Bize Musallat Olan Şeyler -
Agit Işıklı, Face to Face — The Bull, 150 × 200 cm, Karışık teknik, 2026

Bize Musallat Olan Şeyler

Uğurcan Kaçmaz’ın küratörlüğündeki “Bize Musallat Olan”, insanın dünyayla ilişkisini biçimlendiren düşünce, imge, arzu ve değerleri 25 sanatçının yapıtları üzerinden tartışmaya açıyor.

Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezi, 10 Ekim–17 Kasım tarihleri arasında Uğurcan Kaçmaz’ın küratörlüğünde 25 sanatçının;  Agit Işıklı, Ayşe Durak, Bahar Uygurlu, Büşra Karataş, Elif Araz, Elif Özgül, Elvan Işık, Enes Taş, Esma Sarp, Esmanur Özöner, Evin Kaya, Fatma Nur Ertutar, Fırat Kaya, Figen Akbağ, Gizem Bozkurt, Haydar Lale, İlkan Çoban, Kübra Kaçar, Okan Eltürk, Rojbin Gür, Servet Pişken, Suzan Gülaç, Zeynep Şeker, Şeyma Biner ve Yusuf Han’ın yapıtlarını bir araya getiren Bize Musallat Olan sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin zaman içinde nasıl kendi ürettiği düşünceler, imgeler, idealler ve değerler tarafından şekillendirildiğine bakıyor.

Esma Nur Özöner, Zihnin Mavi Okyanusu, Linolyum Baskı, 35×50 cm, 2022

İnsanın dünyayla ilişkisi, yalnızca gördükleri ve deneyimledikleri üzerinden kurulmaz. İçinde doğduğu dil, kültür, toplumsal ilişkiler, inançlar, idealler ve daha önce kurulmuş anlamlar, dünyaya bakışını henüz farkında olmadan biçimlendirir. Bize Musallat Olan sergisi tam da bu noktadan hareket ediyor: Bizi kuran şeylerle aramızdaki mesafe ne kadar mümkün?

10 Ekim’de Tariria Kültür Sanat ve Gastronomi Merkezi’nde açılacak serginin küratörlüğünü Uğurcan Kaçmaz üstleniyor. EkinYolu İnşaat’ın desteğiyle gerçekleşen sergide 25 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği çalışmalar bir araya geliyor.

Serginin başlığındaki “musallat” sözcüğü burada doğrudan bir hayalet ya da geçmişten geri dönen bir varlık fikrine işaret etmiyor. Daha çok, insanın içinde yaşamaya devam eden ve zamanla davranışlarını, arzularını ve dünyayı algılama biçimini belirleyen kuvvetlere gönderme yapıyor. Geçmişten devralınan değerler, içselleştirilen kurallar, kimlikler ve idealler, bir noktadan sonra dışarıdan gelen bir otorite olmaktan çıkıp kişinin kendi üzerinde uyguladığı bir düzene dönüşebiliyor.

Mid Akbank
Mid Akbank Mobil

Yusuf Han, İsimsizler No 24, 50×35 cm TÜYB, 2026

Bu dönüşüm, serginin temel sorularından birini oluşturuyor: İnsan dünyayı anlamlandırırken, bir süre sonra kendi ürettiği anlamların içerisinde mi yaşamaya başlıyor?

Bize Musallat Olan bu soruyu yalnızca toplumsal ya da psikolojik bir mesele olarak ele almıyor; sanatın kendi tarihine ve üretim biçimlerine de uzatıyor. Sanatçı da kendisinden önce üretilmiş imgelerin, biçimlerin, estetik kabullerin ve sanat tarihinin içinden üretim yapıyor. Miras, bir yandan üretimin zeminini oluştururken diğer yandan sınırlarını belirleyebiliyor. Dolayısıyla yeni bir şey üretmek her zaman geçmişi geride bırakmak anlamına gelmiyor; bazen mevcut olanın içindeki ilişkileri değiştirmekle mümkün oluyor.

Sergide yer alan çalışmalar, bu düşüncenin tek bir anlatıya hizmet edeceği şekilde sıralanmıyor. Farklı üretim biçimleri ve bakış açıları bir araya gelirken yapıtların kendi bağlamlarını koruması amaçlanıyor. Küratöryal kurgu, çalışmalar arasında kesin anlam ilişkileri kurmak yerine karşılaşmalara, gerilimlere ve beklenmedik yakınlıklara alan açıyor.

Figen Akbağ, İçimde Kalan, 2026, Keten kumaş üzerine sökme eksiltme ve kumaş, 50×50 cm

Bu yaklaşım serginin mekânsal kurgusunda da karşılık buluyor. Raimund Abraham’ın “Unbuilt” düşüncesinden hareketle oluşturulan dokuz bağımsız panel, galeriyi kesin sınırlarla bölmek yerine görüş alanını kesiyor, yön değiştiriyor ve izleyicinin mekânla ilişkisini sürekli yeniden kuruyor. Böylece mekân, yapıtların yalnızca sergilendiği nötr bir arka plan olmaktan çıkıyor; bakışın ve hareketin kendisinin serginin parçası olduğu bir düzleme dönüşüyor.

İzleyici de bu nedenle serginin dışında duran pasif bir gözlemci olarak konumlanmıyor. Yapıtlar arasındaki ilişkiler kadar izleyicinin kendi bakışı, konumu ve sergi içerisinde izlediği yol da anlamın oluşumuna dahil oluyor.

Zeynep Şeker, Beyaz Yüzey, Kağıt üzerine yağlı boya, 90×200 cm, 2025

Bize Musallat Olan, insanı belirleyen düşüncelerin, imgelerin ve yapıların karşısına onları bütünüyle terk etme fikrini koymuyor. Bunun yerine, insanı kuran bu kuvvetlerle kurulan ilişkinin nasıl değişebileceğine bakıyor. Sergi, kesin bir yanıt vermekten çok, bu ilişkinin kendisini görünür kılmaya çalışıyor.

“Dönüş: Odysseia’nın Kokusu” Eskişehir’de

0 0,00₺