Fin takımadalarında yer alan Vallisaari adasında yapılan Helsinki Bienali’nde 41 sanatçı ve kolektifin eserlerini izleyiciyle buluşturuyor. “The Same Sea” başlıklı bienal, Helsinki Sanat Müzesi’nin baş küratörleri Pirkko Siitari ve Taru Tappola tarafından yönetiliyor. Bienalin başlığı ise katılımcıları “Farklılıklarımıza rağmen birbirimize bağlılığımız ve karşılıklı bağımlılığımız” üzerine düşünmeye teşvik ediyor.
https://www.artdogistanbul.com/tumu/guncel_sanat/en-cevreci-bienal-helsinki.htm
Mekana Özel Üretilen İşler
Sergilenen eserlerin dörtte üçünün mekâna özel olarak üretildiği bienal 26 Eylül’e kadar ücretsiz olarak gezilebilecek. Ziyaretçilerin adaya ulaşmak için Helsinki’den bir feribota binmeleri gerekiyor.
Dünya Savaşı’nda Üs Oldu
Helsinki takımadalarının ortasında yer alan ve Kırım Savaşı’nda İngiliz ve Fransız donanmalarını bölgeden uzak tutmak için inşa edilen Vallisaari adasında Rus silahları depolanıyordu. O dönemde stratejik olarak büyük öneme sahip olan ada İkinci Dünya Savaşı sırasında da Fin ordusu tarafından kullanıldı.
Uzun Süre Terk Edilmişti
Vallisaari 2016’da halka açılmadan önce uzun yıllar boyunca terkedilmiş şekilde kendi haline bırakıldı. Bir zamanlar adaya gelen Rus İmparatoru II. Alexander’ın adını taşıyan İskender’in Yolu denilen yer ise Helsinki Bienali’nin sergi alanı olarak kullanılıyor.
Ölüm, Çürüme, Yeniden Doğuş…
Feribottan inince misafirlerin gördüğü ilk eser, adanın faunasını dinlemeyi sağlayan, güneş enerjisiyle çalışan bir enstalasyon olan Teemu Lehmusruusu’nun “House of Polypores” (2021) isimli işi olurken, Lehmusruusu eseriyle ölüm, çürüme, yaşam ve yeniden doğuş temalarını yansıtıyor. Göze çarpan diğer işler arasında Alicja Kwade’ın “Pars pro Toto”su (2018) ile Tadashi Kawamata’nın adada bulunan kerestelerden yapılmış bir kule olan “Vallisaari Lighthouse” (2021) işi yer alıyor.