Tasarımın yeni rotası İstanbul -

Tasarımın yeni rotası İstanbul

FDI İstanbul, üçüncü edisyonunda mobilya ve iç mekân tasarımını yalnızca ürün üzerinden değil; malzeme, teknoloji, yapay zekâ ve üretim kültürü üzerinden tartışmaya açıyor. Programın uluslararası konuğu Ross Lovegrove.

Tasarım fuarlarının bir bölümü hâlâ yeni ürünleri göstermeye, markaları yan yana getirmeye ve ticari bağlantılar kurmaya odaklanıyor. Furnishings & Design Istanbul’un (FDI) üçüncü edisyonunda ise tasarımın kendisi, üretimle birlikte yeniden düşünülüyor.

24–26 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek FDI, mobilya ve iç mekân sektörünü tasarım, üretim ve teknoloji ekseninde buluşturuyor. Programda sergilerin yanı sıra FDI Stage & Talks, Designer-to-Business (D2B), Design Circle ve New Horizon Exhibition gibi farklı alanlar yer alıyor. FDI’nin uluslararası tasarım dünyası için taşıdığı önem de burada: İstanbul’u yalnızca üretimin değil, tasarım fikrinin ve tasarım üzerinden kurulan ilişkilerin de buluşma noktalarından biri olarak konumlandırma arayışı. İngiliz Institute of Interior Design da fuarı, tasarım, üretim ve ticaretin kesiştiği uluslararası bir platform olarak tanımlıyor.

Bu arayış Türkiye’nin mobilya sektöründeki mevcut konumundan bağımsız değil. Türkiye, 200 ülkeye mobilya ihraç eden büyük bir üretim altyapısına sahip; sektör 2026 için 5 milyar doların üzerinde ihracat hedefliyor. Buradaki asıl mesele ise üretim hacminden çok, bu üretimin ne kadarının özgün tasarım ve marka değerine dönüşebildiği.

Ross Lovegrove ve tasarımın biyolojik dönüşümü

FDI Stage & Talks’un en dikkat çekici konuğu Ross Lovegrove. 24 Eylül’de İstanbul’da konuşacak olan İngiliz tasarımcı, tasarım tarihinde doğa, bilim ve teknolojiyi aynı düşünce alanında buluşturan isimlerden biri.

Lovegrove’un pratiği yalnızca “organik formlar” üzerinden okunamayacak kadar geniş. 1980’lerde Sony ve Apple için teknoloji ürünleri üzerinde çalıştı; daha sonra Airbus, Vitra, Kartell, Moroso, Tag Heuer ve Swarovski gibi farklı alanlardan markalarla projeler gerçekleştirdi. Çalışmaları New York’taki Museum of Modern Art’ın koleksiyonunda bulunuyor.

Centre Pompidou’nun 2017’de Lovegrove’a adadığı sergi de tasarımcının yaklaşımını önemli bir çerçeveye oturtuyordu: bilim, teknoloji, sanat ve ekolojinin aynı tasarım pratiğinde buluşması. Lovegrove için doğa yalnızca biçimsel bir ilham kaynağı değil; tasarımın üretim mantığını değiştirebilecek bir model.

Bu yaklaşım bugün daha da güncel. Lovegrove Studio ile Google DeepMind’ın gerçekleştirdiği çalışma, tasarımcının çizimlerinden ve tasarım dilinden yararlanarak üretken yapay zekâ ile yeni sandalye fikirleri geliştirdi ve bunlardan birini 3D baskıyla fiziksel prototipe dönüştürdü. Yapay zekâ burada tasarımcının yerine geçen bir sistemden çok, tasarım sürecinin içinde çalışan bir araç olarak ele alındı.

Dolayısıyla Lovegrove’un FDI’daki konuşması, yalnızca kariyerinden örnekler verecek bir tasarımcı buluşması olarak değil, tasarımın bugün teknolojiyle kurduğu ilişkinin tartışıldığı daha geniş bir bağlam içinde okunabilir.

Malzeme yeniden gündemde

FDI’nin Design Circle bölümünün bu yılki başlığı da bu dönüşümün başka bir tarafına işaret ediyor: “Malzemenin Hafızası.”

Malzeme, çağdaş tasarımda artık yalnızca biçimin taşıyıcısı değil. Nereden geldiği, nasıl üretildiği, ne kadar dayanacağı, dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği ve zamanla nasıl değişeceği tasarımın kendisini belirleyen sorular haline geliyor.

FDI’nin programında sürdürülebilirlik ve üretim kültürünün yapay zekâ ve dijitalleşmeyle yan yana gelmesi de bu nedenle önemli. Tasarımın geleceği yalnızca yeni biçimler yaratmakla değil, bu biçimlerin hangi malzemelerle ve hangi üretim sistemleriyle var olacağıyla ilgili.

New Horizon Exhibition bağımsız tasarımcılara alan açarken, D2B programı tasarımcılarla üreticiler ve sektör profesyonelleri arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Böylece fuarın ticari tarafı ile küratöryel ve düşünsel tarafı aynı yapı içinde buluşuyor.

FDI’nin üçüncü edisyonu bu açıdan yalnızca yeni mobilyaların sergilendiği bir fuar değil. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesinin tasarımla nasıl yeni bir değer yaratabileceği ve tasarımın teknolojiyle birlikte hangi yöne evrileceği üzerine bir tartışma alanı.

FDI İstanbul, 24–26 Eylül 2026, İstanbul Fuar Merkezi 9-10 Hall.

Hella Jongerius’un Tasarım Dünyasında Yolculuk

0 0,00