimleri, hikâyeleri ve ekolojik gerçeklikleri üzerinden devam edecek. Tuna Nehri’nin suyu ve hafızası da iki coğrafya arasında bir karşılaşma jesti olarak Viyana’dan Sinop’a taşınacak.

Suyun Hatırladıkları, Viyana, fotoğraf: Robert Puteanu

Program kapsamında 30 Eylül’de Akliman ve Hamsilos’ta katılıma açık dinleme atölyeleri düzenlenecek. Toplanan sesler, hikâyeler ve bedensel deneyimler projenin ortak arşivine dâhil edilecek. 3 Ekim’de düzenlenecek Collective Walk with Waters ise Sinop içinden Şehir Kulübü’ne uzanan kolektif bir yürüyüş olarak gerçekleştirilecek. Sinopale 10, böylece 20. yılında denizi yalnızca sanatın konusu olarak değil, kentle birlikte üretmenin, yerel bilgiye kulak vermenin ve farklı yaşam biçimleri arasında yeni ilişkiler düşünmenin başlangıç noktası olarak ele alıyor. Ana sergi 25 Eylül’de açılırken bienal, kentin farklı noktalarına yayılan programıyla 15 Kasım 2026’ya kadar devam edecek.

Bir Asırlık Üretim Kültürü

0 0,00₺