Yonca Saraçoğlu’nun yeni sergisi Untold Tales, Galeri Işık Teşvikiye’nin ardından bu kez Beyoğlu’nda, Istanbul Concept Gallery’de. Sanatçının yeni üretimlerinden oluşan yağlıboya resimlerini heykel çalışmalarından seçili eserlerle bir araya getiren serginin ikinci durağında, aynı seriden 8 eser daha sergileniyor.
Önceki dönemlerde geniş bir renk paletiyle çalışan Yonca Saraçoğlu, Untold Tales’de daha az renkle ulaştığı buğulu imgeler aracılığıyla hafızaya yönelen bir anlatım geliştiriyor. Sanatçının belirli renklere odaklanarak kurduğu bu yeni ifade alanı, serginin en dikkat çekici yönlerinden birini oluşturuyor. Saraçoğlu’nun resim ve heykel çalışmalarını ilk kez bu bütünlükte bir araya getiren Untold Tales, izleyiciyi katmanlı bir anlatı alanına davet ediyor.
Sözsüz ve Sessiz Kalmışlığın Peşinde…
Untold Tales’de, çeviride yok olanın, dile getirilemeyenin, sözsüz ve sessiz kalmışlığın peşine düştüğünü söyleyen Yonca Saraçoğlu, “Mekânını ve öznesini kaybetmiş anlamların, itiraf edilemeyenin, dilde karşılığı olmayanın, sessiz faciaların, hükümsüzün, kayıpların, anlatılmaya değer bulunmayanın, ötekine masal gibi gelenin izini sürdüm” diyor ve ekliyor: “Bir ‘yalnızgezer’ olarak sarı ve morun da eşlik ettiği mavi yeşil bir armoninin buğulu, puslu, belirsiz, düşsel atmosferinde kaybolarak dolandığım labirentlerde, rastladığım gölgelere kasıtsız sorular sordum. Aramadığımı buldum, bulamadığımı hâlâ arıyorum…” diyor.
Isanbul Concept Gallery kurucusu Işık Gençoğlu ise sergide anlatılmamış hikâyelerin eksikliğinden değil, onların tüketilmeye direnç gösteren varlıklarından doğan Untold Tales’in sessiz olduğu kadar güçlü, sade olduğu kadar derin bir anlatı sunduğuna dikkat çekiyor.
Özgürlüğün ve Acının Rengi, Mavi
Karşı Sanat’ın kurucusu, eleştirmen ve kuramcı Feyyaz Yaman, Untold Tales kataloğu için kaleme aldığı yazıda, Saraçoğlu’nun son çalışmalarının ‘Mavi Dönem’ olarak tanımlanabileceğini belirterek şunları söylüyor: “Geriye doğru baktığımızda, önceki heykel sergisinin de aslında mavi dönüşümün ilk evresi olduğunu anlayabiliyoruz. Daha doğrusu bu bir dönem değil, bir ‘başka dünya’. Gölgeler gibi gezinen, vatozun sessiz kanat çırpınışının kıvraklığıyla hissedilen yumuşaklığın gücü karşısında sakinleştiğimiz bir dünya.”
Saraçoğlu’nun son çalışmalarının ‘Mavi Dönem’ olarak tanımlanabileceğini belirten Feyyaz Yaman, serginin ruhunu şu cümlelerle ifade ediyor: “Aslında bu bir dönem değil, bir ‘başka dünya’. İnsanlar ve şehirler bu kozmik dünyada yeni bir gerçekliğin kabulünde huzura kavuşur. Bir kapının eşiğinde, bir kemerli geçitte, labirentimsi evrenlerde umut aralanır ve dünya katlanılabilir hale gelir.”
Yaman, mavi rengin Saraçoğlu’nun yapıtındaki çağrışımlarına dair ise şunları aktarıyor:
“Mavi’nin eskiden adı yoktu. Antik Yunan Pantheon’unda adı geçmez. Sadece koyular ve açıklar dizgesi vardır. Roma, barbarların yüz maskesinde görmüştür ‘Blu’yu, Arapların ‘Azür’ünde. Siyahtan uyum ve huzurun temsiliyetine geçmesi Meryem’in örtüsünün mavileşmesi ile başlar. Ancak Goethe’nin renk çemberinden sonra sıcak-soğuk skalasına girer. Ondan önce gökkuşağında bile yoktur. Doğanın yeşilinin bir ucu olabilir ancak. Kırmızı morlaşırken en yakın renk kahverengidir, mavi değil. Genç Werther’in gözyaşlarıyla modaya girer, 19. yüzyılın en gözde rengi olur. Fransız Devrimi’nde ‘özgürlüğün’ sembolüdür ama Yonca’nın paletinde özgürlük kadar acıyı da temsil eder. Yitirdiğimiz dünyanın, yası tutulamayanın acısına karşılık tutunmaya çalıştığımız yaratma cesaretinin rengidir. (…) İnsanlar ve şehirler bu kozmik dünyada yeni bir gerçekliğin kabulünde huzura kavuşur. Bir kapının eşiğinde, bir kemerli geçitte, labirentimsi evrenlerde umut aralanır ve dünya katlanılabilir hale gelir.”
Untold Tales sergisi, Istanbul Concept Gallery’de 11 Nisan’a kadar devam edecek.





