Yaşananları kelimelere dökmek hâlâ zor; büyük bir acı, büyük bir kayıp… 6–7 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti, ama bir yanımız hâlâ enkaz altında. Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler on bir ili etkiledi; resmî rakamlara göre en az 50 bin 783 kişi hayatını kaybetti. Hayatta kalanların acısı ise hâlâ taze, hâlâ derin. Bu acı yükün en derinden hissedildiği yerlerin başında kadim şehir Antakya geliyor. Bu söyleşi, tam da bu yerden başlıyor.
Antakyalı sanatçı Ekin Keser’in 2023 tarihli enstalasyonu Artık dokunduğunda ağlıyorum., depremin ardından geriye kalanlara dokunan bir iş. Değişken boyut ve ağırlıklara sahip enstalasyon, çerçeveli bir fotoğraf, bir çivi ve depremden kalan molozlardan oluşuyor. Keser, kendini ve işinin hikâyesini şu cümlelerle anlatmaya başlıyor:
Antakya’da doğmuş biri olarak, deprem ve sonrasında yaşananlar bugün size nasıl hissettiriyor? Şehirle kurduğunuz bağ şu an hangi duyguların içinden geçiyor?
Yıkık bir şehir var artık karşımızda ve günbegün daha da kötüye gidiyor. Bunun en başta manevi getirileri çok büyük, travmatik. Nefes alamadığınızı düşünün, ben bunu her gün yaşıyorum. En başta ve en büyük şekilde özlem duygusu gün geçtikçe daha çok can yakıyor. Bunu takip eden öfke, bıkkınlık ve daha bir sürü duygu var.
Depremden sonra Antakya’ya dair hangi anılar daha sık aklınıza geliyor? Bugün en çok neyi özlediğinizi söyleyebilirsiniz?
Bir tek annem kaldı; en sevdiklerimi kaybettim. Bununla yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum. Sevdiklerimi, kardeşimi, canım teyzemi ve onlarla zaman geçirdiğimiz her şeyi ve her yeri özlüyorum.
Bir Antakyalı olarak bugün şehre baktığınızda sizi en çok ne yaralıyor? Sokakta, insanlarda, gündelik hayatta gözünüze çarpan şeyler neler?
Sorumsuzluk ve yalan! Herkes tahammülsüz, ve oradan çıkmadan ne yaşadığının farkına varmıyor. Bir şekilde insanlar o hayata adapte olmuş, Şu an için bile herhangi bir bölgeden bir insanı yaşamak için oraya yollasanız katiyen zorlukları büyüklüğünden ve çokluğundan algılayamıyor, direkt kaçmak uzaklaşmak istiyor. Güvenli alan diye bir şey yok orada, insanlar ve diğer canlılar gerçekten sadece gün geçiriyor. Amaçsızlık diz boyu ki iktidarın eylemleri de bunları artırıyor.
6–7 Şubat depremleri, bir sanatçı olarak üretiminizi ve düşünme biçiminizi nasıl etkiledi? Bu sarsıntı üretiminize nasıl sızdı ya da sizi ondan nasıl uzaklaştırdı?
Tamamen etkiledi. Dile dökemediğim çok şey var. Bunları eserlerimle anlatmak bana nefes aldırıyor. Depremden sonra hızlı bir üretim ve çalışma sürecine girdim. Zaman geçtikçe azaldı ki o zamanlar sindirmeye daha doğrusu yüzleşmeye başladım. Ancak 2 yıl sonra biraz daha ivme kazandı üretimlerim.
Bugün Antakya için geriye dönüp baktığınızda, yaşananlar karşısında bir ihmal duygusu hissediyor musunuz? Size göre en çok ne eksik kaldı, ne yapılamadı?
Bu soru şaka mı? Orayı deneyimlemeden kimse anlayamaz! Hala yapılacak çok şey var.
Deprem sırasında ya da hemen sonrasında, sizi en derinden etkileyen an neydi?
Herkesin ölmesi, herkesin!
Antakya sizce nasıl yeniden kurulabilir? Sadece fiziksel olarak değil, insanıyla, belleğiyle, kültürüyle ayağa kalkması için neler gerekli?
Bizi bize bıraksaydı iktidar çok daha güzel toparlanırdık fakat işleri çomak sokmak ya her şeye! Yeniden eski Antakya’nın kurulması mümkün değil. O atmosferin oluşması mümkün değil artık. Çok yozlaştırıldı.
Tüm bu kayıplara rağmen, Antakya’ya dair içinizde hâlâ tutunduğunuz bir şey, bir umut ya da bir cümle var mı?
Sadece anılarım var. Onları yaşatmaya çalışıyorum. Kendimin değil herkesin kaybını bir şekilde yaşatmaya çalışıyorum.
Son olarak Antakya’ya, depremle birlikte yaşananlara dair üretmeyi bir iş var mı? Bu konuda henüz söze dökemediğiniz ama eklemek istediğiniz bir şey bulunuyor mu?
“Artık dokunduğunda ağlıyorum.” adlı işim kayıplarımıza ve yaşadıklarımıza dair bir eser. Eserin temsili, kardeşimin göçükten çıkarıldıktan sonra çekilmiş el fotoğrafına dayanıyor. Hep “yanındayız” denildi; bu sanat piyasası için de geçerli. Geriye dönüp baktığımda ise insanların bizi yıkıntıların içinde daha da boğduğunu ve bundan sadece faydalandıklarını görüyorum.




