Kıbrıs’ta geçmiş, gündelik yaşamın akışı içinde varlığını hissettiren bir katman olarak duruyor. Yusuf Sevinçli’nin Girne’de izleyiciyle buluşan yeni serisi REPUBLIC, tam da bu görünür ve görünmez katmanların izini sürüyor. 26 Şubat – 14 Nisan 2026 tarihleri arasında Art Rooms’da görülebilecek sergi, sanatçının 2020–2025 yılları arasında adaya yaptığı ziyaretler sırasında ürettiği yaklaşık 70 fotoğraftan oluşuyor. Serginin direktörlüğünü ise Oya Silbery üstleniyor.
Sevinçli’nin pratiği, bir yeri göstermekten çok o yerin içinde birikmiş hâli görünür kılmaya dayanıyor. REPUBLIC de Kıbrıs’ı doğrudan tarif etmiyor; adanın en bilinen manzaralarında bile içeriden bir bakışın izini sürüyor. Gündelik hayat akarken, deniz hep aynı yerde dururken ve ışık sürekli değişirken, fotoğraflar bu sürekliliğin içindeki kırılmaları işaret ediyor. Büyük anlatılar geri çekiliyor; yüzeyler, izler, bekleyişler ve küçük ayrıntılar öne çıkıyor.

Zamandan Sıyrılan Siyah Beyaz
Serginin kavramsal çerçevesi, varlığın yokluktaki izini arayan bir yaklaşıma dayanıyor. Siyah beyaz estetik, zamandan bağımsız bir duygu alanı kuruyor ve bilinçaltına daha doğrudan temas ediyor. Kıbrıs’ta rüzgârın eğdiği ağaçlar, karaya oturmuş gemiler, tuzla ağırlaşmış otlar, kırık aynalar ve mezarlar fotoğraflarda yer alıyor. Bu unsurlar birer belge olmanın ötesinde, bütünlüğünü arayan parçalar olarak öne çıkıyor. Rüzgârla eğrilmiş ağaçlar ise sanatçının ifadesine göre geçen zamanın göstergesi niteliği taşıyor. Bu formlar, adanın hem fiziksel hem de tarihsel yükünü görünür kılıyor.
Sevinçli’nin fotoğraf anlayışı, kanıt üretmekten çok bir bakış disiplini kurmaya dayanıyor. Sanatçı, büyük format analog makinelerle çalışmayı tercih ediyor ve üretim sürecinde yavaşlığı ile dikkati temel ilke olarak benimsiyor. Bu yaklaşım, görüntüyü hızlı tüketilen bir bilgi olmaktan çıkarıyor. Fotoğraflar izleyiciyi durmaya, yeniden bakmaya ve ayrıntılar üzerine düşünmeye davet ediyor. REPUBLIC, açıklayıcı bir anlatı kurmak yerine sessiz ve yoğun bir görsel dil öneriyor.

Bölünmüşlüğe Karşı Bütünlük Arayışı
Sergide öne çıkan bir diğer yaklaşım ise adayı kuzey ve güney olarak bölmek yerine, bir bütün olarak kavrama arzusu. Sınırların belirlediği politik gerçekliğe karşı, fotoğrafın birleştirici imkânı öneriliyor. Haritada görünmeyen ayrıntılar, terk edilmiş köyler, sınır hattındaki izler ve hayaletimsi imgeler, adanın parçalı hafızasını tek bir görsel akışta bir araya getiriyor. Bu bakış, nostaljiye yaslanmadan geçmişle temas kurmayı mümkün kılıyor; şimdinin yüzünü geriye çeviren ama orada takılı kalmayan bir duyarlılık öneriyor.

1980 doğumlu Yusuf Sevinçli, fotoğrafı bir anlatı alanı olarak kullanan bir sanatçı. Mekân, zaman ve insan dışı varlıklarla kurulan sessiz ilişkiler, üretiminin merkezinde yer alıyor. 2012’de yayımlanan ilk kitabı Good Dog ile başlayan yayın pratiği, sanatçı monografileriyle devam etti. Çalışmaları; İstanbul Modern, Rencontres d’Arles, Moskova Bienali, Arter ve Pera Müzesi gibi kurumlarda sergilendi; bu kurumların koleksiyonlarına dâhil edildi. Sanatçı, yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor.


