1949 yılında yapılan No. 10 adlı eser, Hong Kong’daki Sotheby’s Modern ve Çağdaş Akşam Müzayedesi’nde 7 dakikalık yoğun bir rekabetin sonucunda 8.5 milyon dolara satıldı ve Mark Rothko’nun Multiforms adlı erken dönem serisinden yeni bir rekora imza attı. Aynı zamanda, müzayedenin baş eseri ve en yüksek değerli satışı olan Joan Mitchell’ın La Grande Vallée VI adlı eseri, Asya’da açık arttırmada en yüksek fiyata satılan kadın sanatçı eseri olarak rekor kırmasıyla dikkat çekti.

No.10: Soyut Duyguların Başlangıcı
No.10 adlı eser, Rothko’nun kariyerini tanımlayan renk ve form kullanımındaki yenilikçi yaklaşımının başlangıcını temsil ediyor. Aynı zamanda, Multiforms serisinin önemli örneklerinden biri olarak sanatçının figüratif anlatımdan soyut renk alanlarına geçiş sürecini de yansıtır. Eserde belirgin sınırları olmayan renk blokları, izleyiciyle doğrudan duygusal bir bağ kurmayı amaçlayan bir yaklaşımın erken izlerini taşır. Multiforms serisi, onun daha sonra yapacağı ve bugün klasik başyapıtları olarak bilinen büyük tuvallerin habercisi olmuştur.

Rothko’nun Dünyası
Letonya doğumlu Amerikalı ressamın gençlik dönemindeki sanatsal üretimi ağırlıklı olarak şehir manzaralarıyla ilgiliydi. II. Dünya Savaşı’na yanıt olarak, Rothko’nun sanatı 1940’larda bir geçiş dönemine girdi; bu dönemde trajediyi ifade etmek için mitolojik temalar ve Sürrealizm ile denemeler yaptı. 1940’ların sonlarına doğru Rothko, saf renk bölgelerine sahip tuvaller boyadı ve bunları dikdörtgen renk formlarına soyutlayarak, hayatının geri kalanında kullanacağı üslubu geliştirdi.

1960’larda Rothko, Seagram Binası’ndaki Four Seasons Restaurant için bir dizi duvar resmi tasarladı. Ancak resimlerinin zengin müşteriler için sadece dekoratif nesneler hâline gelmesinden rahatsız olan sanatçı, kazançlı komisyonu iade etti ve tabloları Tate Gallery de dahil olmak üzere müzelere bağışladı.
Rothko hayatının büyük bir bölümünde sade bir yaşam sürmüş olsa da, tablolarının yeniden satış değeri, 1970’te intiharından sonraki yıllarda büyük ölçüde arttı.


