İstanbul’un Londra’da yeniden anlatılmasının pek çok yolu var: Boğaz, camiler, siluet, tarihî yarımada… İrlandalı ressam Hector McDonnell ise Istanbul’s Light sergisinde başka bir İstanbul’un izini sürüyor. Şehrin en tanınan görüntülerinin ötesine geçen sanatçı; odalara, merdivenlere, mutfaklara, kafelere, otel salonlarına ve insanların yaşadığı mekânlara bakıyor.
Şule Gazioğlu Gallery’nin Londra’daki ilk sergisi olan Istanbul’s Light, 21–26 Eylül 2026 tarihleri arasında St James’s bölgesindeki Gallery 8’de gerçekleştirilecek. Şule Gazioğlu’nun küratörlüğünde ve Winsor Birch işbirliğiyle hazırlanan sergi, 1947 Belfast doğumlu McDonnell’ın İstanbul’a ilişkin resimlerini bir araya getiriyor. Gallery 8, Londra’nın sanat ve galeriler açısından tarihsel olarak önemli bölgelerinden St James’s’te, Duke Street üzerinde bulunuyor. McDonnell’ın pratiği açısından kent, yalnızca mimari bir görüntü değil. Sanatçı uzun kariyeri boyunca mimari, peyzaj, portre ve gündelik hayatı resimlerinin merkezine aldı; kentlerin karakterini özellikle ışıkla değişen anları üzerinden kaydetti. 2003–2004 yıllarında Belfast’taki Ulster Museum’da gerçekleştirilen retrospektifi de sanatçının uzun soluklu kariyerinin önemli duraklarından biriydi.

Istanbul’s Light’ın İstanbul’a bakışı da bu nedenle bir “şehir kartpostalı” üretme arzusundan uzak duruyor. Topkapı Sarayı, Rüstem Paşa Camii ve Kapalıçarşı gibi tarihî mekânlar resimlerde yer alsa da, serginin asıl dikkat çekici tarafı İstanbul’un gündelik ve mahrem alanlarına yönelmesi. McDonnell için şehir, yalnızca dışarıdan görülen bir mimari bütünlük değil; insanların yaşadığı, nesnelerin biriktiği ve ışığın mekânın karakterini sürekli değiştirdiği bir ortam. Bu yaklaşımın İstanbul resim geleneğiyle de ilginç bir ilişkisi var. Hoca Ali Rıza ve Feyhaman Duran’ın İstanbul’a ve gündelik hayata yönelik bakışlarıyla doğrudan bir devamlılık iddiası kurmak yerine, McDonnell’ın resimlerinin benzer biçimde şehir deneyiminin iç mekânlarına ve gündelik hayatına yöneldiğini söylemek daha doğru. McDonnell bu İstanbul geleneğini yeniden üretmiyor; şehri kendi resim dili ve kişisel deneyimi içinden yeniden kuruyor.
Şule Gazioğlu Gallery, İstanbul’daki programını son yıllarda uluslararası platformlara taşımış Galeri, Photo London’ın Discovery bölümüne 2025’te Annette Louise Solakoğlu’nun İstanbul fotoğraflarıyla, 2026’da ise Ci Demi’nin çalışmalarıyla katılmıştı. Istanbul’s Light, bu uluslararası görünürlüğün ardından galerinin Londra’da gerçekleştirdiği ilk bağımsız sergi olma niteliğini taşıyor. Serginin merkezinde İstanbul’un ışığı var; ancak bu ışık Boğaz’a ya da şehrin büyük manzaralarına düşen romantik bir görüntü olarak ele alınmıyor. McDonnell’ın resimlerinde ışık, mekânların hafızasını ve atmosferini değiştiren bir unsur. Bir odanın içinden gelen gün ışığı, bir merdivendeki gölge ya da bir iç mekândaki yansıma, İstanbul’u tanımlayan büyük anlatıların dışında başka bir şehir deneyimi öneriyor.

Şule Gazioğlu Gallery’nin Londra açılımı böylece yalnızca yeni bir şehirde düzenlenen ilk sergiden ibaret değil. Istanbul’s Light, İstanbul’u Londra’ya taşırken, şehrin en çok tanınan görüntülerini değil; bir ressamın belleğinde kalan odaları, ışığı ve gündelik hayatı öne çıkarıyor.


