Fondation Cartier Çağdaş Sanat Vakfı, Ekim ayında Ganalı sanatçı İbrahim Mahama’nın bugüne dek gerçekleştirdiği en kapsamlı projelerden birini ağırlamaya hazırlanıyor. The Harvest Season başlıklı sergi, kurumun Place du Palais Royal’deki yeni mekânının tümüne yayılarak üretim, emek ve ortak öğrenme pratiklerini merkeze alan canlı bir yapıya bürünecek. Mahama’nın uzun süredir geliştirdiği kolektif üretim anlayışı, sergiyi yalnızca gezilen bir alan olmaktan çıkarıp paylaşılan bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor.
İbrahim Mahama, malzemeyle kurduğu ilişkiyi bir tür toplumsal hafıza okumasına dönüştüren sanatçılardan. Büyük ölçekli yerleştirmelerinde, limanlardan, pazarlardan, depolardan geçip gelmiş kumaşları, çuvalları ve gündelik hayatın yıpranmış parçalarını bir araya getiriyor. Sanatçı, Fondation Cartier için hazırladığı projede 2019’dan bu yana Tamale’de kurduğu sanat ve eğitim merkezlerinde geliştirdiği üretim modellerinden yola çıkıyor. Mahama, üretim sürecini uzun soluklu bir paylaşım alanı olarak ele alıyor ve sergiyi kolektif çalışmanın görünür olduğu bir karşılaşma mekânı şeklinde kurguluyor. Sergide mekân için özel olarak üretilen yeni işlerin yanı sıra sanatçının bilinen yerleştirmelerinin daha önce gösterilmemiş versiyonları da yer alacak.

Ortak Tarihler, Ortak Sesler
Mahama, Gana’nın sömürge döneminden bugüne uzanan tarihini güncel meselelerle birlikte ele alıyor. Sanatçının üretimlerinde emek, malların dolaşımı, iade tartışmaları ve küçülme ekonomisi gibi konular öne çıkıyor. Kuzey Gana’daki yerel topluluklarla yürüttüğü çalışmalar ve kurduğu eğitim merkezleri, Afrika kıtasında bağımsız kültür kurumlarının gelişmesine katkı sağlayan önemli bir ağ oluşturuyor.
Mahama’nın davetiyle sergi, farklı kuşaklardan dokuz sanatçı ve kolektifi bir araya getiriyor. Fotoğrafçı James Barnor’un Tamale’de yeniden hayat bulan Ever Young Stüdyosu, Gana’nın bağımsızlık yıllarına uzanan görsel hafızayı bugüne taşıyor. Dorothy Akpene Amenuke’nin jüt çuvallarını odağına alan çalışmaları, malzemenin gündelik kullanımından doğan hikâyeleri görünür kılıyor. Gideon Appah ise bağımsızlık dönemine ait arşiv görüntülerinden beslenen resimleriyle tarihin resmî anlatılarını yeniden yorumluyor. Postbox Ghana kolektifinden mimar Courage Dzidula Kpodo, genç Gana devletinin ilk yıllarına ait belgeler üzerinden mimarlık ve bellek ilişkisini ele alıyor.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Zohra Opoku’nun geri dönüştürülmüş kumaşlar üzerine kurduğu serigrafi işleri, sanatçının çift kültürlü kimliğini kişisel bir dille aktarıyor. Kongo merkezli Cercle d’Art des Travailleurs des Plantations Congolaises, sanatı toplumsal dönüşümün bir aracı olarak gören üretimleriyle projeye katılıyor. Tjaša Rener, Gana ile eski Yugoslavya arasındaki temasları bireysel hikâyeler üzerinden izlerken, Feda Wardak’ın yerleştirmesi sömürge döneminden kalan endüstriyel altyapıların bugünkü etkilerine odaklanıyor.
2013’te Kwame Nkrumah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden mezun olan Mahama, 56. Venedik Bienali’nde gerçekleştirdiği Out of Bounds yerleştirmesiyle uluslararası alanda tanındı. Sanatçı daha sonra Documenta 14’e katıldı ve Barbican, Kunsthalle Wien, Sharjah Bienali gibi kurumlarda çalışmalarını sergiledi. 2023’te Ljubljana Grafik Sanatlar Bienali’nin sanat direktörlüğünü üstlendi. Eserleri bugün Centre Pompidou, Hammer Museum ve Studio Museum in Harlem gibi önemli koleksiyonlarda bulunuyor.


