Moda, bilim ve sanatın kesişiminde üretimleriyle en özgün tasarımcılardan biri olan Iris van Herpen’in kapsamlı sergisi Sculpting the Senses, 16 Mayıs–6 Aralık 2026 tarihleri arasında Brooklyn Museum’da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, Van Herpen’in dünya çapında dolaşan bu büyük ölçekli sunumunun Kuzey Amerika’daki ilk durağı olma özelliğini taşıyor.
Paris’teki Musée des Arts Décoratifs tarafından düzenlenen ve Brooklyn Museum’un köklü moda sergileri geleneğiyle yeni bir bağlam kazanan Sculpting the Senses, tasarımcının yirmi birinci yüzyıl modasını yeniden tanımlayan deneysel yaklaşımını merkezine alıyor. Sergi, 140’ı aşkın haute couture tasarımı çağdaş sanat yapıtları ile doğal tarih örnekleri eşliğinde bir araya getiriyor.

Iris van Herpen’in tasarımları, yalnızca giyilebilir objeler olarak değil, beden için inşa edilmiş mekânlar olarak ele alınıyor. Lazer kesim yüzeyler, katmanlı polimerler ve yarı saydam sentetik malzemeler, hareketle birlikte biçim değiştirerek bedene duyarlı bir yapı oluşturuyor. Sergi boyunca giysiler, yerçekiminden bağımsız gibi görünen heykelsi formlar halinde konumlanıyor.
Sergide üretim süreçleri, tasarımların ayrılmaz bir parçası olarak izleyiciye açık biçimde sunuluyor. Üç boyutlu baskı, el plisesi ve deneysel bağlama teknikleri, estetik dilin belirleyici unsurları arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, Van Herpen’in pratiğini moda ile sınırlı tutmadığını ve endüstriyel tasarımla birlikte mimarlıkla ortak bir zeminde şekillendiğini gösteriyor.
Bilimsel Hayal Gücünün İzinde
Sergi, deniz biyolojisi, anatomi, fizik ve astronomiden beslenen bir kurguyla ilerliyor. Galeri düzeni, bu bilimsel alanlar arasında okyanustan uzaya doğru uzanan bir anlatı çizgisi oluşturuyor. Fosiller, iskelet yapıları ve optik deneylere dair nesneler, couture tasarımlarla yan yana gelerek Van Herpen’in yaratıcı sürecini besleyen kaynakları görünür hale getiriyor.

Philip Beesley, Rogan Brown, Casey Curran, Kim Keever ve Nick Knight gibi sanatçıların işleri, bu çok katmanlı anlatının parçası olarak sergide yer alıyor. Salvador Breed imzalı ses yerleştirmesi ve nadir arşiv materyalleri ise deneyimi duyusal açıdan derinleştiriyor.
Beyoncé, Björk, Cate Blanchett, Lady Gaga ve Ariana Grande gibi isimler tarafından giyilen Iris van Herpen tasarımları, biyomimikri, fraktal geometri, matematik ve sinirbilimden beslenen bir estetik anlayışı yansıtıyor. Sculpting the Senses, izleyiciyi suyun akışkanlığı, hareketin fiziği, ses ve ışığın algılanışı üzerinden ilerleyen bir keşfe davet ediyor.


