Emma Stern’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisi Şampanyadan Sebepler 5 Şubat–1 Mart 2026 tarihleri arasında Dirimart Dolapdere’de gerçekleşti. Sanatçı, 3D yazılımlar aracılığıyla yarattığı dijital avatarları tuval üzerine yağlıboya tekniğiyle yeniden üretirken, sanal kadın temsillerinin tarihsel kökenlerini ve günümüz algoritmik kültüründeki dönüşümünü mercek altına alıyor.
Emma Stern ile dijital ve geleneksel arasındaki gri alanı, yeniden üretilen imgelerin temsili ve İstanbul deneyiminden söz ettik.
Piyasada bulunan 3D yazılımlarla ilk olarak kompozisyonlarınızı oluşturuyorsunuz ve ardından bunları yağlıboya tekniğiyle tuvale aktarıyorsunuz. İşlerinizi nasıl tanımlarsınız? Dijital mi geleneksel mi? Ya da aralarındaki bu gri çizgi sizin için ne ifade ediyor?
Çalışmalarımı, hiper-geleneksel bir ortamda temsil edilen hiper-çağdaş konular olarak tanımlayabilirim. Umudum, tipik olarak daha çok çevrimiçi ya da dijital görüntüler olarak tanımlanan imajları, tuval üzerine yağlıboya resim geleneği ve daha spesifik olarak portre tarihiyle diyaloga sokarak yeniden bağlamsallaştırmak.

Avatarlarınızı oluştururken rastlantısallık unsurunu kullanıyor musunuz? Yoksa her adım dijital olarak önceden planlanmış mı?
Rastlantısallık çok az etkili. Bu çalışmaları “Evren Yaratma” projesi olarak adlandırıyorum, bu yüzden bir anlamda Intelligent Design (Akıllı Tasarım) adlı dini fikre bir gönderme var. Tasarlanmış bir evrende rastlantısallığa çok az yer vardır!
Sergi metninde de belirtildiği gibi, sanal kadın figürler köklerini uzun süredir var olan –önce Batı sanat tarihindeki nü ve müzler, sonra pornografi ve video oyunları gibi– arketiplerden alıyorlar. Sanat pratiğiniz tarih boyunca yeniden üretilen bu imgeleri nasıl yansıtıyor ve eleştiriyor?
Çalışmalarımın bu tür imgeleri özellikle eleştirmesi gibi bir niyetim yok. Onları görsel yaratıklar olarak tarihimizin bir parçası olarak kabul ediyorum ve bu imgelerin, özellikle de kadın bedeninin imgelerinin, yeni araçlar ve temsil biçimleri ortaya çıktıkça nasıl dönüşüp evrimleşebileceğiyle ilgileniyorum.

Algoritmaların yüzyıllar boyunca cinsiyet temelli temsillerle eğitildiğini düşünürsek, sanatta ve genel olarak “geleceğin bedenini” nasıl görüyorsunuz?
İlgi alanımın özü, nihayetinde sanal kadın bedeni ve zaman içindeki evrimidir. Bundan sonra ne olacağını tahmin etmek imkânsız olduğundan, sadece belgelemeyi ve umarım bir tür canlı arşiv haline gelebilecek bir şey yaratmayı umut edebilirim.
Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği tablosunu yeniden yorumlarken, kutsal erkek arketiplerini kadın avatarlarla değiştiriyorsunuz. Neden avatar olan kadın karakterleri seçtiğinizi biraz daha ayrıntılı açıklayabilir misiniz?
Çünkü bu sahne, neredeyse tamamen kadın avatarlarla dolu genişletilmiş evrenimde geçiyor. Bunların çoğu önceki çalışmalarımda da yer alan tekrar eden karakterler, diğerleri ise bu tabloda ilk kez görünüyor.
Serginin adı olan Şampanyadan Sebepler’in ilham kaynağı nedir ve bu isim 2024’te İstanbul’a yaptığınız ilk ziyaretle nasıl bağlantılı?
Şampanyadan Sebepler, ayrıcalıklı bir yaşamdan kaynaklanan önemsiz, “birinci dünya” sorunlarını tanımlamak için kullanılan bir ifadeye ironik bir göndermedir. İstanbul’a ilk seyahatimden ilham aldım, her yemeğin bir olay, günde üç kez bir parti olduğunu fark ettim ve hayali, fantastik bir akşam yemeği partisi etrafında bir sergi yapmak istediğimi anladım.


