Yıkımın Ortasındaki Gazze’de Kültür, Bellek ve Kayıt -
İslam Üniversitesi 11 Ekim 2023_te bombalandı. @İnsan Hakları İzleme Örgütü.

Yıkımın Ortasındaki Gazze’de Kültür, Bellek ve Kayıt

Gazze’deki yıkım, hayatın her alanına olduğu gibi sanat ve kültürel mirası da tehdit ediyor. "Archiving Gaza in the Present" kitabı bir yandan Gazze’nin dününü kayıt altına alırken bir yandan da her an yeniden var olan kültürel üretimi arşivliyor. Kitabın editörlerinden Venetia Porter ile Gazze’nin zengin sanatsal ve kültürel mirasını, yok oluşun eşiğindeki geçmişi ile şimdiki zamanı arşivlemeyi ve üretme edimiyle ortaya konan direnci konuştuk.

/

Gazze’de yıkım bütün yoğunluğuyla sürerken, görmezden gelinmelere ve sansüre karşın yıkıma dair kültürel ve sanatsal üretim devam ediyor. 30. sayımızın da kapak konusu olan Gazze Bienali’nin İstanbul ayağı, yıkıma karşı sanatla direnişin yollarını ararken; geçtiğimiz günlerde Katar’da gerçekleşen Vasıf Kortun ve Nadia Radwan küratörlüğündeki we refuse_d sergisi, reddetmeyi eylem, direniş ve onarım için bir potansiyel olarak ele alıyor.

Yıkımın büyüklüğü karşısında sayıca az kültür ve sanat üretimlerinden bir yenisi de Archiving Gaza in the Present kitabı. Kitap, soykırımın yanı sıra süregiden kültürel ve sanatsal kırımı merceğine alan, arşivleme güdüsüyle bir araya getirilen makalelerden oluşuyor. Editörlüğünü Venetia Porter ve Dina Matar’ın üstlendiği kitap, Kasım 2024’te gerçekleşen bir konferansın metinlerinin bir derlemesi.

Kitap, Batı’da kasıtlı olarak yaratılmış Gazze algısının dayanağı olmadığının kanıtı niteliğinde. Dünya belki Gazze’yi Apollon heykeli hikâyesi ile duymuş olsa da Gazze yüklü kültürel ve sanatsal varlığıyla hep oradaydı aslında. Archiving Gaza in the Present, Gazze’nin hem yok olan kültürel mirası ve sanatsal üretimini kayıt altına alırken hem de yok oluşun eşiğindeki kentte süregiden üretime dikkat çekiyor.

8 Aralık 2023’teki bombardımanın ardından Büyük Ömer Camii.

Arşivleme kavramı genellikle geçmişe ait belgelerin korunmasıyla ilişkilendirilir; oysa Gazze gibi yıkımın süregeldiği bir yerde bu eylem aynı zamanda şimdiki zamanın tanıklığını almak ve kolektif belleği korumak anlamına geliyor. Archiving Gaza in the Present, savaşın ortasında bu pratiği yeniden kavramsallaştıran disiplinlerarası bir çalışma.  Kitabın editörlerinden Venetia Porter ile “şimdiki zamanda arşivlemek” ne anlama geliyor, nasıl bir direniş pratiğine dönüşüyor sorularının etrafında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Siz ve Dina Matar, şimdiki zaman şiddetle parçalanarak sürerken “şimdiki zamanda arşivleme” olgusunu nasıl kavramsallaştırdınız?

Kitap 30 Kasım-1 Aralık 2024 tarihlerinde iki gün süren bir konferansla başladı. Konferans savaşın başlamasından bir yıl sonra gerçekleşti. Bu soykırım savaşının Gazze’deki yaşamın her yönünü nasıl etkilediğine bakarak, o anı tarihe kaydetmek istedik. Çeşitli disiplinlerden, çoğu Gazze’den gelen bir dizi konuşmacı bulduk ve bunu temelde iki ana bölümde kavramsallaştırdık: Birincisi sanat, sanatçılar, sanat kurumları, arkeoloji, mimari miras, müzeler ve kültür merkezleri gibi konuları ele alırken; ikinci bölümde ise “Bellek ve Maddi Olmayan” olarak adlandırdığımız kavramı inceledik. Burada yıkımın nasıl belgelendiğini, belleğin yerini ve eğitim üzerindeki etkisini ele aldık. Ardından konuşmacılardan, mirasın tahribatı ya da çalınmasıyla ilgili yasalar ve bunların etkileri, Gazze’nin geleceğinin nasıl olabileceği gibi konulara değinmelerini istedik.

Konferansın sonunda iki gün boyunca aldığımız tanıklıkların çok önemli olduğunu fark ettik ve bunları kaydetmemiz, bir kitap yayımlayarak “arşivlememiz” gerektiğini düşündük. Konuşmacıların çoğu katkıda bulunmayı kabul etti ve biz de bazı ek katkılar sağladık.

Kitap, birçok insanın Gazze’yi ilk kez fark etmesine neden olan Apollo heykeli hikâyesiyle başlıyor. Efsane ile gerçeklik arasındaki bu belirsiz alanda, dünyanın Gazze’ye yönelik seçici ilgisi bize ne diyor? Archiving Gaza in the Present, bu parçalı ve çoğu zaman mitolojikleştirilmiş küresel algıları nasıl sorguluyor ya da düzeltiyor?

Dünyanın ilgisi gerçekten de odak noktası bakımından düzensizdir. Konferansı düzenlemenin ilk nedenlerinden biri, medyanın Gazze’nin arkeoloji ve tarihsel kroniklerden bildiğimiz derin tarihini, antik çağda dünya tarihinde oynadığı önemli rolü, Gazze’nin 12 üniversitesiyle eğitim seviyesi inanılmaz derecede yüksek olduğunu, sanat öğrencilerine rehberlik eden, sergiler düzenlenen büyük sanat kurumlarının varlığını haber yapmadığını fark etmemizdi.

“Sistematik Olarak Saldırı”

Gazze’de önemli sayıda sanatçı var. Başlangıçta mümkün olduğunca çok sayıda görsel eklememiz gerektiğine karar verdik. Böylelikle çok önemli birçok öncesi ve sonrası fotoğrafını gösterebilecektik. Böylece camilere, Jawdat Khoudary’nin Mathaf’ı, Al-Qarara ve Rafah’daki gibi müzelere, Rashad Al-Shawa merkezi gibi kültür merkezlerine, üniversitelere ve Edward Said Kütüphanesi gibi kütüphanelere yönelik saldırıların kasıtlı olduğunu da görebiliyordunuz. Mirasın yok edilmesinin kasıtlı olduğu çoğumuz için açıktı. İnsanları öldürmek, onları evlerinden ve mahallelerinden zorla çıkarmak ve sonra da evlerini ve mahallelerini yıkmak yetmedi, Filistinli kimliğinin özü olan kültürel gelenekleri ve mirası, şiiri de dahil olmak üzere (şairlerin kasıtlı olarak hedef alınması) sistematik olarak saldırıya uğradı. Bu kitap, Gazze’de tarih, kültür ve kimliğin var olduğu, ama hâlâ da varlığını sürdürdüğü gerçeğiyle yüzleşmenin bir yoludur. Burası sanat ve yaratıcılıktan yoksun bir tür kültürel çöl değildir.

Birçok yazar, devam eden yıkımı hem fiziksel hem de varoluşsal olarak tanımlıyor. Bu kitap üzerinde çalışırken, gerçek zamanlı olarak silinmekte olan bir mirası belgelemenin duygusal ve etik zorluklarını nasıl aştınız?

Çoğu tanınmış yazar ve eleştirmen olan farklı disiplinlerden gelen katkı sağlayanların en iyi yanı, tarafsız olmaları ve olayları olduğu gibi aktarmalarıydı. Editörler olarak bizim görevimiz, yazarlara konferansın ötesinde fikirlerini ifade edebilecekleri bir platform sunarak onlara adalet sağlamaktı, onların adına konuşmuyorduk  –bunlar onların kendi görüşleri. Ancak bunun ötesinde, bu kadar geniş bir yelpazede konuları ele alarak Gazze için elimizden gelenin en iyisini yapma konusunda ahlaki bir sorumluluk hissettik.

Shareef Sarhan, War Games, 2015. Fotoğraf: Shareef Sarhan.

Müzeler, kütüphaneler ve üniversiteler gibi arşivlerin kendileri bombalanırken arşivleme ne anlama gelir?

Bizim için arşivleme kavramı, geleneksel olarak kütüphane gibi yapılarda kabul edilen arşivlerin ötesine geçer. Bunun bir örneği Omari camisinde bulunan el yazmalarıdır. Neyse ki kitapta da belirtildiği gibi, bu el yazmaları dijital ortama aktarılmıştı, ancak bu “arşivleme” sürecinin bir parçası olarak, kurtarılabilen el yazmalarının şu anda paramparça olduğunu görüyoruz. Bizim için arşivleme elbette fiziksel nesneleri de içerir, ancak şiirleri ve kişisel tanıklıkları da kapsar. Bunlar somut olanlardan soyut olanlara kadar her açıdan Filistin kimliğinin özünü korumak için çok önemlidir.  Bu kitabın genel tabloya yalnızca küçük bir katkı olduğunu biliyoruz  –her şeyi kapsamlı bir şekilde ele almamız mümkün değil. Dolayısıyla arşivleme derken kayıt altına almayı da kastediyoruz. Ayrıca, kitabın ilgi uyandırmasını ve okuyucuyu kendi araştırmalarını yapmaya teşvik etmesini umarak, çok sayıda referans ve daha fazla okuma önerisi sunmak istedik.

Kitap, Gazze’nin mirasının “öncesi” ve “sonrası” görüntülerini güçlü bir şekilde karşılaştırıyor. Bir sanat tarihçisi ve küratör olarak, görsel kayıtlardaki bu kopukluğu nasıl yorumlarsınız?

Öncesi ve sonrasını göstermek bizim için önemliydi ve evet, yıkım büyük bir kopukluk. Ancak olağanüstü olan, Gazzelilerin kurtarma ve yeniden inşa etme kararlılığıdır –bu ölçekte değilse de sonuçta bu onların daha önce de başlarına gelmişti. Belgelemeye yardımcı olmak için çalışan birçok grup da var, Gazze’de ve dışında bazı olağanüstü kişiler. Oldukça moral bozucu olan şey ise Bayt El Saqqa, Qisariya pazarı ve diğerleri gibi, yerel kuruluşlarla restorasyon projeleri yürüten muhteşem RIWAQ kuruluşunun işbirliğiyle restorasyonu yeni tamamlanmış binalara yapılan saldırıları görmekti. Aynı durum, öğrencilerin St Hilarion Manastırı gibi arkeolojik projelerde yer aldıkları arkeolojik alanlar için de geçerli.

Dünya sanat tarihi/arkeolojisi çalışmaları için, antik limanlar ve alanlar, İslam mimarisi hakkında çok fazla yayın yapıldığı için, yıkıma rağmen bunlar öğretime entegre edilmeye devam edecek. Bir küratör olarak, bunu somut bir şekilde göstermek önemlidir ve Cenevre’deki Musee d’art et d’histoire’yi ve geçtiğimiz günlerde Trésors sauvés de Gaza sergisi ile 100.000’den fazla ziyaretçiyi çeken Paris’teki Institut du Monde Arabe’yi derinden takdir ediyorum.

“Yine de Başardılar”

Birkaç makale, Ekim 2023’ten hemen önceki Gazze’nin sanatsal ve entelektüel yaşamının canlılığını yansıtıyor. Kuşatma altında çalışan sanatçıların yaratıcı direncinin hangi yönü sizi en çok etkiledi?

Beni en çok etkileyen şey, sanatın gelişmesinin, dernekler ve kolektifler kuran birkaç kilit kişilere bağlı olmasıydı –örneğin Eltiqa ve Shababeek. 2005’ten itibaren Gazze fiilen kuşatma altındaydı. İçeri girip çıkmak, malzeme temin etmek, sergiler düzenlemek son derece zordu. Yine de başardılar ve inanılmaz derecede becerikliydiler. Çok sayıda sanatçıya mentorluk yapıldı, Qattan Vakfı ve Fransız Enstitüsü gibi kuruluşlar yardım etti; Amman’daki Darat al-Funun her yıl sanatçılar için atölye çalışmaları düzenledi. Gazze’deki sanatçıların yaşadıklarını sistematik olarak yazan Sarvy Geranpayeh, beni bu kitapta yer alan birçok sanatçının işleriyle tanıştırdı. Onların işlerinin yalnızca kalitesinden değil, profesyonelliklerinden ve cömertliklerinden, çalışmalarının görüntülerini isteyerek paylaşmalarından da çok etkilendim. Savaştan bu yana işlerinin aldığı yeni yönleri görebilirsiniz, genellikle günlük yaşamlarından hikâyeler anlatıyorlar. Bazıları sanatlarını pratik amaçlara yöneltmiş, çocuklarla çalışarak onların yaşadıkları trajediden biraz olsun uzaklaşmalarını sağlamayı amaçlıyorlar.

ArtDog Istanbul 32. Sayı140,00350,00Ocak – Şubat 2026

32Sayı şimdi basılı ve dijital versiyonuyla satışta.

Basılı dergi siparişiniz 5-7 iş günü içerisinde adresinize teslim edilir. Dijital sayı siparişiniz ise e-posta adresinize PDF olarak gönderilir.

Başarılı

Şehir Dev Bir Sinemaya Dönüşürse: Uluslararası Rotterdam Film Festivali

Hale Tenger: “Sanatın Dönüştürücü Gücü Belirsizliğe Yer Açmasında Yatar”

0 0,00