Adam Rudolph’un Invisible Threads albümü, 18 Eylül 2026’da Omni Sound etiketiyle yayımlandı. 35. Akbank Caz Festivali için özel olarak bestelenen ve festivalin kurucularından Mehmet Uluğ’a adanan albüm, 7 ve 8 Ekim 2025’te İstanbul’daki Hayyam Stüdyoları’nda kayda alınmıştı. Kayıt sürecinin hemen ardından, 9 Ekim akşamı stüdyodan Arter sahnesine taşındı. Albümün merkezinde Rudolph’la birlikte Türkiye’den vurmalı çalgılarda Okay Temiz, neyde ise Hacı Ahmet Tekbilek yer alıyor.
Tekbilek, 1974’te Temiz’in Oriental Wind grubuna katılmak üzere İsveç’in yolunu tuttu. Rudolph’un ikiliyle yolu ise 1978’de Paris’te, Don Cherry ile verdiği ilk Avrupa konserlerinin hemen ardından kesişti. Rudolph ile Tekbilek arasında kurulan bağ, iki yıl sonra Woodstock’ta gerçekleşen Creative Music Studio’da, müziğin sabahın ilk ışıklarına kadar sürdüğü günlerde daha da derinleşti. Yaklaşık yarım yüzyıla yayılan bu bağ, Invisible Threads’ın ana kadrosunu da bir araya getirdi.
Rudolph, Tekbilek’i 1990’da Stockholm’de dinlediği bir sabahı şöyle hatırlıyor: “Hacı neyini çıkardı ve çalmaya başladı. Öylesine güzel, içli ve derindi ki kısa süre içinde Yusef’in de Ralph’in de benim de Hacı’nın da gözlerinden yaşlar akıyordu. O sesi ve o anı asla unutmayacağım.”
Rudolph, topluluğu farklı sesleri aynı kalıba sokmak yerine, onları kendi özgünlüklerini koruyarak yan yana getirecek biçimde kurdu. “Topluluktaki farklı müzikal yaklaşımları bir araya getirirken herkese anlamlı biçimde katılabileceği bir alan bırakmak istedim,” diyor Rudolph.
Kadroyu kemanda Özlem Kaya, flütte Sıla Gerbağa, vokalde Sumru Ağıryürüyen, İtalyan gitarist Marco Cappelli ve Danimarkalı basçı Jesper Egelund tamamlıyor. Rudolph’un canlı elektronik işlemesi, Egelund ve Cappelli’nin müdahaleleriyle açılıp genişlerken; Tekbilek’in neyi, Kaya’nın kemanı, Ağıryürüyen’in sesi, hazırlanmış gitar, gonglar, waterphone ve 606 davul makinesi aynı elektroakustik ses sahasında buluşuyor ve birbirine yön veriyor.

“Bana göre bu, içsel bir uzamda yolculuk etmeye benziyor,” diyor Rudolph. “Müzik bütünüyle kolektif olsa da içsel, psikolojik ve mistik bir niteliğe sahip. Dünyada belirli bir yere ait değil; hayalî bir yer de değil. Ruhun içinde, hayal gücünün derinlerinde bir yer.”
Mehmet Uluğ Hakkında
Türkiye’de caz ve alternatif müzik kültürünün gelişmesinde önemli rol oynayan Mehmet Uluğ, İstanbul’un uluslararası müzik sahnesiyle buluşmasına öncülük eden isimlerden biridir. Mehmet Uluğ, 13 Nisan 1959’da İstanbul’da dünyaya geldi. Yeşilköy İlkokulu’nda ve British Highschool’da okuduktan sonra 1978 yılında İstanbul Robert Koleji’nden mezun oldu. 1984-1987 yılları arasında Amerika’ya yerleşerek Baltimore şehrinde araştırmacı mühendis olarak çalıştı. 1988 yılında ABD’den ayrıldı ve 6 ay sürecek olan bir uzak doğu seyahatine çıktı. Bu uzun seyehatten sonra Türkiye’ye geri döndü. Mehmet Uluğ’un hayali, tutku duyduğu caz müziğini Türkiye ile buluşturmak ve İstanbul’un 1980’lerin sonunda yaşadığı kültür sanat dünyasındaki durağanlığı hareketlendirmekti.
1988 yılında lise arkadaşı Cem Yegül ile birlikte kurduğu, daha sonra ikilinin arasına kardeşi Ahmet Uluğ‘un da katıldığı Pozitif aracılığıyla farklı coğrafyalardan müzisyenleri Türkiye’deki dinleyicilerle buluşturdu. 1990 yılında başlayan Akbank Caz Festivali‘nin kurucuları arasında yer alan Uluğ, festivalin uzun yıllar direktörlüğünü üstlendi. Akbank Caz Festivali, ölümünün ardından anısına her yıl bir anma konseri yapma kararı aldı.
1999’da Beyoğlu’nda açılan Babylon ise, Uluğ’un İstanbul’un müzik kültürüne kazandırdığı önemli mekânlardan biri oldu. Cazdan elektronik müziğe, dünya müziğinden alternatif rock’a uzanan programıyla Babylon, farklı müzik türlerinin ve dinleyici topluluklarının bir araya geldiği bir merkez hâline geldi. Kurucuları arasında bulunduğu bağımsız plak şirketi Doublemoon ile de Türkiye’deki müzikal üretimin uluslararası alanda tanınmasına katkı sağladı. 2015’te Mehmet Uluğ’un son kişisel projesi Cappadox, Türkiye’nin ilk küresel festivali olarak Kapadokya’da hayata geçirildi. Kapadokya’nın doğal güzelliğini ve müziği bir araya getirme hayali olan Mehmet Uluğ’un anısına düzenlenen Cappadox, içinde sadece müzik değil, gastronomi, açık hava etkinlikleri ve çağdaş sanatı da barındırıyor.
Uluğ’un müzik anlayışının merkezinde, farklı kültürler ve müzikal gelenekler arasında etkileşim alanları yaratmak vardı. Bu yaklaşım, yalnızca uluslararası sanatçıları İstanbul’a taşıyan konser ve festivallerle değil, farklı coğrafyalardan müzisyenler arasında kurulan yaratıcı ilişkilerle de kendini gösterdi. Onun müzik dünyasında bıraktığı izler günümüzde hala yaşamaya devam ediyor.



