Felaket Senaryoları ve Sanatın Sınırı -
Felaket Anlaşmaları, Feriköy Antika Eşya Pazarı, Fotoğraf: Volkan Aslan, 2 Kasım 2025,

Felaket Senaryoları ve Sanatın Sınırı

Burak Delier’in Felaket Senaryoları işi üzerine, Artdog’da, Evrim Altuğ ile yaptığı söyleşi okurla buluştu.

Burak Delier bu röportajda şöyle diyor.“ Kapitalizmin yok ettiğini biliyoruz, doğayı, insanları, kentleri… Ama görüyoruz ki yok etmek üzerinden de kâr elde edebiliyor. “Ölüme oynuyor” ve kazanıyor! Tabii yok ettiği şeyi de bir bahse, oyuna çevirmiş bulunuyor! Bunu tartışmak, tartışılabilir kılmak istedim.”

Burak Delier’ röportajda Felaket tahvilleri meselesini tartışmak isterken kapitalizmin nasıl çalıştığını anlatıyor. “Kapitalizm kumarbazlık davranışı ile iç içe, belki emek-değer diye bakıyorduk ama bugün kumarbazlık hayatın her alanına yayılmış gibi. Günümüz kapitalizmi ‘değer’i bir oyundan, bahisten üretiyor. Finansal mesele de o: Bugün de emekçiler klasik anlamda tabii ki çalışıyor, üretiyor; Türkiye’deki madencilerin ölümlerini, marketlerdeki
adaletsizliklere karşı emekçilerin direnişlerini hep birlikte yaşıyor ve görüyoruz. Ama finansal işleyişler bütün bunları üst kodluyor. Borsadaki ‘felâket tahvilleri’, ki bazıları kişilerin ulaşabileceği borsa bile değil, ‘B2B’ / ‘Business to Business’ anlayışında çalışıyor. Yani sen de eğer büyük bir fon isen, bu tür bahislere giriyor ve üç, dört sene boyunca devasa kârlar elde ediyorsun!” diyor. Bu ifadeyle madencilerin ölümlerini ve marketlerdeki adaletsizliklere karşı direnişlerinden söz ederken kapitalizme karşı olan toplum kesimlerini işaretliyor. Ona göre Finansal işleyişler ise “bütün bunları üst kodluyor.“…bu tür bahislere giriyor ve üç,dört sene boyunca devasa karlar kazanıyorsun “sözleriyle bu kazancı farkında olmadan olumluyor. Delier bir gerçeği daha işaretliyor. “ ne yapılıp
ediliyor bu para afetten zarar gören insanlara dönmüyor. Sonuçta yatırımcılar kazanıyor. Delier bu “bahis” işinin nasıl işlediğini çok güzel anlatıyor.

Şimdi Delier’in işine bakalım. Delier depremde kırıldığını söylediği ailesinden kalan 5 parçaya bölünen fincan tabağı ile birlikte Felaket Tahvillerinin bir küçük örneğini oluşturan 5 adet tahvil poliçesi hazırlar Bu poliçeler gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar gerçektir. Sonra Beşiktaş Bit pazarında bir tezgah açarak, tahvil poliçelerini satışa çıkarır. Hazırladığı 5 poliçeyi de izleyicilerin seçtiği ve bahse girdiği felaketler üzerinden satar. Her alıcıya fincan tabağının kırık bir parçasını da güvence bedeli olarak verir. Eğer belirlenen süre içinde izleyicinin seçtiği felaket gerçekleşirse, kırık fincan tabağı sanatçıya iade edilecek, paranın birkaç katı alıcıya ödeneceği söylenir. Böylece tahvil alan, bir felaket kumarı üzerinden para kazanmış olacaktır. Kapitalizm, felaketler üzerinden bahisler kurgulayarak nasıl para kazanıyorsa, Burak Delier de bu durumun küçük bir örneğini halkın en yoksul kesiminin, ölenlerin arkasından kalan kırık dökük, eksik gedik parçaları sattığı bit pazarına, kapitalizmin bahis oyununu, çağdaş sanat ya da iş olarak götürmüş olur. Pazarda da tahvil satıcısı olarak yerini alır. İnsanlar bu durumu sorgulamadan, olası bir felaket seçer ve bu felaket gerçekleşirse parasının artacağı düşüncesiyle “kumara” katılır. Ayrıca sanatçı tarafından özenle gerçeğinden ayırt edilemeyecek şekilde oluşturulmuş tahvil poliçesi de bu satışın gerçek kanıtı olarak izleyicilerin katılımını sağlar. Delier, sistemin nasıl çalıştığını araştırır. Öğrenir. Tıpkı büyüklerin yaptıklarını taklit eden çocuklar gibi sistemdeki uygulamaların küçük bir benzerini iş olarak gerçekleştirir. Oysa iş sistemi tartışmaz, sistemin çeperinde yeralır. Delier, tahvil poliçesini bit pazarına kadar yayan, ata yadigarı misyonu yüklenmiş, depremde kırıldığı söylenen fincan tabağı parçaları ve tahvil poliçeleri işiyle, sistemin genişlemesine katkı yaparak, sistemin bir parçası haline gelir. Ne alıcılar ne Delier sistemin de bir parçası haline geldiğinin farkında değildir. Çünkü alıcıların bir felaketin sigortalanması konusunda bilgisi olmadığı gibi neden pazarda bu iş yapılıyor, tahvil poliçesi nedir, bir sanatçı neden böyle bir iş yapıyor sorusu da yoktur. Çünkü kimse neden, niçin, nasıl diye sormaz, soramaz. Sanatın sistemin içinde eridiğini en iyi gösteren işlerden biriyle karşı karşıyayız. Sistemin içinde ayni mekanizmaları kullanarak yapılan bu iş sanatsa, sanatın yokluğunu da konuşmaya başlayabiliriz. Delier’in Felaket Senaryoları işi “Sanatın sınırı neresi?” sorusunu soruyor. Her şey tartışmasız sanatsa, malzemelerin çoğalması, çeşitlenmesi, imge eklemlenmesiyse, proje üretmekse, insana dair değilse, sistemi yeniden kurmaksa sanat, sistemin genişlemesinden başka bir şey değildir. Ve sanat sınırını kaybetmiş demektir.

Felaket Anlaşmaları, belgesel video, video karesi, 10′ 08”, Burak Delier, 2026

İstanbul Modern 2
İstanbul Modern 2 Mobil

Oysa sanat, karşısında durduğu şeyi ima eden, işaret eden , farkettiren, görünür kılandı. Şimdi sanat sistemin içinde, ayni mekanizmaları yeniden kuruyor. Sanatın varlık nedeni ortadan kalkmış yalnızca işleyen bir sistem genişleyerek işlemeye devam eder. O halde kapitalizmden neden rahatsızız? Sanat herşeyi meşrulaştırabiliyorsa sanatın sınırı neresi? Bilimin sınırını Nagazakide görmüştük, Nagazakiye Napalm bombasını atan pilot, felaketi duyunca “ben bunu nasıl yaptım” diye kendisine sorar. Çünkü o işini yapmıştır. Ne yaptığının farkında değildir.
Sanat işleyen bir sistemin parçası olduğunda, kendi varlık nedenini kaybeder. Çünkü sistem zaten üretir, çoğaltır, sürdürür. Her yeni iş, bir çatlak açmak yerine sistemi yamamaya devam eder. Bu nedenle bugün yaratıcılık dönüştürücü değil sürdürücüdür. Çünkü sanat sisteme dahil olmuştur.Eleştiri bile bu işleyişin parçası haline geldiğinde sanatın varlık nedeni ortadan kalkar. Geriye yalnızca işleyen sistem kalır. Sanatın gücü üretmekte değil, o işleyişi sorgulamada yatar. Bu nedenle sanat, sistemin içinde değil, sistemin aksattığı, görmezden geldiği, durduğu yerde ortaya çıkar. Yani sistemin bir tür deşifre edenidir sanat. Felaket Senaryoları işi nerede durmaktadır? Bir sanatçı tarafından yapılmış olmasıyla mı bir iştir ? Yoksa sanatçı eliyle sistemin yeniden üretilmesi olduğu için mi bir iştir.? Bu iş yaratıcılığın arttığının göstergesi midir? Yoksa sanatın sistem yararına absorbe edilişi midir ? Felaket dolaşıma sokulduğunda, acı oyuna çevrildiğinde, her şey meşru ilan edidiğinde sanatın sınırı ne? Delier’in bu işi, ister istemez, Güncel Sanatın kendine sorması gereken bir soruyu gündeme getiriyor.

Bilimin sınırı Hiroşima’ydı. Sanatın sınırı neresi ?

2026 BAFTA Ödülleri

0 0,00