Dünyayı Baştan Yaratan Sanatçılar: Güncel Sanatın Politik Yapısı Hakikati Gösterir mi? -
Yazar Vid Simoniti.

Dünyayı Baştan Yaratan Sanatçılar: Güncel Sanatın Politik Yapısı Hakikati Gösterir mi?

Vid Simoniti’nin kaleme aldığı, Akın Emre Pilgir’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan "Dünyayı Baştan Yaratan Sanatçılar: Bir Güncel Sanat Manifestosu", güncel sanatın politik yapısını farklı olgular üzerinden ele alıyor.

/

Vid Simoniti’nin Dünyayı Baştan Yaratan Sanatçılar: Bir Güncel Sanat Manifestosu adlı kitabı, güncel sanatın politik duruşuyla ilgili üç ana konuyu ele alıyor: “Kanıt odaklı sanata yönelim”, “toplumla ilişkili sanata yönelim” ve ortak bir tezahür dünyasının inşası olarak “dünya yaratmaya yönelim”. Simoniti, kendi söylemlerini de “politik sanat” kavramı adı altında açık bir tanımla sabitlemeye çalışıyor. Bu çerçeve içinde politik sanat, izleyiciyi, hatta onu izlemeyen ve takip etmeyen kişileri de rahatsız eden ve düşündüren, deneysel ve rahatsız edici bir estetik alan olarak beliriyor. Yazarın referans verdiği Theodor Adorno çizgisinde, politik sanat izleyicinin dünyayla kurduğu ilişkiyi sarsıyor; ona yeni sorular sorduruyor, farklı tutumları deneme imkânı sunuyor.

Hakikat, Fayda ve Güncel Sanat

Simoniti, bu bağlamda toplumsal sanat, sanatın topluma faydası, sanat eserlerinden yaratılan dünyalar gibi konular üzerinden estetik, faydacılık, nesnellik, gerçeklik arayışı, her şeyin hızla tüketildiği bir çağda sanatın kalıcılığı ve karmaşıklığını yansıtan eserler üzerinden çeşitli örneklerle ilerliyor. Simoniti, güncel sanatın gerek projeler gerekse sergi odaklı yaklaşımlarla “hakikate” dair söylemek istedikleri olduğunu savunuyor.

Böylece yazar, güncel sanatın kamusal bir forum olduğuna dair projeler ve sergi temelli örnekler üzerinden düşüncesini genişletiyor. Simoniti, bu örneklere bakarken nesnellik, sonuçsuzluk, gerçekçilik, şiirsellik, sanatın araştırmalar içinde asimile olmaması üzerine düşünüyor ve politik açıdan bir anlam ifade etmesinin önemini araştırıyor.

Sonuçsuzluk Bir Hakikat Biçimi Mi?

Simoniti’nin kullandığı terimler, güncel sanatın insan yaşantısına dair olguları nasıl etkilediğini sorguluyor. Simoniti, güncel sanatın her ne olursa olsun politikaya, gündelik yaşama ve toplumsal sorunlara dair söyleyecek çok sözü olduğunu savunuyor. Yazarın bu tür bir söz söyleme merakı ise eserlerin içinde gördüğümüz arşivler, veriler ve araştırmalarla dolu uzun süreçlerin içindeki şiirsellik ve sanat eserinin bilişsel değeri, yani hakikati anlatma işlevi üzerinden ortak bir payda yaratıyor.

Simoniti, her ne kadar güncel sanat eserinin bir tür sonuçsuzluk içerdiğini söylese de, bu sonuçsuzluğun politik bir hakikati ortaya koyduğunu vurguluyor. Böylece güncel sanatı, modern yaşamın ve politik alanda olup bitenlerin içinde hakikati arayan ve gösterebilen bir olgu olarak konumluyor.

Muğlaklık, Hermetiklik ve Estetik Alan

Simoniti, güncel sanat eserleri için “açıklık yerine muğlaklığa, erişilebilirlik yerine hermetikliğe, düz anlamlar yerine alegorilere ve sembolizme, tartışmacı yapılar yerine birbirinden kopuk izlenimlere ve net sonuçlar yerine neticesizliğe izin verdiğini” belirtiyor. Bu bağlamda kitabın girişinde ifade ettiği gibi, sanatın “dünyayı bildiğimiz hâliyle geçici olarak yeniden kurabileceğini” öne sürüyor. Ona göre sanat, kamusal alanın işleyiş mantığını kendi biçimi içinde dönüştürerek hâlâ mümkün olan daha dikkatli bir düşünme biçimini hatırlatıyor. Yedi bölüm boyunca açılan bu iddia, sergi temelli politik sanatın potansiyeline odaklanıyor.

Örnekler, Projeler ve Dünya Kurma Hâli

Simoniti, ele aldığı örneklerde bu sonuçsuzluğu; aktivizm, toplumla ilişkili sanatta sanatın vazgeçilmez yeri, güncel sanattaki söylem formlarında şiirsel yapı ve sanatçıların kendi dünyalarını yaratma becerisi üzerinden inceliyor. Bu örneklerden biri, Ai Weiwei’nin 2009 yılında, Mayıs 2008 Siçuan depreminde hayatını kaybeden 80.000’den fazla Çinli öğrenciyi anmak için yarattığı Anma adlı sanat projesi. Bu eserde Simoniti, Ai’nin topladığı verileri ele alırken, sanatçının yarattığı evrene ve bu evrenin derinliğine dikkat çekiyor.

Dünyayı Baştan
Yaratan Sanatçılar: Bir Güncel
Sanat Manifestosu.

Politik Sanat Nerede Başlar, Nerede Biter?

Simoniti’ye göre ilk üretildiğinde politik amaçlara hizmet etmeyen eserler bile zamanla politik olarak algılanıyor ya da sanat tarihinde politik bir duruşa evriliyor. Simoniti burada Sol LeWitt örneğini veriyor. LeWitt’in biçimsel karmaşıklığa dayalı, açıkça politik bir içeriği olmayan eserlerinin, 2000’li yıllarda yazan bir sanat tarihçisi tarafından kapitalist üretim biçimlerini bozan bir pratik olarak yorumlandığını hatırlatıyor. Böylece Simoniti, politik amaçla üretilmeyen bir eserin bile politikleşebileceğini ileri sürüyor.

Tekrar Eden Örnekler ve Sergi Meselesi

Ancak kitaptaki bazı örnekler fazlasıyla tekrar ediyor. Sergi odaklı üretimler ele alınırken, çoğunlukla sanatçı inisiyatifleri ya da gruplar tarafından üretilen işler öne çıkıyor. Forensic Architecture’ın Documenta’da yer alan The Murder of Halit Yozgat (Halit Yozgat Cinayeti) projesi ya da Ebony G. Patterson’ın Of 72 Project adlı eseri üzerinden yürütülen hakikat ve nesnellik tartışmaları, sergi bağlamından ziyade sanatçı gruplarına atfedilen bir politik okuma hâline geliyor.

Faydalı Sanat Politik midir?

“Faydalı sanat” kavramını eserler üzerinden inceleyen Simoniti, politik olma eğilimini faydalı olma olgusuyla birlikte ele alıyor. Olafur Eliasson’un The Little Sun projesi buna örnek olarak veriliyor. Ancak bu yaklaşım, söylemin sürekli aynı düzlemde dolaşmasına yol açıyor. Okur, hangi eserlerin ya da projelerin politik bir duruş sergilediğine dair ardışık kanıtlarla karşı karşıya kalıyor. Joseph Beuys’un 7000 Eichen, Agnes Denes’in Tree Mountain ya da Anne-Marie Maes’in Intelligent Guerrilla Beehive projeleri ise politik olmaktan çok uygulanabilir ekolojik stratejiler olarak da okunabilir. Bu noktada “faydalı olan her proje politik midir?” sorusu kaçınılmaz hâle geliyor.

Küratöryel Anlatı ve Politik Değer

Burada iki soru daha beliriyor: Sergi odaklı projelere bakarken yalnızca eser ve sanatçı projelerine odaklanmak yeterli mi? Sanatçının politik duruşu, izleyicinin yorum alanını kapatıyor mu? Ayrıca örneklenen eserlerin büyük çoğunluğu birer proje olarak ele alındığı hâlde, bu projelerin sergi bağlamları geri planda kalıyor. Sergilenen eserlerin politik değerinin çoğu zaman küratöryel anlatı içinde inşa edildiği düşünüldüğünde, politik sanatın sınırlarını belirleyen şeyin yapıtın kendisi mi yoksa ona eşlik eden yorum mu olduğu sorusu da gündeme geliyor. Simoniti, bir serginin kendi dünyasını yaratma meselesine değinirken, eseri destekleyen estetik öğelere de dikkat çekiyor. Estetiğin yalnızca “güzel” olanı değil, aykırı, grotesk ve tuhaf olanı da kapsadığını vurguluyor. Buradan Kant’ın estetik teorisine uzanarak, bir eserin amacının ve anlamının estetik gücünü belirlediğini savunuyor. Politik sanatın da tam bu noktada, topluma fayda sağlama iddiasıyla estetik bir zemine oturduğunu ileri sürüyor.

Söylemsel Olan Politik Midir?

Toplumla ilişkili sanat pratiklerinin politika ve bilgi üretimiyle ilişkisini tartışan Simoniti, internet sonrası dönemde gözetleme ve gösterme kavramlarının sanat alanını dönüştürdüğünü söylüyor. Ancak burada kritik bir ayrım belirsiz kalıyor: Söylemsel olan her iş politik midir, yoksa bazı yapıtlar yalnızca sosyal bir çerçevede dolaşıma girip dönüştürücü bir etki yaratmadan mı var olur? Simoniti’nin metni, söylemsel politik sanat ile yalnızca sosyal olan işler arasındaki farkı netleştirmekte zorlanıyor. Bu belirsizlik, politik sanatın sınırlarını genişletirken aynı zamanda muğlaklaştırıyor. Sergi odaklılıktan çok eser odaklı bir okuma öneriliyor; teorik çerçeve güçlü olsa da örnekler zaman zaman tek başına kalıyor. Kitap, güncel sanata dair yeni bir söylem açmaktan çok, onu politik bir mercekten okumayı öneriyor. Buna rağmen Simoniti’nin çalışması, son yıllardaki politik sanat pratiklerini anlamak için eser odaklı, kapsamlı ve zengin bir kaynak niteliği taşıyor.

“Eksik Bir Şey mi Var?”

0 0,00