Sanat dünyasının en önemli buluşmalarından biri olan 61. Venedik Bienali, bu yıl henüz açılmadan politik bir tartışmanın merkezine yerleşti. Bienale katılacak 178 sanatçı, küratör ve sanat çalışanı İsrail’in etkinlikten çıkarılması talebiyle bir açık mektup yayımladı. Açıklamada, Bienale yönetiminin bu talebe yanıt vermesi gerektiği vurgulanırken, mevcut durumun “Filistinli yaşamın yok edilmesine karşı sessizlik” anlamına geldiği ifade edildi.
Açık mektup Art Not Genocide Alliance (ANGA) tarafından organize edildi ve farklı ülkelerden katılımcıların imzasını taşıyor. İmzacılar arasında Sophia Al-Maria, Yto Barrada, Meriem Bennani, Alfredo Jaar, Tai Shani ve Cauleen Smith gibi uluslararası sanat sahnesinde güçlü bir yer edinmiş isimler bulunuyor. Türkiye’den de açık mektubu imzalayan isimler arasında Nilbar Güreş ile Türkiye Pavyonu’nun küratörü Başak Doğa Temür yer alıyor. Ana serginin küratöryel ekibinde yer alan Gabe Beckhurst Feijoo ve Rasha Salti de mektuba imza atanlar arasında.

Tartışmanın Hafızası: Önceki Bienaller
ANGA, İsrail’in Bienal’de yer almasına yönelik itirazını ilk kez bu yıl değil, 2025 sonbaharında dile getirmişti. Ekim ayında yayımlanan bir başka açık mektupta, İsrail’in temsil edilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edilmiş ve organizasyon yönetim kuruluna resmi bir talep iletilmişti. Buna rağmen Bienale yönetimi süreci sürdürdü ve İsrail’i temsil edecek sanatçı olarak Belu-Simion Fainaru’yu seçti.
Benzer bir tartışma 2024 edisyonunda da yaşanmıştı. ANGA’nın başlattığı kampanya o dönemde 24.000’den fazla imza toplamış, İsrail’i temsil eden sanatçı Ruth Patir ile pavyonun küratörleri sergiyi açmama kararı almıştı. Pavyon, ateşkes sağlanana kadar kapalı kalacağını duyurmuş ve Bienal boyunca yeniden açılmamıştı.
Bu yılki mektupta ise yalnızca siyasi bir çağrı değil, kültürel üretime yönelik bir yok oluş tehlikesi vurgulanıyor. Metinde, Gazze’de yaşamını yitiren sanatçılar, müzisyenler, şairler ve gazeteciler anılırken bunun yalnızca bireysel kayıplar değil, aynı zamanda bir kültürün hedef alınması anlamına geldiği ifade ediliyor.
Bienal yönetimi, açık mektuba henüz doğrudan bir yanıt vermedi. Ancak katılımcı ülkelerin listesini açıkladığı duyuruda kurumun “kültürde ve sanatta herhangi bir dışlama veya sansürü reddettiği” vurgulandı. Açıklamada, Bienale’nin her zaman diyalog ve sanatsal özgürlük için bir alan olmayı amaçladığı da özellikle belirtildi.


