Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin ardından ilk kez Venedik Bienali’ne katılacak olması sanat dünyasında yeni bir tartışma başlattı. Karar, muhalif sanatçılar, Ukraynalı kültür aktörleri ve protest punk kolektifi Pussy Riot tarafından sert biçimde eleştirildi. Grup, Rusya’nın bienale dönüşünü “Avrupa’nın güvenliği açısından ciddi bir darbe” olarak nitelendirdi.
2026 edisyonu 9 Mayıs ile 22 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek bienalde Rusya Pavyonu, The tree is rooted in the sky (Gökyüzüne kök salmış ağaç) başlıklı bir program hazırlıyor. Fransız filozof Simone Weil’in bir ifadesinden esinlenen proje, dünya müziği ve folklor ekseninde şekilleniyor. Programın merkezinde 5 ile 8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek üç günlük bir performans ve müzik festivali yer alıyor. Etkinlik sırasında kaydedilecek performansların daha sonra pavyonda gösterilmesi planlanıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in uluslararası kültürel işbirliği özel temsilcisi Mikhail Shvydkoy, projenin “çok dilli bir kültürel polifoni” sunmayı amaçladığını belirterek Rus sanatının uluslararası alanda ifade özgürlüğüne sahip olması gerektiğini savundu.
The Italian Minister of Culture has washed his hands of this, leaving the Venice Biennale organizers backed into a moral corner with nowhere to hide.
We need to make them feel the heat: hosting a russian pavilion while they fuel the largest war of our century isn’t culture,… https://t.co/38IsJ4IVEO pic.twitter.com/hEBovTsKI9
— Mariia Kramarenko (@KramarenkoMari3) March 6, 2026
Sanat ve Kültür Üzerinden Yürüyen Tartışma
Tartışma son günlerde yeni bir boyut kazandı. Arts Against Aggression International Movement tarafından başlatılan ve kısa sürede 6 binden fazla sanatçı, akademisyen, küratör ve kültür çalışanının imzaladığı açık mektup, Rusya’nın Venedik Bienali’ndeki resmi pavyonunun savaş suçlarını kültürel alanda normalleştirme riski taşıdığını savunuyor. İmzacılar arasında Pussy Riot üyesi Nadya Tolokonnikova da yer alırken, Avrupa Birliği yetkilileri Rusya’nın katılımının sürmesi halinde Bienal’e sağlanan bazı fonların askıya alınabileceğini açıkladı.
Ancak bu yaklaşım Rus muhalifleri ve Ukraynalı kültür çevrelerini ikna etmiş görünmüyor. Pussy Riot, yayımladığı açıklamada Kremlin’in kültürel üretimi uzun süredir dış politikada bir araç olarak kullandığını öne sürdü. Grup, Rusya’nın kültürel yumuşak gücünün son yıllarda askeri stratejinin bir parçası hâline geldiğini belirtti ve totaliter rejimlerin sanatı iktidarlarını meşrulaştırmak için kullanabildiğini hatırlattı. Kolektif, Rusya’nın bienaldeki varlığını protesto etmeye hazırlandığını da duyurdu.
Bienal yönetimi ise kararını savunarak herhangi bir ülkenin, İtalya Cumhuriyeti tarafından tanındığı sürece ulusal pavyon aracılığıyla etkinliğe katılabileceğini açıkladı. Kurum, Venedik’i “diyalog, açıklık ve sanatsal özgürlük mekânı” olarak tanımladı ve sanatın farklı toplumlar arasında temas kurma imkânı sunduğunu vurguladı.
Buna karşın Rusya’nın geri dönüşü Avrupa siyasetinde de tepki çekti. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet Moskova’nın katılımına karşı olduğunu açıklarken, bazı Avrupa Parlamentosu üyeleri bienal yönetimine gönderdikleri mektupta bu kararın Rusya’yı kültürel alanda aklama riski taşıdığını belirtti.
Rusya’nın bienaldeki programı da tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor. Projede farklı ülkelerden müzisyen ve sanatçılar yer alacak. Batı Afrika müziğini elektronik seslerle birleştiren Malili sanatçı DJ Diaki bu projeyi uluslararası bir buluşma fırsatı olarak tanımlıyor. Buna karşılık pavyon programında yer alan bazı Rus folklor gruplarının milliyetçi söylemleri ve askerlik çağrışımları içeren paylaşımları eleştirilerin dozunu artırmış durumda.


