Kadıköy, Fenerbahçe’de yer alan Chi Art Gallery, ikinci karma yaz sergisi Be The Sun’ı 21 Temmuz’da açtı. On beş sanatçının resim ve heykel arasında salınan üretimlerini bir araya getiren sergi, kişinin kendi ışığını üretme fikrini merkeze alıyor. Serginin odağında yer alan “Kendi ışığını üretmek mümkün mü?” sorusu, galerinin kuruluşunda çıkış noktası olan arayışla da uzaktan bir akrabalık kuruyor.
Aziz Çınar, Feyza Çoban, Ekinakis, İrfan Erdal, Erman Gürcüm, Daniel Horoz, Buket Ada Kılıç, Ceren Müftüoğlu, Yunus Özaksu, Cem Öztürk, Loya Kader Öztürkmen, Çiğdem Polat, Ege Subaşı, Ufuk Güneş Taşkın ve Elif Tutka’nın çalışmalarını bir araya getiren sergi, görünür olanla saklanan, güçle kırılganlık, umutla yas arasındaki ince çizgide dolaşıyor.
Çiğdem Özdemir’le Chi Art Gallery’nin kuruluş sürecini, Anadolu Yakası’nın çağdaş sanatla kurduğu ilişkiyi, Be The Sun’ın çıkış noktasını ve galerinin yeni sezon programını konuştuk.

Chi Art Gallery’yi kurarken nasıl bir ihtiyaçtan yola çıktınız? Kuruluş hikâyesini sizden dinlemek isteriz.
Chi Art Gallery’yi kurarken öncelikli hedefimiz, galerinin bulunduğu bölgede düzenli sergiler gerçekleştirmek ve alternatif bir çağdaş sanat alanı yaratmaktı. Anadolu Yakası’nda böyle bir alanın eksikliğini hissediyorduk.
“Neden sürekli aynı isimlerle karşılaşıyoruz, neden farklı sanatçıları göremiyoruz?” sorusu, galerinin kuruluş fikrinin temelini oluşturdu.
Anadolu Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği lisansı ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Stratejileri ve Halkla İlişkiler yüksek lisansı mezunuyum.
İletişim alanında mesleğimi gerçekleştirdiğim hepimizin bildiği global bir markada kariyer geçmişim oldu. Eş zamanlı olarak, hobilerim, sanat ve güzel sanatlar üzerine yoğunlaşıyordu. Eğitim geçmişime paralel olarak iletişim, kültürlerarası bakış ve stratejik düşünme becerileri, galerinin kuruluş sürecinde de belirleyici oldu.
Bu nedenle Chi Art Gallery’yi bir anlamda sanat alanında geliştirilmiş bir start-up olarak görüyorum. Bilinçli tercihlerle, gözlemleyerek, deneyerek ve sürekli gelişerek kurduğumuz bir paylaşım alanı burası.
Neden Kadıköy? Anadolu Yakası’nı sanat ekosisteminde nasıl bir yerde konumlandırıyorsunuz?
Bu soruyu cevaplamayı çok seviyorum. İstanbul’da insanların güzergâhları üzerinde sıralanan, birbirine yakın ve kolaylıkla gezilebilen birçok galeri bulunuyor. Mevcut sanat rotalarından birinde galeri açmak, kuşkusuz daha düşük riskli bir tercih olabilirdi. Ancak bizim için Anadolu Yakası’nda bir galeri kurmak, uzun vadede bulunduğumuz semte de katkı sunabilecek daha anlamlı bir girişimdi.
Galerimizin lokasyonunu da çok seviyorum. Kadıköy, kültürel hareketliliği çok güçlü bir bölge olmasına rağmen çağdaş sanat galerilerinin sayısı bakımından hâlâ gelişmeye açık. Sanat dünyasındaki tercihler ve galeri yönlendirmeleri çoğunlukla aynı isimlerin etrafında şekillenirken, biz farklı bir ihtiyaca nasıl cevap verebileceğimizi düşündük.
Anadolu Yakası, sanat alanında daha fazla desteklenmesi gereken büyük bir potansiyele sahip. Buna rağmen burada gerçekleştirilen girişimlerin zaman zaman azımsandığını ya da görmezden gelindiğini düşünüyorum. Biz ise “Buradayız ve varız” diyoruz. Bugün London Art Fair gibi uluslararası fuarlardan davet alıyor olmamız da doğru bir yerde durduğumuzu gösteriyor. Bunun yanı sıra, Galata’da bağımsız bir mekânda sergi gerçekleştirmek gibi farklı alanlarda da görünür olmaya devam ediyoruz.
Yeni sanatçılarla, alternatif isimlerle ve karşılıklı bir paylaşım anlayışıyla ilerleyebileceğimiz alanın Kadıköy olduğuna inandık. Bu yakada yaşıyoruz. İnsanların evlerine dönerken yollarının üzerinde nitelikli bir sanat galerisi görmelerini, içeri girerek sanatla gündelik hayatın içinde karşılaşmalarını istiyoruz. Kadıköy tercihimizin en önemli nedenlerinden biri de bu.

Chi Art Gallery, mevcut İstanbul galeri ekosistemine nasıl bir katkı sunuyor ya da nasıl bir boşluğu doldurmayı hedefliyor?
En güçlü yanlarımızın vizyonumuz ve iletişim becerimiz olduğunu düşünüyorum. Günümüzde bilgiye, sanatçıya ve sanat eserine ulaşmak her zamankinden daha kolay. Ancak vizyon, yalnızca bilgi edinerek sonradan oluşturulabilecek bir şey değil. Doğru sanatçıyı görmek, onun üretimini anlamak ve uzun vadeli bir yolculuk tasarlamak gerekiyor.
Chi Art Gallery, farklı sanatçılara alan açarak, yeni isimleri görünür kılarak ve sanatçılarla güçlü bir iletişim kurarak İstanbul’daki önemli bir boşluğu dolduruyor. Biz bu eksiklikten yalnızca söz etmiyoruz; gerçekleştirdiğimiz sergiler ve kurduğumuz ilişkilerle bu boşluğu fiilen doldurmaya çalışıyoruz. Ayrıca tüm bu adımları atarken hem sanatçıların hem de galerinin haklarını gözeten bir yaklaşımı benimsiyoruz.
İkinci yaz serginiz olan “Be the Sun” nasıl ortaya çıktı? Yaz sergilerini kurgularken nelere dikkat ediyorsunuz?
Yaz sergilerimizi, bağımsız sanatçılarla galerinin düzenli olarak birlikte çalıştığı sanatçıları ortak bir düşünce etrafında buluşturacak şekilde kurguluyoruz. İlk yaz sergimizi 2025 yılında gerçekleştirdik. “Be the Sun” ise bu yaklaşımın devamı niteliğindeki ikinci yaz sergimiz oldu.
Sergi programını oluştururken birbirini tekrar eden, benzer içeriklere sahip sergileri arka arkaya gerçekleştirmemeye özen gösteriyoruz. Her sergide yeni bir fikir, farklı sanatçılar ve güçlü bir ortak tema arıyoruz. Alternatif isimleri görünür kılmak ve farklı üretim biçimlerinin birbiriyle diyaloğa girebileceği bir alan oluşturmak bizim için önemli.

Önümüzdeki yıl için nasıl bir program kurguluyorsunuz? Bizi sergi takvimi, iş birlikleri ve yeni projeler anlamında neler bekliyor?
Yeni sergi takvimimiz büyük ölçüde şekillendi. Sezon açılışında, henüz temsilini duyurmadığımız bir sanatçı ve birlikte hepinizin tanıdığı iki bağımsız ve çok yönlü sanatçının üretimlerini bir araya getiren bir sergi hazırlıyoruz.
Galeri sanatçılarımızdan Ege Subaşı’nın, küratörümüz Melis Golar ile birkaç aydır birlikte üzerinde çalıştığı kişisel serginin hazırlıkları da devam ediyor. Bunun yanı sıra sanatçımız İrfan Erdal’ın yer alacağı bir karma sergi üzerinde çalışıyoruz.
Önümüzdeki dönemde bir uluslararası ve bir yurt içi sanat fuarına katılmayı planlıyoruz. Sezon boyunca kişisel sergilerin yanı sıra farklı sanatçıları ve üretim biçimlerini bir araya getiren karma sergilerimiz de devam edecek.
Programımızı oluştururken yalnızca sergi sayısını artırmayı değil, sanatçılarımızla sürdürülebilir ilişkiler kurmayı, farklı sergileme biçimlerinden yararlanmayı, yeni iş birlikleri geliştirmeyi ve Chi Art Gallery’nin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü güçlendirmeyi amaçlıyoruz.


