İstanbul’un müzik sahnesi, 2026 sezonuna şimdiden güçlü bir ajandayla giriyor. Bahar ve yaz aylarına dek uzanan etkinlik takviminde özellikle uzun yıllardır müzik üretimini sürdüren büyük isimler öne çıkıyor. 90’lar punk patlamasının simge gruplarından The Offspring, yıllar içinde kolektif bir görsel-işitsel projeye dönüşen Gorillaz, Britpop’un melankolik temsilcilerinden Suede, elektronik müziği ana akıma dahil eden Moby ve şiirle punk tavrını yan yana getiren Patti Smith bu kategoride değerlendirilebilecek isimlerden. Takvimde konserleriyle öne çıkan diğer isimler ise politik tavrıyla öne çıkan post-rock grubu Godspeed You! Black Emperor, deneysel pop parçalarıyla bilinen Panda Bear, ve Londra’nın en esrarengiz gruplarından olarak tanımlanan Bar Italia. Elektronik müzikten punk’a, indie rock’tan Brit-pop’a farklı türleri bir araya getirecek, şimdiden şekillenmeye başlayan 2026 ajandasında öne çıkan konserleri derledik.
THE OFFSPRING
10 TEMMUZ, LIFE PARK
Amerikan punk rock sahnesinin ana akıma açıldığı dönemin en görünür temsilcilerinden The Offspring, enerjisini ve temposunu yıllar içinde kaybetmeyen nadir gruplardan. 1994 ve 1998 yıllarında sırasıyla yayımladığı Smash ve Americana albümleriyle bir kuşağın ergenlik ve gençlik soundtrack’ine dönüşen grup, ironiyle beslenen sözleri ve doğrudan, filtresiz sound’u sayesinde punk’ın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. 2024 senesinde on birinci albümleri Supercharged’ı yayımlayan grubun vokali Holland, albümde yer alan parçaların The Offspring’in doğuşundan bu yana geçtiği yolları ve enerjisini yansıttığını söylüyor. En son 2005 yılında Rock’N’Coke festivalinde sahne alan grup, 21 yılın ardından ilk kez Türkiye konserini verecek. 1989’dan beri yayımladıkları parçalardan oluşan sağlam bir setlist ile sahnede olması beklenen grubun, konser alanında farklı yaş gruplarından dinleyicileri bir araya getirmesi olası.

PANDA BEAR
2 HAZİRAN, BLIND
Noah Benjamin Lennox, sahne adıyla Panda Bear, bedroom pop, neo-psychedelic pop gibi alt türleri pop ve elektronik müzik evreninde bizzat şekillendiren bir isim. Animal Collective içindeki üretimleriyle tanınan Panda Bear, solo kariyerinde ses dünyasında çok daha kişisel, katmanlı ve deneysel bir alan açarak ilerledi. Elektronik kompozisyonları “şarkı” formunda, doğallıkla bütünleştiren Panda Bear, müziğini döngüsel melodiler, lo-fi dokular ve hipnotik vokallerle şekillendiriyor. 2007 tarihli albümü Person Pitch’ten bu yana modern psikedelik pop’un en karakteristik işlerinden bazılarına imza atan müzisyen, geçtiğimiz sene yayımladığı Sinister Grift albümünün turnesi kapsamında sahne alacak.
GORILLAZ
14-16 TEMMUZ, BONUS PARKORMAN
Bir neslin pop algısını hem görsel hem duysal olarak şekillendiren Gorillaz için her projesiyle sürekli genişleyen bir görsel işitsel evren benzetmesini yapabiliriz. Damon Albarn ve Jamie Hewlett tarafından yaratılan proje, popüler kültürle alternatif üretim biçimlerini yan yana getirmeyi başaran ender örneklerden. Projenin merkezinde yer alan Damon Albarn, Gorillaz aracılığıyla Britpop geçmişinden bilinçli bir kopuş yaratarak hip-hop, elektronik müzik, dub ve deneysel pop arasında dolaşan esnek bir üretim alanı kurdu. Albarn’ın Blur, ve solo işleriyle paralel ilerleyen bu yaklaşım, Gorillaz’ı sabit bir türden ziyade dönemsel olarak şekillenen bir platform hâline getirdi. Hip-hop’tan elektronik müziğe, alternatif rock’tan pop’a uzanan üretimler, her albümde farklı konuklarla da yeniden şekilleniyor. Türkiye’deki ilk konserini verecek olan Gorillaz’ın, animasyonlar ve görsel anlatılarla şekillenen sahnesinde, farklı dönemlerine atıfta bulunan parçalarıyla yer alması bekleniyor.
PATTI SMITH QUARTET
17 MAYIS, BONUS PARKORMAN
Punk’ın ruhunu şiirle besleyen Patti Smith’in konserleri çoğu zaman bir müzik performansından ziyade bir anlatıya benziyor. Şarkılar arasına serpiştirilen metinler, doğaçlama konuşmalar ve politik göndermelerle Smith, çok yönlülüğünü sahnesine taşıyor. 1970’lerin New York punk sahnesinin öncülerinden olarak bilinen Smith, bugüne uzanan kariyerinde, müziği hiçbir zaman yalnızca bir türün içine hapsetmedi. İlk albümü Horses ile açtığı yol; edebiyat, performans sanatı ve politik aktivizmle beslenen bir ifade alanına dönüştü. Şiirsel dili, beat kuşağından ve Rimbaud’dan aldığı ilhamla şekillenirken; sahnedeki duruşu, punk estetiğinin ham ve filtresiz tarafını temsil etmeyi sürdürdü. En son 2016 yılında Zorlu PSM sahnesinde ilk albümü Horses’ın 40. Yıl turnesi vesilesiyle izlediğimiz Patti Smith, tam 10 sene sonra İstanbul’u tekrar ziyaret ediyor. Müzisyen bu kez, uzun süredir birlikte çalıştığı isimler; Tony Shanahan, Seb Rochfor ve Jackson Smith’ten oluşan Patti Smith Quartet projesi ile sahnede olacak.

GODSPEED YOU! BLACK EMPEROR
18 NİSAN, PARIBU ART
Post-rock sahnesinin en kapalı ve mesafeli gruplarından Godspeed You! Black Emperor, müziği politik bir anlatı aracı olarak kullanan nadir kolektiflerden. Grubun konserleri uzun, sabır isteyen kompozisyonlar; gürültüyle sessizlik arasındaki sert geçişler ve sahneye yansıtılan görsellerle neredeyse sinematik bir deneyime dönüştürüyor. No Title as of 13 February 2024 28,340 Dead isimli son albümünü 2024 yılında yayımlayan ekip, albümün ismiyle 7 Ekim 2023 ve 13 Şubat 2024 tarihleri arasında İsrail’in Gazze işgali ve saldırılarına dikkat çekmeyi amaçlamış. Politik tavrını müziği ve şarkı sözleri aracılığıyla gösteren ekibi en son 2015 senesinde Zorlu PSM sahnesinde izleme şansı bulmuştuk.
MOBY
29 HAZİRAN, ZORLU PSM
Elektronik müziğin belki de en çalışılmış alanları olan sampling ve harmoni katmanlarını “ana akım”a dahil etmektense bu akımı neredeyse birebir şekillendirmiş, müziğin yanı sıra aktivist kimliği ile de öne çıkan bir isim Moby. 1990’ların başına tekabül eden erken dönem çalışmalarıyla isminden söz ettiren Moby’nin kariyerinin köşe taşı olarak adlandırılabilecek çalışması kuşkusuz 1999 yılında yayımladığı Play albümü idi. Müzik listelerinde kısa sürede zirveye yerleşen albüm, dünya çapında 12 milyonun üzerinde satışa ulaştı ve döneminin en çok satan elektronik albümü unvanını kazandı. Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde daha sade, daha melankolik bir çizgide ilerleyen Moby’nin İstanbul konserinde hit parçaları ile minimal düzenlemeleri bir araya getirdiği bir performansla sahnede olması bekleniyor.

SUEDE
17 TEMMUZ, ZORLU PSM
Britpop’un parlak ve iyimser yüzünden ziyade daha karanlık, daha teatral ve duygusal tarafını temsil eden Suede, 1990’ların başında İngiliz alternatif müzik sahnesine kendine özgü bir dil kazandırdı. Grubun 1993 tarihli kendi adlarını taşıyan ilk albümü ve onu takip eden Dog Man Star’ın, Britpop’un sınırlarını glam rock, art rock etkileriyle genişleten; ve bu anlamda da çağdaşlarından ayrışan işler olarak değerlendirilebilir. 2003 yılında yayımlanan A New Morning albümünün ardından uzun süre sessizliğe bürünen ve daha sonra fiilen ayrıldıklarını duyuran grup, 2010 yılı başında tekrar bir araya geldi. 2013 çıkışlı Bloodsports albümü ile başlayan ikinci dönemde, grup karanlık tonunu koruyan fakat daha olgun bir tavırla dinleyicilerinin karşısına çıktı. Bir araya gelmelerinin hemen ardından, 2011 yılında One Love Festival’de izleme şansı bulduğumuz Suede, 2025 yılında yayımladığı Antidepressants albümünün turnesi kapsamında sahnede olacak.
BAR ITALIA
12 ŞUBAT, SALON IKSV
Guardian tarafından -uzun bir süre hiçbir müzik yayınına demeç vermemesinden dolayı- Londra’nın en heyecan verici ve esrarengiz grubu olarak tanımlanan Bar Italia yaklaşık sekiz senedir aktif bir grup. Kuruluşundan bu yana, kısa süre içinde dört albüm yayımlayan ekibin 2023 yılında yayımladığı The Twits ve Tracey Denim albümleri pek çok müzik yayını tarafından övgü topladı. Grup, bu başarıda son iki albümde Matador Records’la çalışmaya başladıklarının ve bununla birlikte ilk iki albümdeki müzikal tutarsızlıklarının kaybolduğunun altını çiziyor. Indie, post punk, shoegaze ekseninde ilerleyen parçalar zaman zaman grunge’a çalan akustik gitarlarla 90’lara referans veriyor. Üç müzisyenin vokallerinde yer aldığı projede, parçaların her biri ayrılıklar, kalp kırıklığı ve yalnızlık temaları etrafında dolanıyor; ayrı hikayeler anlatıyor.

MAC DEMARCO
2 TEMMUZ, KÜÇÜKÇİFTLİK PARK
Mac DeMarco, 2010’ların başında indie müzik sahnesinde bilinçli bir “gevşeklik” estetiğiyle öne çıktı. Rock and Roll Night Club ve özellikle 2 albümüyle şekillenen erken dönem üretimleri; chorus’lu gitar tonları, hafif detone vokaller ve lo-fi kayıt anlayışıyla kısa sürede karakteristik bir sound yarattı. DeMarco’nun 2014 tarihli Salad Days albümü ise, bu estetiği daha geniş bir dinleyici kitlesine taşıdı. Müzisyen, pandemi sonrası dönemde yayımladığı çalışmalarda daha minimal bir çizgide ilerlemeyi tercih etti. 2022 yılında Los Angeles’tan New York’a yaptığı yolculuk esnasında konakladığı otellerde kaydettiği; tamamı enstrümantal parçalardan oluşan albümü Five Easy Hot Dogs buna örnek gösterilebilir. Müzisyenin, erken dönemden tanınan parçalarla birlikte daha yakın tarihli, düşük tempo parçalarından oluşan bir repertuvarla sahnede olması bekleniyor.
SNAPPED ANKLES
23 OCAK, PARİBU ART
Londra çıkışlı Snapped Ankles, post-punk’ı sadece müzikal bir tür olarak değil, sahneye taşınan bir performans dili olarak ele alan gruplardan. Sahne kimliklerini maskeler ve kostümlerle anonimleştiren grubun çalışmaları krautrock, minimal synth ve endüstriyel müzikten izler taşıyor. Snapped Ankles’ın 2017 tarihli ilk albümü Come Play the Trees, doğa–teknoloji karşıtlığı, kentleşme ve yabancılaşma gibi temaları sert bir şekilde ele alıyor. Ardından gelen Stunning Luxury ve Forest of Your Problems gibi albümlerle ise grup, elektronik altyapıların daha çok öne çıktığı, ritim odaklı ve politik alt metni güçlü parçalarla karşımıza çıktı. Grup, şimdiye kadar yayımladıkları; elektronik müzikle post-punk arasında gidip gelen parçalarla sahnede olacak.


