Eylül 2026 Sergileri -
SweetSeperation, Neon, Nancy Atakan Dilek Aydın

Eylül 2026 Sergileri

Eylül ayıyla birlikte İstanbul’un kültür-sanat takvimi yeniden hareketleniyor. Yazın ardından yeni sezona hazırlanan müze ve galeriler peş peşe açılan sergilerle İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanındaki sanat rotasını yeniden şekillendiriyor. Çağdaş sanatın farklı kuşak ve disiplinlerinden isimleri bir araya getiren yeni sergilerden, çağdaş Türk sanatçıların eserleriyle öne çıkan programlar, sonbahar sezonunu başlatıyor. ArtDog Istanbul editörleri, bu hareketli yeni sezonun başlıca sergilerini sizin için derledi.

Eylül ayında kültür-sanat takvimi oldukça yoğun bir şekilde sezona girişini yapıyor. İstanbul’dan Bayburt’a uzanan sanat rotası, çağdaş sanatın farklı kuşaklarından sanatçıları ve farklı üretim süreçlerini bir araya getiriyor. Kapsamlı seçkiler ve kişisel sergileri güncel meselelerle buluşturan sergiler sezon boyunca farklı anlatılar ve tecrübeler sunuyor. Resim ve heykelden yerleştirmelere, dinletilerden deneyim paylaşımlarına uzanan farklı ifade biçimleri, sergilerin sınırlarını genişletiyor. Kimlik, aidiyet, doğa, ve dönüşüm gibi farklı eksenlerde şekillenen programlar; misafirlerini sonbaharla birlikte yeniden hareketlenen çağdaş sanat gündemini yakından takip etmeye davet ediyor.

Arter’de 4 Sergi

Mehtap Baydu’nun Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi Seni Sevmek Çok Zor! Arter’de gerçekleşiyor. Sanatçının performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılan sergi, beden ile nesnenin etkileşime girdiği çok katmanlı bir deneyim alanı sunuyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği Seni Sevmek Çok Zor!, sanatçının performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılıyor. Beden ile nesnenin etkileşime girdiği çok katmanlı bir deneyim alanı sunan sergi, sanatçının kişisel belleğinde yer eden anlatıları ve öğeleri dönüştürerek; farklı kimliklere bürünerek yerleşik tanımlara ve kimliklere başkaldıran bir akışkanlığa işaret ediyor. Baydu’nun yeni üretimlerini ve yakın dönem eserlerini bir araya getiren sergi kapsamında, sanatçı 2019’da Berlin’de kamusal alana açılan vitrinli bir mekânda gerçekleştirdiği Nefes (Atem) performansını da gerçekleştirecek.

Seni Sevmek Çok Zor! Sergiden görünüm Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz

Arter’deki bir diğer sergi Atlas 1/137,035999’da, çeşitli bitkiler, mineraller ve solüsyonlarla çalışan Tayfun Erdoğmuş, maddenin farklı katmanlarını ve dönüşümlerini öne çıkarıyor. Erdoğmuş’un uyguladığı deneysel süreçler, yerleşik tanımları genişletiyor. Eda Berkmen küratörlüğündeki serginin başlığı, Atlas 1/137,035999, matematiksel bir sabite referans verirken aynı zamanda serginin düşünme biçimini tarif ediyor. Sergide yer alan çalışmalar doğa, madde ve dönüşüm ilişkilerinin matematiksel sabitler üzerinden şekillenen soyut yüzey araştırmalarına odaklanıyor. Farklı malzeme ve üretim yöntemleriyle elde edilen eserler, resmin yüzey ve maddeyle kurduğu ilişkiyi yeniden ele alıyor.

İsimsiz (Etütler) serisinden (detay), Tayfun Erdoğmuş

Arter’de yer alan Gökyüzü Şekerdendi başlıklı grup sergisi, 24 sanatçının Arter Koleksiyonu’nda yer alan eserlerini “ev/yuva” ve “yurt” kavramları etrafında bir araya getiriyor. Sergi; resim, fotoğraf, yerleştirme, heykel ve video gibi farklı materyallerden ve bir kısmı yakın zamanda koleksiyona dahil edilen çeşitli eserlerden oluşuyor. Ev, aidiyet, yerinden edilme ve arayış gibi temaların izini süren Gökyüzü Sekerdendi sergisi, geride bırakılan ama hafızada taşınmaya devam eden yuvalar, ait olduğumuz coğrafyalar ve yabancı diyarlara uzanan yolculuklar üzerinden “yurt” kavramının farklı anlamlarına odaklanıyor. 

Hüseyin Bahri Alptekin H-Faktörü: Misafirperverlik/ Husumet serisinden 2003–2007, fotoğraf: Murat Germen

Yapım Aşamasında ise, Arter’in 2010’da İstiklâl Caddesi’ndeki ilk binasında başlayıp Eylül 2019’dan bu yana Dolapdere’de sürdürdüğü sergiler programı kapsamında üretimine destek verdiği üç yüzü aşkın yapıt arasından bir seçki sunuyor. Bir kısmı daha sonra Arter Koleksiyonu’na dahil edilen bu eserler, sergi için gerçekleştirilen yeni üretimlerle birlikte izleyiciyle buluşuyor. Sanatsal üretime verdiği desteği kuruluşundan bu yana programının temel unsurlarından biri olarak konumlandıran Arter, farklı mecra ve üretim pratiklerinden sanatçıların yaratım süreçlerine çeşitli ölçeklerde eşlik ediyor. Bu destek kapsamında hayata geçirilen proje ve eserler, bugüne dek kişisel ve karma sergiler aracılığıyla sergilendi. Yapım Aşamasında, kurumun uzak ve yakın tarihli geçmiş sergileri kapsamında üretilmiş olan bu eserlerden bazılarını, bu kez Arter’in kurumsal geçmişini de serginin bağlamına dahil ediyor.

Sergiden görünüm, 2026, fotoğraf: Murat Germen

Sergileri Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: Seni Sevmek Çok Zor! 15 Kasım 2026’ya kadar,

          Atlas 1/137,035999 24 Haziran – 3 Ocak 2027,

          Gökyüzü Şekerdendi 19 Eylül 2026-28 Mart 2027,

          Yapım Aşamasında 14 Mart 2027’ye kadar

  • Mekan: Arter, Dolapdere
  • Giriş Bilgileri: Arter

Pera Müzesi’nden İki Yeni Sergi  

Cumhuriyetin Kamera Arkası sergisi, erken Cumhuriyet dönemine odaklanan ve geleneksel sergileme ve arşiv standartları açısından çoğu zaman göz ardı edilebilecek, hatta belli yönleriyle “veri çöplüğü” olarak adlandırılabilecek bir arşivin parçası olan birçok fotoğrafa görünürlük kazandırıyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları Arşivi’nden seçilen fotoğraflar, 1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan bir zaman aralığını kapsıyor. Sergideki fotoğrafların çoğunluğu Cumhuriyet gazetesi foto muhabirleri Selahattin Giz ve Namık Görgüç tarafından çekilse de, önde gelen diğer basın fotoğrafçılarına ait pek çok kareyi de içeriyor. Görsel haberin filtrelenmemiş ve gündelik atıkları olan bu fotoğraflar Türkiye’de foto muhabirliğin perde arkasına ışık tutarken bir yandan da dönemin ezilen ve dışlanan öznelerini, yoksulları, mahkumları, sokaktaki insanları öne çıkarıyor. Bu yönüyle gündelik hayatın gayri resmi tanıklığını yaparak cumhuriyetin kamera arkasını belgeleme işlevi görüyor.

Darülfünun Konferans Salonu önünde (Tayyare Piyangosu çekilişini) bekleyenler, Beyazıt, İstanbul, 1930’lar, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları Arşivi

Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım,  Frank Bowling’in yapıtlarını, Britanya sanatının önemli isimleri Francis Bacon ve Victor Willing’in eserleriyle bir araya getiriyor. Küratör Alistair Hicks’in Bowling’in yapıtlarına “müdahaleler” olarak nitelendirdiği ve “Bowling’in resimleri arasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olan birer pusula” olarak tanımladığı  Francis Bacon ve Victor Willing’in eserleriyle birlikte sergi, üç ressamın birbirinden ayrılan ve kesişen yönlerini görünür kılıyor. Yaşayan önemli soyut ressamlardan biri olan Bowling’in yapıtlarını İstanbul’da ilk kez izleyiciyle buluşturan sergi,  İkinci Dünya Savaşı sonrası Britanya resmini şekillendiren deneysel yaklaşımı ve Bowling’in bu mirası kendi pratiğinde nasıl dönüştürdüğünü yeniden düşünmeye açıyor. Sergi, soyutlama ile figürasyon arasındaki yerleşik ayrımları yeniden üretmek yerine, yeni sanatsal arayışların ortak deneyimlerden ve aynı temel soruya verilen farklı yanıtlardan doğduğunu gösteriyor: Resim neye dönüşebilir?

Frank Bowling Babamın Portresi,1960, Tuval üzerine yağlıboya, 84 × 58.5 cm

Sergileri Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: Cumhuriyet’in Kamera Arkası: 29 Eylül 2026 – 28 Mart 2027,Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım: 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027
  • Mekan: Pera Müzesi, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Pera Müzesi

İş Bankası Resim ve Heykel Müzesi’nde Tanıdığımız Ressamlar

Küratörlüğünü Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun üstlendiği 1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar sergisi, Türkiye İş Bankası ve Arkas koleksiyonlarından yaklaşık 200 eseri bir araya getiriyor. Sergi, 20. yüzyılın başlarında ilk sanat eğitimlerini İstanbul’da aldıktan sonra Paris’e resim eğitimine gönderilen ve 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla yurda dönen ve “1914 Kuşağı” olarak anılan ressamlara odaklanıyor. Bu kuşağın temsilcileri İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Sami Yetik, Ali Sami Boyar, Hüseyin Avni Lifij, Mehmed Ruhi Arel, Nazmi Ziya Güran ve Hikmet Onat’ın yanı sıra hocaları, çağdaşları ve yetiştirdikleri sanatçılarla birlikte ele alan sergi, 1914 Kuşağı’nın Türk resim sanatı üzerindeki etkisini bütüncül bir bakışla sunuyor. Sanatçıların Paris’te başlayan eğitimleri, savaşla kesilen yolculukları, İstanbul’a dönüşleri, değişen sanat ortamı ve sonraki kuşaklarla ilişkileri aynı anlatının parçaları olarak ele alınıyor.

İbrahim Çallı, Gül Koklayan Kadın

Sergileri Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

Borusan’dan İki Sergi

Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu‘ndan seçilen eserleri bir araya getiren ve Borusan Contemporary’ye ev sahipliği yapan ve bir zamanlar hayalet söylenceleriyle anılan Perili Köşk’ten esinlenen Haunted sergisi;  yapının tarihi hafızasını, veriler, algoritmalar ve yapay zeka sistemlerinin şekillendirdiği görsel dünyayla buluşturuyor. Gerçeklik, hafıza, temsil ve insan-sonrası estetik gibi güncel konulara odaklanan “Perili | Haunted”, izleyiciyi geçmiş ile gelecek, insan ile teknoloji arasında kurulan yeni ilişki biçimlenmeleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola ve Zimoun gibi yeni medya pratiğinden sanatçıları Kemal Önsoy‘un desenleriyle buluşturan seçki, teknoloji ile insan, gerçek ile simülasyon ve fiziksel ile dijital arasındaki sınırları belirsizleştiren bir deneyim alanı sunuyor.

Memo Akten, Dalgalar 2.0: Toprak , 2023 Özel yazılım, yapay zekâ, makine öğrenmesi, derin öğrenme, gizil difüzyon modelleri, 8′ döngü Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu

Fotoğraf sanatında ölçek, perspektif ve mekân algısı üzerine çalışan Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Zaman Mekân Geometri, sanatçının kırk yılı aşkın üretiminden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Antik kentlerden metropollere, şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanan fotoğraflarında ölçek ve perspektifle oynayarak tanıdık manzaraları gerçeküstü görüntülere dönüştüren Barbieri, kuşbakışı çekimleriyle mimariyi, doğayı ve kent dokusunu alışılmışın dışında bir bakışla ele alıyor. Gerçek ile kurgu arasındaki sınırları belirsizleştiren sanatçı, büyük ölçekli fotoğraflarıyla mekan, mesafe ve algıyla oynayarak alışılmışın dışında bir bakış açısı sunuyor.

Olivo Barbieri, site specific_HOUSTON 12

Sergileri Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarihler: 19 Eylül 2026-15 Ağustos 2027
  • Mekan: Borusan Contemporary, Sarıyer
  • Giriş Bilgileri: Borusan Contemporary

Sadberk Hanım Müzesi’ndenSeyahat Sanatı” Sergisi

Seyahat Sanatı , 15. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan geniş bir zaman diliminde, Osmanlı topraklarına yapılan yolculuklar ve seyahat motivasyonları üzerinden kurgulayarak 300’ü aşkın eseri bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Merve Uca’nın üstlendiği sergi, seyahati yalnızca bir yer değiştirme değil, bilinçli bir seçme ve kaydetme pratiği olarak ele alan seyahatnâmeleri odağına alıyor. Rahmi M. Koç ve Caroline Koç koleksiyonlarından seçili ödünç eserlerin de yer aldığı sergide seyahatnâmelerin yanı sıra; Albrecht Dürer, Jacopo Ligozzi ve Louis-François Cassas‘nin de aralarında olduğu isimlerin eserleri, dönemi yansıtan tablolar, diplomatik hediyeler, haritalar ve dönemin Osmanlısını belgeleyen kaynaklar da sergide yer alıyor. 

Sergiden görünüm

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 23 Mayıs 2027 ‘ye kadar
  • Mekan: Sadberk Hanım Müzesi, Sarıyer
  • Giriş Bilgileri: Sadberk Hanım Müzesi

Nancy Atakan ve Dilek Aydın’ın Ortak Sergisi ‘‘Sweet Separation’’ Pi Artworks’de

Nancy Atakan ve Dilek Aydın’ın ortak sergisi tekstil, metin ve arşiv yerleştirmelerini katılımcı hikayeleriyle bir araya geliyor. Sweet Separation, doğum yapmanın getirdiği ayrılık ve başlangıcı ele alıyor. Anne ile bebeğin fiziksel ayrılımının bir sondan ziyade yenilik olduğunu vurgulayarak yeni bir hayatın, kimliğin oluşumunu öne çıkarıyor. 

Sergi sürecinde yapılacak “Open Microfon” oturumları ise katılımcıları kendi doğum hikayelerini paylaşmaya davet ediyor. Bu paylaşımlarla beraber kişisel deneyimlerin ayrılık, başlangıç ve dönüşüm kavramlarıyla kurduğu farklı ilişkilerin görünür kılınması hedefleniyor.

Nancy Atakan, Mersin Hastanesi, 2005/ Sergiden Fotoğraflar

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar: 

  • Tarih: 17 Eylül – 31 Ekim
  • Mekân: Pi Artworks, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Pi Artworks

‘‘Anka Kuşu Kalesi’’ Sanatorium’da

Christiane Peschek, gerçek olmayan bir dünyanın hayalini kurarak sergi alanını geniş bir deneyim alanı olarak değerlendiriyor. Sergi, insan bedeni ile doğadaki dönüşüm süreçleri arasındaki ilişkiyi iki kata yayılan deneyim odaklı odalar ve eserler üzerinden anlatıyor. Merve Ünsal küratörlüğünde hazırlanan sergi, bu yaklaşımı farklı malzeme ve yerleştirmeler üzerinden ele alıyor. Fiziksel ve duyusal geçişler sağlamak adına sergide, ses yerleştirmeleri ve tütsü yakımı gibi süreçler de yer alıyor. Altı hafta boyunca haftadan haftaya evrilecek olan serginin üst katındaki dört çalışma, farklı yeryüzü koşulları üzerinden değişimi, dönüşümü ve belleğin bütünlüğünü ele alacak. Anka Kuşu Kalesi, bu değişimler üzerinden bellek, yenilenme ve farklı varoluş biçimleri arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

THE TIRED, Sergiden fotoğraflar

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar: 

  • Tarih: 17 Eylül – 31 Ekim
  • Mekân: Sanatorium, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Sanatorium

Galerist “Labor of Love” ile 25. Yılını Kutluyor

Labor of Love sergisi, Galerist bünyesinde yer almış olan sanatçılarla kurulmuş bir sergi olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 50 sanatçının eserlerinden oluşan sergide portreler yer alırken her bir eserin ve sanatçının Galerist ile kesişen yolculuğun bir simgesi olarak görülmesi amaçlanıyor. Emek ve adanmışlık kavramlarını odağına alan sergide yer alacak isimler arasında Semiha Berksoy, Nil Yalter, Michael Craig-Martin ve Erwin Wurm da bulunuyor. Sergi, bu geniş seçki üzerinden Galeristin 25. yılını kutluyor ve sanatçılarıyla şekillenen geçmişini yeniden ele alıyor.

Güçlü Öztekin, İsimsiz 106, 2012 Kraft kâğıdı üzerine akrilik 91 x 75 cm Fotoğraf: Nazlı Erdemirel

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar: 

  • Tarih: 16 Eylül – 7 Kasım
  • Mekân: Galerist, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Galerist

“Making Worlds. Systems of Being,” Sevil Dolmacı’ da

Making Worlds. Systems of Being, gerçekliği ve varoluş sistemlerinin boyutunu merkezine alıyor. Gerçekliğin yapısının kurallarını incelerken anlamlandırma sürecinin ve gerçekliği yeniden şekillendirebilme imkanlarını araştırıyor. Uluslararası ve yerli 10 sanatçının eserlerini bulunduran sergide Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Sofia Mitsola ve Ekrem Yalçındağ gibi isimler de yer alıyor. Serginin küratörü Dorothea Strauss, Villa İpranosyan’ın mevcut mimari özelliklerini sergi düzenine dahil ederek küratöryel yapıyı da görünür kılıyor.

Serkan Özkaya, photosensitive paper

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar: 

  • Tarih: 9 Eylül – 9 Ekim 2026
  • Mekân: Sevil Dolmacı Gallery, Villa İpranosyan
  • Giriş Bilgileri: Sevil Dolmacı

İstanbul Modern’de Yeni Sergi

İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi Aynı Mavinin Altında, müzenin Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Koleksiyon Sergi Salonu’nun yanı sıra farklı katlarına yayılarak Türkiye’den ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların yapıtlarını tarihsel ve tematik eksenlerde bir araya getiriyor. Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın 1940’lardan bu yana geçirdiği dönüşümü izleyen sergi, özellikle 2000’li yıllardan itibaren uluslararası sanatçıların yapıtlarıyla kurulan ortaklıklar aracılığıyla koleksiyona dair yeni bakış açıları sunuyor.

Adını farklı zaman ve deneyimleri birbirine bağlayan mavi renginden alan sergide mavi; deniz, ufuk, düş, özgürlük, mesafe ve yakınlaşma gibi kavramlarla ilişkilendiriliyor. Serginin ilk bölümü, 1940’lardan 2000’lere uzanan dönemde Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın gelişimini ele alıyor. Soyut sanatın erken örneklerinden figüratif anlatımın farklı biçimlerine uzanan bu seçki, sanatçıların değişen estetik yaklaşımlarının yanı sıra üretimlerinde öne çıkan toplumsal ve estetik meselelere de yer veriyor.

Elif Uras, Bu Çark Zor Dönüyor, 2024

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 8 Eylül 2026-2027 sonuna kadar
  • Mekan: İstanbul Modern, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: İstanbul Modern

Yoko Ono’dan Tematik Bir Sergi: “İçses ve İçyapı”

Yoko Ono: İçses ve İçyapı sergisi, kariyerine 1950’lerin sonlarında New York’un avangart sanat çevresinde başlayan Yoko Ono’nun yetmiş yılı aşan sanatsal üretiminden kapsamlı bir seçkiyi bir araya getiriyor. Sanatçının erken dönem çalışmalarının da aralarında bulunduğu 67 yapıtın yer aldığı sergi; talimat parçaları ve kavramsal işlerden performans, film, enstalasyon ve katılımcı yapıtlara uzanarak Ono’nun farklı disiplinlerde şekillenen sanat pratiğine odaklanıyor. Sergi adını, Ono’nun 1964’te ortaya attığı ve serginin kavramsal çerçevesini oluşturan içses ve içyapı kavramlarından alıyor. Bahçe de dahil olmak üzere, Sakıp Sabancı Müzesi’nin tüm mekânlarına yayılan sergi, sanatçının kariyerinin farklı dönemlerinden yapıtları hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış ve insanlar arası bağlar gibi temalar etrafında buluşturuyor.

Yoko Ono, Şaşırt, 1971 ve Daire Çizme Resmi, 1964

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 27 Aralık 2026’ya kadar
  • Mekan: Sakıp Sabancı Müzesi, Sarıyer
  • Giriş Bilgileri: Sakıp Sabancı Müzesi

“Denizaşırı Özer Kabaş ve Zamanları” Sergisi Salt’ta

Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın yeni sergisi Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları, sanatçı, eğitimci ve yazar Özer Kabaş’ın (1934–1998) 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimini ve Türkiye’nin kültür tarihindeki yerini inceliyor. Kabaş’ın resim, özgün baskı, takı tasarımı, tiyatro ve sinema alanlarındaki üretimlerini arşiv belgeleriyle bir araya getiren sergi, sanatçının Robert Kolej’deki öğrencilik yıllarından Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki akademisyenlik dönemine uzanan pratiğinin izini sürüyor. Kabaş’ın sanatın farklı disiplinlerine ilgisini ve üretimlerini bir araya getiren Denizaşırı, sanatçının sanat eğitimine yaklaşımına ve dönemin kültür ortamına katkılarına da odaklanıyor.

Kırlangıç Fırtınası Başladı,1997, Salt Araştırma, Özer Kabaş Arşiv

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 16 Eylül 2026 – 14 Mart 2027 
  • Mekan: SALT, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: SALT

“Silinmenin Manzaraları” DEPO İstanbul’da

Silinmenin Manzaraları, geç Osmanlı dönemindeki modernleşme ve merkezileşme süreçlerinden Cumhuriyet dönemine uzanan kültürel, ekolojik ve toplumsal tahribatı, Türkiye’nin farklı bölgelerinde araştırma yürüten sanatçıların üretimleri üzerinden ele alıyor. Sergideki yapıtların bir bölümü coğrafyada görünür ve görünmez hâle gelen izlerden hareketle bastırılmış hafızaya odaklanırken, bir bölümü ise bu izlerin silinmesinde rol oynayan iktidar mekanizmalarını ve araçlarını araştırıyor. Seçkide yer alan sanatçıların büyük bölümü üretimlerini diasporada sürdürüyor. Sergi, sanatçıların geride bıraktıkları coğrafyayla kurdukları ilişkiyi ve bu coğrafyanın kültürel bellekleri üzerindeki etkisini de odağına alıyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan çatışmalar, tarihsel kıyım ve yıkımlar ile bunlara karşı geliştirilen hatırlama pratikleri serginin temel tartışma zeminini oluşturuyor.

Ece Gökalp, After Anahit

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih:16 Eylül – 21 Kasım 2026 
  • Mekan: DEPO Istanbul, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: DEPO

“the sun and the mountain” Dirimart Dolapdere’de

Ugo Rondinone’nin Dirimart ve İstanbul’daki ilk kişisel sergisi the sun and the mountain, sanatçının Mountain serisinden 20 yeni heykeli ile gündoğumu ve günbatımı temalı 14 suluboya çalışmasını bir araya getiriyor. Sergi, dağ, deniz ve gökyüzü gibi doğal formlardan hareketle Rondinone’nin doğa, zaman ve insan deneyimi arasındaki ilişkiye odaklanan pratiğinin izini sürüyor. Otuz yılı aşkın süredir deniz, dağ, ağaç, bulut, gökkuşağı, yağmur ve kar gibi doğal biçim ve olgular üzerine çalışan Rondinone, bu unsurları yaşamın değişen yapısıyla ilişkilendiriyor. Serginin merkezinde ise heykellerin dikeyliği ile suluboyaların yataylığı arasında kurulan ilişki yer alıyor. Sanatçı bu karşılaşmayı, “Dağ yeryüzüne, deniz ufka biçim veriyor. Biri dikine yükselirken diğeri yatay uzanıyor. Bizler kendimizi tam da bunların arasında buluyoruz.” sözleriyle betimliyor. Belirli bir coğrafyayı temsil etmeyen heykel ve suluboya çalışmaları, doğayı renk, yerçekimi, ışık ve ufuk gibi temel unsurlar üzerinden ele alıyor.

Ugo Rondinone, ersteraugustzweitausenddreiundzwanzig, 2023

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 8 Kasım 2026’ya kadar (pazartesi günleri hariç)
  • Mekan: Dirimart, Dolapdere
  • Giriş Bilgileri: Dirimart

Anna Laudel’da İki Sergi

İstanbul’da ilk defa gösterilecek Herkese Yetecek Kadar Var isimli yeni sergisinde Noah Becker, bir arada var olma, bireysellik ve insanın doğal ve kentsel dünyayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor. Serginin merkezinde, rekabet, bireysel çıkar ve kişisel ilerleme arayışı tarafından şekillenen toplumsal bir yapıyı ifade eden Ellbogengesellschaft (Benmerkezci Toplum) kavramı yer alıyor. Karışık teknik ile üretilen eserler, gerilim ve istikrarsızlık hissini çağrıştıran keskin ve aşındırıcı malzemeler aracılığıyla toplumsal gerilimi fiziksel bir forma dönüştürüyor. Resimler, göçü ve bir arada var olma halini kuşbakışı bir perspektiften ele alıyor. Biçimlerin ve hareketlerin uzaktan bakıldığında nasıl göründüğünden ilham alan bu çalışmalarda, tekil unsurlar daha büyük ve birbiriyle bağlantılı bir alanın parçasına dönüşüyor. Sanatçı, doğayla kurduğu karşılaşmalardan ilham alarak bu deneyimleri; denge, ölçek ve bireysel varoluşa yönelik daha geniş bir düşünce alanını yansıtan hayali çevrelere dönüştürüyor. Belirli manzaraları tasvir etmek yerine bu alanlar, birey ile kendisinden daha büyük bir “şey” arasındaki ilişki üzerine düşünmenin bir aracına dönüşüyor. 

Noah Becker, I celebrate my Unity with all Life knowing we are all one, 2026

Serkan Küçüközcü’nün son dönem üretimlerinden bir seçkiyi birleştiren BADE ise anı, sezgi ve iç dünya ile dış dünya arasındaki değişken ilişkilere odaklanıyor. Sergide yer alan resimlerde ilk bakışta tanıdık görünen figürler, zamanla temsil ettikleri şeylerden uzaklaşarak hafıza, duygu ya da sezgiyle ilişkilenen biçimlere dönüşüyor. Tek bir anlatı etrafında şekillenmeyen sergi, her biri kendi hikâyesini taşıyan resimleri bir araya getirirken yapıtların farklı yorumlara açık yapısını öne çıkarıyor. Bu nedenle eserlerdeki anlam, sabit bir sonuçtan ziyade, ziyaretçi ile arasındaki karşılaşmayla yeniden anlam kazanabiliyor. BADE, resmi rüya benzeri bir yolculuk olarak konumlandırıp zamanın durduğu, hafızanın dönüştüğü ve kişisel bir düş dünyasının tuval üzerine yansıdığı bir alan yaratıyor. Sanatçı, izleyicilere kendi hatıralarını, deneyimlerini ve çağrışımlarını resimlerin boşluklarına ve sessizliklerine taşıma olanağı sağlayarak aktif bir katılımcıya dönüştürüyor.

Serkan Küçüközcü, Salkım Serisi, 2025

Sergileri Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 1 Kasım 2026’ya kadar
  • Mekan: Anna Laudel, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Anna Laudel

Galerist ve Galeri Nev’de “Yaz Göğünün O Güzel Adası”

Galerist ve Galeri Nev’in Büyükada’daki Splendid Palace’da düzenlediği Yaz Göğünün O Güzel Adası, Yıldız Moran ve Şahin Kaygun’un yapıtlarını bir araya getiriyor. Adını Lord Byron’ın Fair Island of a Summer’s Sky dizesinden alan sergi, Türkiye fotoğrafında birbirinden farklı iki görme biçimini temsil eden Moran ve Kaygun’un üretimlerini resimsellik ve deneysellik ekseninde yan yana getiriyor. Splendid Palace’ın tarihsel atmosferi, yazın hafifliği ve adaların çağrıştırdığı zamansızlık duygusu eşliğinde Yaz Göğünün O Güzel Adası, iki sanatçının fotoğrafa farklı yaklaşımları arasında bir karşılaşma kuruyor. 

Şahin Kaygun, The Fairy Horse of the Blue, 1991

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 18 Eylül 2026’ya kadar 
  • Mekan: Splendid Palace, Büyükada
  • Giriş Bilgileri: Galerist ve Galeri Nev

Canan Savaş’ın “Çakal Düğünü” Sergisi MUSE Contemporary’de

Canan Savaş’ın Çakal Düğünü başlıklı sergisi, sanatçının doğa ile insan arasındaki ilişkiye odaklanan pratiğini kişisel ve kültürel bellek üzerinden ele alıyor. Sanatçının yıllar önce babasından dinlediği bir hikâyeden yola çıkan sergi, kişisel belleğin kuşaklar boyunca aktarımının izini sürüyor. Serginin çıkış noktasını, Akira Kurosawa’nın Düşler (Dreams) filmindeki “Tilki Düğünü” sahnesi ile Karadeniz’in Çayeli ilçesine bağlı Arsovos’ta aynı doğa olayı için kullanılan “Çakal Düğünü” anlatısı arasındaki benzerlik oluşturuyor. Güneşli havada yağan yağmurun Asya kültüründe “Tilki Düğünü”, Karadeniz’de ise “Çakal Düğünü” olarak adlandırılmasından hareket eden Savaş, farklı coğrafyalarda benzer semboller aracılığıyla aktarılan anlatılara odaklanıyor. Sanatçının çocukluğundan taşıdığı hikâye böylece sözlü kültür, kuşaklar arası aktarım ve kültürel hafıza bağlamında yeniden ele alınıyor. 

Canan Savaş, Paluri, İplik, ahşap üzerine yağlı boya, 2026

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 18 Eylül – 18 Ekim 2026
  • Mekan: MUSE Contemporary, Levent
  • Giriş Bilgileri: MUSE Contemporary

“Kameranın Ölümü” Maçka Sanat Galerisi’nde

Alkan Avcıoğlu’nun Kameranın Ölümü / The Death of the Camera sergisi, fotoğrafın dünyayı görme ve temsil etme biçimlerine odaklanıyor. Sergi, Roland Barthes’ın Yazarın Ölümü kavramından hareketle, yazarın metnin anlamı üzerindeki hâkimiyetini kaybetmesi fikrini kamera ve fotografik görüntü üzerinden yeniden ele alıyor: “Yazar metnin anlamı üzerindeki hâkimiyetini kaybediyorsa, kameranın da görüntü üzerindeki belirleyici rolü sona erebilir mi?” Avcıoğlu’nun yapay zekâ modellerinden yararlanarak geliştirdiği çalışmalarda fotografik imge, tek bir bakış noktasına ve belirli bir ana bağlı olmaktan çıkıyor. Farklı ölçek ve perspektiflerin aynı görüntü içinde buluştuğu eserlerde tanıdık mekânlar, giderek daha karmaşık ve belirsiz yapılara dönüşüyor. Kameranın Ölümü, bu üretimler üzerinden kameranın görüntü üzerindeki belirleyici rolünü ve teknolojinin görme biçimlerimiz üzerindeki etkisini tartışmaya açıyor. 

Alkan Avcıoğlu, Kameranın Ölümü

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar

  • Tarih: 15 Eylül – 31 Ekim 2026
  • Mekan: Maçka Sanat Galerisi, Maçka
  • Giriş Bilgileri: Maçka Sanat Galerisi

Symbolic Vault Sergisi KASA Galeri’de

Ecem Dilan Köse, Rebecca Najdowski ve Paulo Arraiano’nun yeni ve mekâna özgü çalışmalarını bir araya getiren Symbolic Vault, hareketli görüntü, ses, heykel ve yerleştirme aracılığıyla insan, doğa ve teknoloji arasındaki değişen ilişkileri ele alıyor. İnsan ve insan-olmayan zekâ biçimleri arasındaki sınırların giderek geçirgenleşmesinden hareket eden sergi, dijital teknolojiler ile ekolojik sistemlerin algı, hafıza ve bilgi üretimi üzerindeki etkilerine odaklanıyor. KASA Galeri’nin tarihi yeraltı kasalarını kavramsal ve mekânsal çıkış noktalarından biri olarak ele alan sergi, “kasa” fikrini hafıza, ritüel, mitoloji ve iktidar ilişkileri üzerinden inceliyor. Tarih boyunca altın, belge, kutsal metin ve harita gibi değer atfedilen nesne ve bilgilerin korunmasında kullanılan kasalardan hareketle Symbolic Vault, bu koruma sistemlerinin dışında kalan bilgi biçimlerini, kozmolojileri ve görünmez varlıkları da serginin tartışma alanına dahil ediyor. 

Ecem Dilan Köse, Texthibition

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 19 Eylül – 24 Ekim 2026
  • Mekan: KASA Galeri, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: KASA

Artopol Galeri’den “EŞİK’26 KATMAN”

Artopol Galeri, genç kuşağın çağdaş sanat üretimlerine odaklanarak EŞİK’26 sergisini yeni bir katmanla genişletiyor. Seçici kurulun değerlendirdiği 100’e yakın portföy arasından seçilen genç sanatçılar; elek, kömür teli, şimşir ağacı, füzen, yün ip, yapışkan bant, kâğıt üzerine tükenmez kalem ile mini defter, 3D dönüştürülmüş polyester gibi hem alışılmamış hem de klasik malzemelerle geliştirdikleri üretim pratikleri aracılığıyla çağdaş sanatın sınırlarını sorguluyor. 

Sergide yer alan sesli enstalasyon ve video art çalışmaları ise mekânın duyusal ve zamansal katmanlarını genişletiyor. Bireysel ifade arayışları ile kolektif hafıza arasında kurulan dinamik ilişkileri görünür kılan bu işler, disiplinlerarası etkileşimleri ve malzemenin kavramsal potansiyelini öne çıkararak EŞİK’26’nın araştırmacı yapısını vurguluyor. 

Fevziye Özocak, 91490, 2026

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 17 Eylül–10 Ekim 2026
  • Mekan: Artopol Galeri, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Artopol Galeri

Rû Bi Rû Sergisi Zilberman’da 

Rû Bi Rû, Fatoş İrwen’in iktidar temsilleri, devlet politikaları, gelenek ve inanç sistemleri karşısında bireyin özgürlük mücadelesi etrafında şekillenen pratiğini, yüzleşme düşüncesi üzerinden ele alıyor. Fatoş İrwen’in bastırılarak görünmez kılınan ve kaydı tutulmamış; sözlü olarak aktarılarak bugüne ulaşmış gerçeklikler ile kurduğu ilişki, sergideki yüzleşmenin zeminini oluştururken izleyiciyi de kendi dilinde inşa ettiği alana davet ediyor. Sergide, soykırım politikalarının bir coğrafyayı dönüştürme şiddeti karşısında, toprağın ve suyun kendi zamanlarında işlemeye devam edişini hatırlatan sanatçı, serginin ortasına konumlandırdığı dere ile bu sürekliliğin içerisinde hem örten hem açığa çıkaran bir hat çiziyor.

Fatoş İrwen, Rû Bi Rû

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarihler: 15 Eylül – 21 Kasım 2026
  • Mekan: Zilberman İstanbul
  • Giriş Bilgileri: Zilberman İstanbul

Galeri 77’de Kübizm ve Kolaj Bir Arada: “Metanoia”

Hakan Gürbüzer’in Galeri 77’de gerçekleşen kişisel sergisi Metanoia, insanın iç dünyası ile onu çevreleyen gerçeklik arasındaki gerilime odaklanıyor. Adını kişinin zihniyetinde, dünya görüşünde ve düşünme biçiminde köklü bir değişim geçirerek kendini zihinsel olarak yeniden yapılandırmasını ifade eden “metanoia” kavramından alan sergi; kimlik, bellek, aidiyet, yalnızlık ve zamanın insan üzerinde bıraktığı izleri ele alıyor.

Gürbüzer’in resimlerinde dışarıya gösterilen yüz ile iç dünyada yaşananlar, geçmiş ile şimdi arasındaki mesafe öne çıkıyor. Sanatçı, özellikle kalabalıklar içinde yaşanan yalnızlık ve kimlik arayışını, insanın farklı zaman ve deneyimlerinin bir arada var olduğu çok katmanlı bir yapı üzerinden inceliyor. Sergide Kübizm, hiperrealist ayrıntılar ve kolaj tekniği bir arada kullanılıyor. Özellikle portrelerde görülen Kübist parçalanma, farklı bakış açıları ve zamanları aynı yüzeyde buluşturarak kimliğin çok katmanlı yapısını görünür kılıyor. Buna eşlik eden hiperrealist detaylar ise fotografik bir yaklaşımla anı ve ayrıntıyı kayda geçiriyor.

Hakan Gürbüzer, Sus, 2023

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 10 Eylül-7 Kasım 2026
  • Mekan: Galeri 77, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Galeri 77

Birçok Sanatçının Yer Aldığı “Eve Dönüş” Pilot Galeri’de

PİLOT’un mekandaki ilk sergisi Eve Dönüş, galerinin uzun yıllardır iş birliği içinde çalıştığı sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Sergi, belli bir tema üzerinden hareket etmek yerine, her sanatçının kendi sorularını odağında tuttuğu eserlere yoğunlaşıyor.

Sergi, Heidegger’in “Gestell” kavramından hareketle bir perspektif sunuyor: Tıpkı bir pencerenin bakışımızı yönlendirmesi ya da bir iskeletin bedeni ayakta tutması gibi, dünyayı nasıl algıladığımızı, anlamlandırdığımızı ve onun içinde nasıl hareket ettiğimizi şekillendiren yapısal bir çerçeve. Eve Dönüş, eserlere tek bir anlam dayatmadan onları bir arada tutan bir çerçeve işlevi görüyor.

Farklı medyum ve tekniklerle üretilen eserler; insan, doğa ve teknoloji arasındaki ilişki, kutsal ile gündelik arasındaki gerilim, bakışın politikası, zaman ve bellek gibi kavramlar etrafında birbiriyle diyaloğa giriyor. Bu diyalog içinde serginin esnek yapısı, yeni anlam katmanlarının kendiliğinden ortaya çıkmasına olanak tanıyor.

Emir Erkaya, Rüyalarda Buluşuruz, 2026

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih:17 Eylül-31 Ekim 2026
  • Mekan: Pilot Galeri, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: PİLOT

Baksı Müzesi’nden İki Sergi: “Kuramdan Arınmış” ve “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir”

Mike Berg’ün yalnızca kilim çalışmalarına odaklanan Kuramdan Arınmış sergisi, sanatçının geleneksel dokuma sanatını soyut ve çağdaş bir yaklaşımla ele aldığı eserlerini bir araya getiriyor. Geometrik çizgi, biçim ve boşluklardan oluşan kilimlerde iki ve üç boyut arasındaki ilişki; iç ve dış, doluluk ve boşluk, gelenek ve çağdaşlık gibi karşıtlıklar üzerinden ele alınıyor. Baksı Müzesi’nin geleneksel el sanatları ile çağdaş sanatı bir araya getiren yaklaşımı da serginin bağlamının bir parçasını oluşturuyor. Kuramdan Arınmış, Berg’ün üretiminde dokuma, mekân ve soyutlama arasında kurulan ilişkiye odaklanıyor.

Mike Berg, Kilim

Zeki Demirkubuz’un farklı coğrafyalarda çektiği fotoğraflardan oluşan Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir sergisi ise, yönetmenin sinemasında öne çıkan içe dönük bakışı, anlatı ve dramatik yapıdan bağımsız sabit kareler üzerinden ele alıyor. Sergi, dramatik kurgu, görsel yönlendirme ve hazırlanmış sahneler yerine gözleme dayalı bir fotoğraf anlayışına odaklanıyor. Fotoğraflarda pozdan çok duruş, anlatıdan çok an ve müdahaleden çok gözlem öne çıkarken; insanlar, mekânlar ve gündelik hayattan ayrıntılar çevre, boşluk ve ışıkla kurdukları ilişkiler üzerinden kadraja taşınıyor.  İnsanlar, mekânlar ve gündelik hayattan kopup gelen ayrıntılar, çevre, boşluk ve ışıkla kurdukları ilişki içinde görünür oluyor.

Sergiden görünüm

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 9 Eylül–30 Ekim 2026
  • Mekan: Baksı Müzesi, Bayburt
  • Giriş Bilgileri: Baksı Müzesi

“Yeryüzü Yankıları’’ Sergisi OMM’de

Küratörlüğünü Defne Casaretto’nun üstlendiği sergi; resim, heykel, seramik, video, fotoğraf ve tekstil uygulamalarını kapsayan disiplinlerarası bir üretim zemininde, farklı kuşaklardan sanatçıların 70’den fazla eserini bir araya getiriyor. “Yeryüzü Yankıları”, anlatıların farklı coğrafyalar ve kültürler arasında dolaşırken uğradığı dönüşümleri, farklı bağlamlarda edindiği anlamları ve yeniden yorumlanma biçimlerini ele alıyor.

Sergi; doğa, tarih, sanat ve mitoloji ekseninde farklı çağ ve coğrafyalara ait figür, imge, sembol ve anlatıları doğrusal olmayan bir yerleşimle buluştururken, anlatıyı durağan bir kültürel miras olmanın ötesine geçirerek mekân içinde kesintisiz bir şekilde şekillenen canlı bir yapıya dönüştürüyor. Imran Qureshi,Selma Gürbüz, Tavares Strachan, Alev Ebüzziya Siesbye, Hüsamettin Koçan ve daha birçok sanatçının eserlerini bir araya getiren sergi yeryüzünün yalnızca gözlemlediğimiz bir dünya olarak değil, anlamların ve hikâyelerin üretildiği alan olduğunu vurguluyor.

Guido Casaretto-Crossing Carnevale

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarih: 26 Eylül 2026-12 Eylül 2027
  • Mekan: Odunpazarı Modern Müze (OMM), Eskişehir
  • Giriş Bilgileri: Odunpazarı Modern Müze

CerModern’de Yeni Sergi

Ekrem Yalçındağ’ın Dilin Çeşitliliği ya da Evinde Hissetmek başlıklı sergisi izleyiciyle buluşuyor. Yalçındağ’ın resimlerinde bir araya gelen renk, desen, motif, boya, yüzey, tekrar, ritim ve el gibi unsurlar yalnızca bir görüntü oluşturmuyor; zaman içinde ortak bir dil de kuruyor. Serginin küratörlüğünü üstlenen Levent Çalıkoğlu’na göre Yalçındağ’ın resimlerinde yıllar boyunca oluşturduğu bu resim dili, tek tek biçimlerden çok, onların birbirleriyle kurduğu bağlarda belirginleşiyor. Tanıdık bir motif başka bir renkte, alışılmış bir düzen farklı bir ritimde, bilinen bir yüzey yeni bir hareket içinde yeniden karşımıza çıkıyor ve her yeni resim, sanatçının görsel hafızasına eklenirken aynı zamanda onu dönüştürüyor. Yalçındağ’ın resimlerinde renk sese, desen ritme, motif hafızaya, yüzey ise zamana dönüşüyor.

Natures, 2024, silkscreen, wood print, oil on canvas, 200×145 cm

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarihler: 20 Eylül – 1 Kasım 2026
  • Mekan: CerModern, Ankara
  • Giriş Bilgileri: CerModern

Shiva Zahed Gallery’nin Üçüncü Sergisi “Not Yet Gone”

Sergide ⁠⁠Arya Tabandehpoor, Omid Mehdizadeh, Kimia Askarian, Sina Boroumandi, Shahin Esfandiari, Rana Heidarzade ve Alborz Kazemi’nin çalışmaları bir araya geliyor. “Bir şey geri dönüyor… Ne tam olarak bir anı, ne de bir imge. Vaat edilen ile gerçekleşen arasında sıkışmış bir şey; tanıyacak kadar aşina olduğumuz, ancak tedirgin edecek kadar da yabancı gelen bir his.” “Not Yet Gone” İran’da yaşayan ve imgelerin tek bir anlamla sınırlandırılmasına karşı çıkan üretimlere yönelik ortak ilgi duyan yedi sanatçıyı bir araya getiriyor. Fotoğraflar geçmişin sabit kayıtları olmak yerine farklı anların, anıların ve gerçekleşmemiş geleceklerin üst üste gelmeye devam ettiği alanlara dönüşüyor. İmge geçmişte olanların bir belgesi olmaktan ziyade geçmişin, bugünün ve gerçekleşmemiş geleceğin kesişmeye devam ettiği maddi, algısal ve zamansal bir alana dönüşüyor.

Alborz Kazemi, Untitled from the None Turned Into Memory series, 2026

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarihler: 18 Eylül – 7 Kasım 2026
  • Mekan: Shiva Zahed Gallery, Beyoğlu
  • Giriş Bilgileri: Shiva Zahed Gallery

Ruzy Galerry’de Arne Quinze Heykeli

24–27 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek Contemporary Istanbul 2026 kapsamında Ruzy Gallery, Arne Quinze, Anne von Freyburg, Pablo Tomek, Peter Cvik, Danyil Rovenchyn, Marta Syrko, Çağatay Odabaş, Studio Pinprick, Tomo Campbell ve Tom Fellows’un eserlerinden oluşan uluslararası bir seçki sunuyor. Galerinin fuardaki katılımının öne çıkan eserlerinden biri ise Belçikalı sanatçı Arne Quinze’in Lupine Alpestris (2022) adlı anıtsal heykeli. Sanatçının Türkiye’deki ilk kamusal alan yerleştirmesi olan 3,5 metre yüksekliğindeki alüminyum eser, Tersane Heykel Parkuru’nda, Jaume Plensa ve Sheikh Rashid Al Khalifa gibi uluslararası ölçekte tanınan sanatçıların eserleriyle diyalog içinde yer alacak. Lupine Alpestris, aynı zamanda Ruzy Gallery ile Arne Quinze arasında Türkiye’de önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek daha kapsamlı iş birliğinin ilk adımını oluşturuyor. Ruzy Gallery seçkisi Contemporary Istanbul’un B Holün’de 143 numaralı stantta ziyaret edilebilir.

Arne Quinze, Lupine Alpestris, 2022

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarihler: 24-27 2026
  • Mekan: Contemporary Istanbul, Tersane Istanbul
  • Giriş Bilgileri: Ruzy Gallery

KANZEN Sergisi Chi Art Gallery’de

Chi Art Gallery, KANZEN sergisi kapsamında Serap Görünme, Hayal Köseoğlu ve Mehmet Sinan Kuran’ın farklı disiplinlerde şekillenen üretimlerini bir araya getiriyor. Chi Art Gallery, yeni sergisinde üç sanatçının birbirinden ayrışan dünyalarını ortak bir estetik altında buluşturmak yerine, farklılıkların yan yana gelerek nasıl bir bütün oluşturabileceğine odaklanıyor. Japoncada “tamlık”, “bütünlük” ve “eksiksizlik” anlamlarına gelen kanzen, serginin düşünsel çerçevesini oluşturuyor. Bu anlamda, olanı olduğu hâliyle tam görebilme ve birbirinden farklı bireysel anlatımların, benzerliklere ihtiyaç duymadan bir arada nasıl bütünleşebileceğini düşünme olanağı sunuyor.

Serap Görünme, Inner Orbit, 2025

 

Sergiyi Ziyaret Etmek İçin Detaylar:

  • Tarihler: 9 Eylül-10 Ekim 2026
  • Mekan: Chi Art Gallery, Kadıköy
  • Giriş Bilgileri: Chi Art Gallery

CI’de 21’nci Yılın Odak Noktası: Asya

0 0,00