Mehtap Baydu, beden ile nesne arasındaki gerilimi, kimlik ve aidiyet meseleleriyle birlikte ele alan üretimleriyle son yıllarda uluslararası sanat sahnesinde dikkat çeken isimlerden biri. Hacettepe Üniversitesinde heykel eğitimi aldıktan sonra Almanya’da yüksek lisansını tamamlayan Baydu; performans, heykel, fotoğraf ve video arasında dolaşan pratiğinde özellikle toplumsal cinsiyet, kimlik ve marjinalleştirilmiş anlatılar üzerine yoğunlaşıyor. Eserleri bugüne dek Avrupa’nın önde gelen kurumlarında sergilenen sanatçı, 2025 yılında Marianne Werefkin Ödülü de dahil olmak üzere birçok önemli ödüle layık görüldü.
Bu güçlü pratiğin Türkiye’deki ilk kurumsal solo karşılığı ise Seni Sevmek Çok Zor! başlıklı sergiyle İstanbul’da izleyiciyle buluşuyor. 29 Nisan’dan itibaren Arter’de açılacak sergi, Baydu’nun yeni üretimlerini yakın dönem eserleriyle bir araya getirirken, izleyiciyi beden ile nesnenin sınırlarının bulanıklaştığı bir deneyim alanına davet ediyor.
Parçalanma ve Çözülme
Serginin en çarpıcı işlerinden biri, sanatçının kendi bedeninden aldığı kalıpları üst üste ekleyerek oluşturduğu dört metre yüksekliğindeki Wirbelsäule (Omurga Sütunu). Bu heykel, bir yandan dayanıklılık ve taşıyıcılığı ima ederken, diğer yandan parçalanma ve çözülme ihtimalini sürekli canlı tutarak izleyiciyi istikrar ile kırılganlık arasında gidip gelen bir beden fikriyle baş başa bırakıyor.
Baydu’nun pratiğinde doğa ile kurulan ilişki de belirleyici. New York’ta bir ormanda gerçekleştirdiği performansa dayanan Burulma adlı video, insan ile çevre arasındaki sınırları neredeyse ortadan kaldırırken; aynı deneyimden türeyen yerleştirmeler, doğayla temasın fiziksel ve düşünsel izlerini sergi mekânına taşıyor.

Ancak serginin en sıra dışı katmanı performatif olanı. Baydu, daha önce Berlin’de kamusal alanda gerçekleştirdiği Nefes (Atem) performansını bu kez Arter’e uyarlıyor. Sanatçı, bulunduğu mekânın hacmiyle birebir ölçülerde bir balonu nefesiyle şişirerek görünmeyeni görünür kılıyor. Günler süren bu eylem, nefesin hem yaşamsal hem de politik bir jest olarak nasıl maddeselleşebileceğini düşündürüyor.
Seni Sevmek Çok Zor! başlığındaki duygusal gerilimi yalnızca bir tema olarak değil, serginin tamamına yayılan bir yapı olarak kuruyor. Yakınlık ile mesafe, temas ile yokluk, dayanıklılık ile kırılganlık arasında gidip gelen bu sergi, Baydu’nun pratiğini Türkiye’de ilk kez bu denli kapsamlı bir çerçevede izleme imkânı sunuyor.


