İstanbul’un kalbinde, Galata’nın dar ve taşlı sokaklarında bir müze var artık: Kedi Müzesi. Geçmişle bugünü, sanatla tasarımı birleştiren müze, şehrin insanlar dışındaki sakinlerinin, İstanbul’un çoktandır ortak değerlerinden biri haline gelen kedilerinin hikâyelerini anlatıyor. İstanbul, tarihin her döneminde kedilere ev sahipliği yapmış bir
Bir bienali daha idrak etmiş olmanın kıvancıyla önümüzdeki sergilere baktığımız havaların soğumayı reddettiği şu geç sonbahar günlerinde uzun zamandır kafamda gezinen bir meseleyi burada sizlerle birlikte düşünmek istiyorum. Bu konuda bir yargım olmadığı gibi konuyu düşünürken ihtiyacım olan temel donanım ve becerilere
1. göbekli tepe Bilim insanları, araştırmacılar, tarihçiler, antropologlar her ne kadar Göbekli Tepe’deki kalıntıların M.Ö. 10.000 civarında inşa edilmiş tapınaklarıyla ilk ve karanlık bir dinin kanıtı olduğu konusunda anlaşmış görünseler de, bu tür metafizik bir yaklaşımı bilimsel olarak destekleyecek hiçbir delil yoktur.
Dün gibi hatırlarım; Roscoe Mitchell, bir konser öncesinde, sahne arkasında bir arkadaşımızın kendisine hediye etmek istediği sesli bir oyuncağı etraflıca inceledikten sonra “sesini tamamen kontrol altına alamadığım hiçbir alete dokunamam sahnede” diye zarifçe anlatmaya çalışmıştı sahnedeki olayın ve sesin kendisi için ne
Size sorsam sevgili okuyucu, mükemmel haftasonunuz nasıl geçer diye, ne derdiniz? Bu soruyu buraya bırakıp zamanda biraz geriye, şu meşhur ekonomi-finans gazetesi Financial Times’ı ilk elime aldığım güne gidelim. Bugün gibi hatırlıyorum. Londra’da talebeyken bir iş görüşmesine çağırılmıştım. Tek takım elbisemi –
Bu yazıya giriş olarak ancak bir dipnotta duyurabileceğim bir hayli “deep” bir not’tan sözetmek isterim. Ocak 2019’da kendi önerim üstüne Sanat Dünyamız’da “Sanatkaç” adlı bir köşeye başlamıştım. Burada iki yazım yayınlandıktan sonra üçüncü yazım, editör değişimi dışında hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmiş, ve

