Televizyon karşısında yumuşak sesiyle milyonları “mutlu kazalar”a inandıran Bob Ross, ölümünden 30 yıl sonra bile gündemden düşmüyor. Bir dönemin huzur veren televizyon yıldızı, bugün bu kez müzayede salonlarında rekorlarla konuşuluyor. Programları yeniden milyonlarca izleyiciye ulaşırken, tabloları da sanat piyasasında adeta değer patlaması yaşıyor.
Bob Ross’un daha önce 114.800 dolar olan müzayede rekoru, 11 Kasım’da Bonhams Los Angeles’ta düzenlenen açık artırmada üçe katlandı. Sanatçının Winter’s Peace (1993) adlı tablosu, komisyonlar dahil 318.000 dolara satılarak yeni rekorun sahibi oldu. Aynı müzayedede satışa çıkan Cliffside (1990), Home in the Valley (1993) ve Winter’s Peace (1993) adlı üç orijinal eser, tahmin edilen 25.000–50.000 dolar aralığını açık ara geride bıraktı. Üç tablo birlikte toplam 662.000 dolara alıcı buldu. Bir zamanların sakin ekran ressamı Bob Ross, böylece yıllar sonra bu kez milyonluk rakamlarla sahneye geri dönmüş oldu.

Bob Ross, yalnız adıyla bile izleyicide huzur duygusu uyandıran, “hata değil, mutlu kaza” diyerek resim yapmayı öğreten televizyon ressamı olarak biliniyor. 1980’ler ve 1990’larda PBS kanallarında yayımlanan “The Joy of Painting” programıyla (Program Türkiye’de Resim Sevinci adıyla yayınlandı.) pop kültürde geniş bir kitleye ulaştı. 52 yaşında, 1995’teki zamansız ölümüne kadar televizyon ekranında yumuşak ses tonuyla dağlar, göller, ağaçlar resmetti; MTV’nin popüler olduğu dönemde söz konusu kanalın reklamlarında bile boy gösterdi.
Orduda Geçen 20 Yılın Ardından
Ross, Amerika’nın Florida eyaletinde doğdu. 18 yaşında ABD Hava Kuvvetleri’ne katılarak Alaska’daki Eielson Hava Kuvvetleri Üssü’ne gönderildi ve yaklaşık 20 yıl görev yaparak başçavuş rütbesine yükseldi. Kendi anlatımına göre, o dönemde tanınan yumuşak huylu ressamdan çok, astlarına tuvalet temizleten, yatağı toplatan, işe geç kaldıklarında bağıran sert bir üst düzey personeldi. Hava Kuvvetleri’nden ayrılırken “Bir daha kimseye bağırmayacağım” diye kendine söz verdi; televizyon ekranında görülen sakin, fısıltı tonundaki anlatımını da bu karara bağladı.

Ross’un resim tekniği, ıslak boya üzerine ıslak boya uygulanan “wet-on-wet” yöntemiydi. Bu tekniği, 1970’lerde kamu televizyonunda program yapan Alman asıllı ressam Bill Alexander’dan öğrendi. Ross, “The Joy of Painting”in ikinci sezonunda bir bölümü Alexander’a adasa da, ilerleyen yıllarda aralarındaki ilişki rekabete dönüştü. 1991’de, Alexander’dan artık “en büyük rakip” olarak söz etti; Alexander ise Ross’u “kendisini taklit eden ve bunu ondan daha iyi yaptığını düşünen eski öğrencisi” olarak tanımladı. Bob Ross gibi yumuşak bir ekran figürüyle birinin bu kadar sert bir rekabete girmesi şaşırtıcı görünse de, bu gerilim Ross’un kariyerini çevreleyen ilk çatlaklardan biriydi.
Geçimini Resim Dersleriyle Sağladı
Ross’un en tanınan özelliklerinden biri olan afro saç modeli de göründüğü kadar doğal değildi. Para biriktirmek için perma yaptıran Ross, bu sayede sık sık saç kestirme masrafından kurtulmayı hedefledi. Ortaya çıkan iri kıvırcık saç, zamanla Bob Ross markasının logosuna dönüştü ve ressam kendi ifadesiyle bu modelden hoşlanmasa da değiştiremedi. İş ortağı Annette Kowalski, yıllar sonra Ross’un bu saçtan bıktığını ancak marka kimliği haline geldiği için mecburen sürdürdüğünü anlattı.

Kamu televizyonunun yüzü olmasına karşın Ross, “The Joy of Painting”ten ücret almadığını belirtmişti. PBS’in kar amacı gütmeyen yapısı gereği, programları ücretsiz yaptığını; gelirini resim dersleri, kitaplar, eğitim videoları, boyalar ve fırçalar gibi yan ürünlerden sağladığını dile getirdi. Televizyonda görünürlüğü, ticari anlamda başka alanlarda hareket kabiliyeti kazandırdı.
Bob Ross’un Hayvanlarla Kurduğu Güçlü Bağ
Her bölüm için üçer resim üreten ressam, bunların birini kamera önünde, birini ön çalışma, birini de kitaplar ve detay çekimlerde kullanılmak üzere yapıyordu. Bu yoğun üretime rağmen, tabloların önemli bir kısmı yıllar içinde çeşitli müzayedelerde el değiştirdi. Provenans, yani eserlerin sanatçıya ve sonra alıcısına uzanan kayıtlı geçmişi, Ross tablolarının sanat piyasasında dolaşımını zaman zaman tartışmalı hale getirdi. Bugün piyasaya nadiren çıkan orijinal tablolar, yüz binlerce dolardan başlayan rakamlara satılıyor.

Ekrandaki resimlerin yanı sıra Ross’un özel hayatında hayvanların önemli bir yeri vardı. Indiana eyaletinin Muncie kentinde programını çekerken yerel hayvan kurtarma örgütleriyle temas kurdu; Orlando’daki evinin arka bahçesini, sincaplar ve kuşların beslendiği bir tür rehabilitasyon alanına dönüştürdü. Programına da sık sık sincaplar, kuşlar ve çeşitli yabani hayvanları taşıyarak ekranda resimlerin yanı sıra canlıları da izleyiciyle buluşturdu.
Ross’un kendisi gibi ressam olan oğlu Steven (Steve) Ross, 403 bölümlük TV yayınında en sık görülen konuklardan biriydi. Babasının tekniğini paylaşsa da kendine has bir tarzı vardı. Babasının ölümünden sonra Bob Ross Inc. ile yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle şirketten ayrıldı. 2010’lu yıllardan itibaren zaman zaman resim seminerleri ve atölyelerle yeniden görünür oldu; sağlık sorunları nedeniyle ara verse de babasının mirasını kendi üslubuyla sürdürmeye devam etti.

Bob Ross’un Aile Sırları ve Tartışmalı Mirası
Bob Ross, kişisel hayatı konusunda kameralara karşı son derece ketumdu. Buna rağmen, evlilikleri ve çocuklarıyla ilgili tablo sonradan kamuya yansıyan anlatılarla kısmen açığa çıktı. Üç kez evlendiği, ilk eşi Vicky Ridge ile boşanmasına rağmen bağlarını sürdürdüğü, ikinci eşi Jane Zanardelli Worstell’in 1992’de kanserden hayatını kaybettiği, üçüncü eşi Lynda Brown ile ise ölümünden kısa süre önce evlendiği biliniyor. Vicky’nin paylaşımlarına göre Ross’un Jane’den bir üvey oğlu, Vicky ile evliliğinden oğlu Steve ve gençlik yıllarından bir başka oğlu daha olduğu iddia ediliyor; ancak bu aile ağacı, kamuoyuna açıklanmış resmi bir belgede değil, tanıklıklarda yer alıyor.
Ressamın sanat dünyasıyla ilişkisi de çelişkilerle doluydu. Kamu televizyonu izleyicileri ve geniş kitleler nezdinde sevilen bir figür olsa da, akademik ve kurumsal sanat çevrelerinde Ross’un resimleri çoğu zaman “yüksek sanat” kategorisine alınmadı. Kendisinin de “Bu güzel sanat değil, kimseye öyle olduğunu söylemiyorum” sözleri, üretimini daha çok erişilebilir, öğretici ve terapötik bir çizgide konumlandırdığını gösteriyordu. Bazı galericiler, Ross markalı ürünleri deneyimli sanatçıları rahatsız etmemek için mağazalarının arka bölümlerinde tuttuğunu itiraf etti; buna karşın, pek çok amatör ve profesyonel sanatçı, onun sayısız kişiyi resimle tanıştırmış olmasının çok değerli bir katkı olduğu yorumunda bulunuyordu.
Bob Ross ve oğlu Steve Ross
Kariyerinin son yılları ve ölümünün ardından, Bob Ross Inc. etrafında süren hukuki ve etik tartışmalar mirasına gölge düşürdü. Şirketin kurucu ortakları arasında Ross, eşi Jane ve Kowalski çifti yer alıyordu. Jane’in ölümüyle hisselerin hayatta kalan ortaklar arasında yeniden dağıtılması, Ross’u azınlık hissedarı konumuna düşürdü. Bu süreçte Ross, hem kendi adını ve imajını kullanma hakları hem de yeni projelere katılım özgürlüğü konusunda iş ortaklarıyla çeşitli gerilimler yaşadı. Farklı doğa programı fikirleri ve sahne gösterisi denemeleri, şirket içi çekişmelerin konusu oldu.
Ross, ölümüne yakın dönemde vasiyetinde değişiklik yaparak fikri mülkiyet haklarını oğlu Steve ve üvey kardeşine bırakmak istedi. Ancak ölümünden yıllar sonra açılan davalarda, mahkeme Ross’un geçmişte verdiği sözlü yetkileri esas alarak imaj haklarının Bob Ross Inc.’te olduğuna hükmetti. Finansal ve hukuki yük nedeniyle Steve Ross, temyiz sürecini sürdüremedi ve uzlaşmak zorunda kaldı.

Tüm bu çatışmalara rağmen Ross, programında sık sık sevdiği ressamları, öğretmenlerini ve arkadaşlarını konuk etti. Oğlu Steve’in yanı sıra, yakın dostu Dana Jester ve eski öğretmeni John Thamm gibi isimler “The Joy of Painting” bölümlerinde yer aldı. Bazı bölümlerde Ross, konuk ressamlarla birlikte çalışarak portre, manzara ve farklı teknikler üzerine sohbet etti; böylece ekran kişiliğini, çevresindeki topluluğun parçası olarak da görünür kıldı.
Bob Ross, 1995’te lenfoma nedeniyle hayatını kaybettiğinde, Orlando yakınlarındaki küçük Gotha kasabasında toprağa verildi. Mezarı bugün, hayranlarının bıraktığı minyatür figürler, fırçalar ve küçük resimlerle adeta gayriresmî bir anma mekânına dönüşmüş durumda. Televizyon programı, kitapları, internet videoları ve markalı ürünleriyle Ross, ölümünden onlarca yıl sonra bile hem resme başlamak isteyenler hem de sadece ekrandan huzur arayanlar için dünya çapında canlılığını koruyan bir figür olmayı sürdürüyor.


