Kadınlık hâllerini ve kadın deneyimlerini kendine özgü görsel diliyle ele alan sanatçı ve çizer Ramize Erer’in yeni sergisi “Séparation” (Ayrılık), Paris’te alışılmışın dışında bir mekânda izleyiciyle buluşuyor. Art Basel Paris ile eş zamanlı olarak açılan sergi, kentin tarihî otellerinden Hôtel Langlois’nin 44 numaralı odasında gerçekleşiyor.
Nazlı Pektaş küratörlüğünde düzenlenen sergi, Erer’in portre, figür ve natürmortlarından oluşan yaklaşık 50 eserinin yanı sıra resimleriyle ilişki kuran video çalışmalarını da içeriyor. Ayrılık, kayıp ve geçicilik kavramları etrafında şekillenen sergi, mekân seçimiyle de bu temaları görünür kılıyor.
Bir Otel Odasında Ayrılık ve Geçicilik
19. Yüzyılın sonlarında inşa edilen tarihî bir binada yer alan Hôtel Langlois’nin 44 numaralı odası, serginin kavramsal çerçevesinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Kimseye kalıcı olarak ait olmayan, farklı insanların gelip geçtiği bir otel odası, ayrılık ve geçicilik üzerine düşünmek için farklı bir bağlam sunuyor.
Bir galeri ya da müze yerine otel odasında sergilenen yapıtlar, izleyiciyi mekânın belleği ve geçici yaşam alanlarının doğası üzerine düşünmeye davet ediyor. Her varışın aynı zamanda olası bir ayrılışı barındırdığı otel odası, böylece yalnızca eserlerin sergilendiği bir alan olmaktan çıkarak serginin anlatısına katılıyor.
Ramize Erer’in Resimlerinde Hüzün ve Kayıp
Ramize Erer’in resimlerinde porselen inceliğindeki ten dokuları, solgun renkler, pembe yanaklar ve izleyiciyle doğrudan ilişki kuran bakışlar öne çıkıyor. Kalın yağlıboya darbeleriyle ince çizgileri buluşturan sanatçının figürleri, ilk bakışta canlı ve neşeli bir dünya sunarken aynı zamanda hüzün, kayıp ve kırılganlık duygularını da taşıyor.
Serginin küratörü Nazlı Pektaş, “Séparation”ı “yarıda kalmış bir yasın yankısı” olarak tanımlıyor. Pektaş’a göre eserlerin bir otel odasında bir araya gelmesi, ayrılık fikrinin mekân üzerinden yeniden düşünülmesini sağlıyor.
Erer’in “Neşeyle, mutlulukla yaptığım bu resimler şimdi neden hüzünlü?” sorusu ise serginin duygusal katmanlarına işaret ediyor.
Sergide sanatçının resimleriyle ilişki kuran video serisi de otel odasının televizyonunda gösteriliyor. Böylece gündelik yaşamın bir parçası olan televizyon, serginin görsel anlatısına dahil ediliyor.
Sinema Tarihiyle İlişkili Bir Mekân
Paris’in Belle Époque döneminin mimari izlerini taşıyan Hôtel Langlois, adını Fransız sinema tarihinin önemli isimlerinden, Cinémathèque française’in kurucusu Henri Langlois’den alıyor. Dönem mobilyaları ve tarihî mimari ayrıntılarıyla dikkat çeken otel, Jonathan Demme’nin yönettiği The Truth About Charlie filminin çekimlerine de ev sahipliği yaptı.
Ramize Erer’in “Séparation” sergisi, bu tarihî mekânı çağdaş sanatla buluştururken otel odasının geçici ve kişisel niteliğini de serginin merkezine yerleştiriyor.
“Séparation” (Ayrılık), 31 Ekim 2026 tarihine kadar Paris’teki Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında ziyaret edilebilir.



