Art Show: Galeriler Buluşması’nın ikinci edisyonunun başlamasına kısa bir süre kaldı. Bu yıl Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında, 2Plan Terminal – Etiler’de gerçekleşecek etkinlik, rekabetten ziyade kolektif üretimi ve işbirliğini öne çıkarma şiarıyla dikkat çekiyor. Ancak etkinliğe günler kala Diyarbakır’daki Rıdvan Kuday Gallery’nin sosyal medyada paylaştığı açıklama, katılımcı galerilerin nasıl belirlendiğini Art Show’un bu edisyonu özelinde tartışmaya açtı.
Diyarbakır’ın ilk güncel sanat galerisi Rıdvan Kuday Gallery’nin Instagram hesabından paylaşılan açıklamada, Art Show’un bu edisyonunda birçok galerinin sistematik biçimde dışarıda bırakıldığı ifade edilerek şu ifadelere yer verildi:
“ArtShow Galeriler Buluşması Yönetimine kınama mesajı
ArtShow Galeriler Buluşması’nın fikir aşamasından başlayarak yapısal çerçevesinin oluşturulmasına kadar geçen süreçte, Diyarbakır merkezli Rıdvan Kuday Galeri aktif sorumluluk üstlenmiştir.
“Beraberlik”, “dayanışma” ve “alternatif” kavramları etrafında şekillendirilen bu etkinlik; eleştiriye, çoğulluğa ve açık diyaloğa alan açması nedeniyle, özellikle merkezden uzak galeri ve sanatçılar için büyük anlam ve önem taşımaktadır.
Bugün gelinen noktada ise ArtShow’un; herhangi bir açık kriter belirlemeden, kamusal bir çağrı yapmadan ve şeffaf bir bilgilendirme süreci işletmeden, özellikle İstanbul dışındaki galeriler başta olmak üzere birçok galeri ve sanatçıyı kapalı devre kararlarla sistematik biçimde dışarıda bıraktığı görülmektedir. Bu durum bir zorunluluk değil, açık bir tercihtir.
Galerilerin dahi sürece dâhil edilmediği, kararların dar bir çerçevede alındığı bir ortamda; her türlü zorluk içerisinde üretimini sürdürmeye çalışan sanatçıların ulusal ölçekte varlıklarını nasıl devam ettirebileceği ciddi bir sorudur. Rıdvan Kuday Galeri ve İstanbul dışında faaliyet gösteren diğer galeriler, bu sanatçılar için hayati öneme sahip üretim ve görünürlük platformları oluşturmaktadır.
Sanat, hiçbir merkezin, çevrenin ya da zümrenin mülkü değildir. Bu nedenle, önemli bir sorumluluk üstlenen ArtShow Galeriler Buluşması yönetimini, alınan bu kararı yeniden gözden geçirmeye davet ediyoruz.
Aksi takdirde sanat; birleştirici bir güç olmaktan çıkarak, bilinçli biçimde ayrıştıran bir yapıya dönüşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.”
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Anadolu’daki galerilerin Art Show’a davet edilmemesi tartışması, Adana ve Eskişehir’deki galerilerden gelen paylaşımlarla sürdü. Adana merkezli çağdaş sanat galerisi Kun Art Space, sosyal medya hesabından şu açıklamayı paylaştı:
“Kun Art Space olarak, sanat camiasında dün ortaya çıkan galeriler buluşması tartışması hakkında gelen sorulara istinaden ilk ve son açıklamamızdır.
Bir önceki buluşmada da davet edilmediğimiz ve yer almadığımız için, bu buluşmadan da bilgimizin olmamasını yadırgamadık. Merkez dışı bir galeri olarak bu tarz durumları oldukça sık yaşamakta, görünürlüğümüzü ve bilinirliğimizi yaptığımız sergilerle sağlamaya çalışmaktayız. Bu sebeple, ülkede yeterince adaletsizlik, düşmanlık ve ayrışma yaşanıyorken polemiklerle gündemde yer almak istemiyoruz.
Şu an çalan telefon ve gelen mesajların, hazırladığımız sergilerimiz üzerine konuşma amaçlı olmasını tercih ediyoruz. Hiçbir galeri, kişi veya oluşumla ilgili sıkıntımız bulunmamaktadır.
Adaletsizlik ve düşmanlığın son bulduğu, sulh ve huzur içinde sanat paylaştığımız günler dileriz.”
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Eskişehir merkezli The Key Art Gallery‘nin Art Show: Galeriler Buluşması’na ilişkin paylaşımı ise şöyle:
“Art Show Galeriler Buluşması’nın varlık gerekçesi; kapsayıcılık, dayanışma ve çoğulculuktu.
Bugün ise açık çağrı yapılmadan, kriter açıklanmadan, galerilerle istişare edilmeden oluşturulan kapalı davet listeleriyle; özellikle İstanbul dışındaki galerilerin sistematik biçimde dışarıda bırakıldığı bir yapı oluşmuştur.
Bu bir zorunluluk değil, tercihtir.
Anadolu’da üretimini sürdüren galeriler ve sanatçılar yok sayılamaz.
Merkez-dışı üretim, sanatın periferisi değil; kalbidir.
Sanat, bir çevrenin, bir grubun ya da bir şehrin tekeline ait değildir.
Şeffaflık talep ediyoruz.
Açık çağrı talep ediyoruz.
Eşit temsil talep ediyoruz.
Bu bir etik hatırlatmadır.”
Bu gönderiyi Instagram’da gör
ArtDog Istanbul, tartışmayı tüm yönleriyle ele alarak farklı görüşlere yer verdi. Bu kapsamda Uluslararası Sanat Galerileri Derneği Başkanı Yeşim Turanlı ile Dirimart’ın kurucusu Hazer Özil, sürece dair değerlendirmelerini ArtDog Istanbul ile paylaştı. Murat Pilevneli ise ArtDog Istanbul’a yaptığı açıklamada Art Show’un bir dayanışma zemini olduğunu vurguladı. Tartışmaya ilişkin olarak The Pill Gallery’den Suela Cennet’e de görüşlerini sorduk.
“İstanbul Dışına Çıkmak Önemli Bir Görev”
Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) Başkanı ve Pi Artworks‘ün kurucusu ve direktörü Yeşim Turanlı ArtDog Istanbul’a yaptığı açıklamada, mekânda öncelikli olarak bütün galerilerin aynı metrekareye sahip olmasını, homojen bir görüntü yaratmak istediklerini belirtti. 40’a yakın galerinin etkinliğe dahil olmak istediğini, Rıdvan Kuday’ın da sonlara doğru bu isteğini dile getirdiğini ama o zaman 28 galerinin belirlenmiş olduğunu söyledi. Turanlı, İstanbul merkezli olmak gibi bir çabaları olmadığını, İstanbul dışına çıkmanın çok önemli bir görev olduğunu sözlerine ekledi.
Dirimart‘ın kurucusu Hazer Özil ise ArtDog Istanbul’a süreci şu sözlerle aktardı:
“Art Show birlik beraberlik ve dayanışma mantığı üzerine kurulmuş bi yapı. Rıdvan kardeşimiz de çok güzel işler yapan biri. Gelecek yıl aramızda olması için arkadaşlar söz verdi. Özellikle İstanbul dışı galeriler bizim için çok önemli. Geçen yıl da biz katılamamıştık. Gelecek yıl sadece Rıdvan değil tüm İstanbul dışı galerileri görmek isteriz. Bu yıl sanırım tamamen mekânsal kısıtlamalar oldu.”
Murat Pilevneli ArtDog Istanbul’a yaptığı açıklamada Art Show’un bir dayanışma zemini olduğunu vurgulayarak şu sözlere yer verdi:
“Rıdvan, büyük bir özveriyle Diyarbakır’da bir galeriyi ayakta tutarak kendi bölgesindeki sanatçılara alan açıyor. İstanbul merkezli galerilere düşen ise bu çabayı sahiplenmek ve desteklemek. Bu durum yalnızca Diyarbakır için değil, diğer şehirler için de geçerli. Dışlandıkları noktada bu tür kurumların ayakta kalması ve sanatçılarına bir gelecek vaat edebilmesi mümkün değil. Oysa Art Show’un en önemli yönlerinden biri, destekleyici bir dayanışma zemini kurarak sistemi ulusal ölçekte örgütleyebilmesi. Etkinliğe kaç galeri katılıyor bilmiyorum; ancak Diyarbakır, İzmir ve Eskişehir gibi şehirlerden en az birer temsilcinin yer alması ancak bir zenginlik katar. Umarım gelecek yıllarda galeri seçimlerinde bu bakış açısı da gözetilir ve daha homojen, gerçekten ulusal bir katılım sağlanır. Bu yaklaşım, İstanbullu sanat izleyicisi açısından da çok daha ilgi çekici olacaktır.”
The Pill Gallery’den Suela J. Cennet ise tartışmalara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Süreç ile ilgili ön bilgiye sahip değilim. Rıdvan beyin açıklamasını gruptan öğrendim. Sanırım kısıtlı bir yere sahipmişiz. Rıdvan beye standımı onunla paylaşabileceğimi ilettim. Bu etkinliğin varoluş nedenlerinden biri dayanışma sağlamak. Bana doğru gelmedi dışarıda kalması. Ama kendisi bu kadar şeyden sonra katılmak istemediğini belirtti. Üzülerek kararına saygı duymak zorundayız. Ama sürece hakim değilim. Bana sadece katılmak istiyor musun diye soruldu. Kim katılıyor kim katılmıyor bilmiyordum. Belki süreçte daha şeffaf ilerlemek gerekiyor. Ama kısa sürede mucizeler yaratılmaya çalışılıyor, onu da anlıyorum. Durum benim değerlerime aykırı olduğu için böyle bir teklifte bulundum. Diğer meslektaşlarımın iyi niyetini de biliyorum. Kesin burada bir yanlış anlaşılma ya da prosedür hatası var diye düşünerek böyle bir teklifte bulundum, çözüm odaklı olmak istedim.”
“İtirazım Dışarıda Kalmaya Değil”
Rıdvan Kuday, galerisinin sosyal medyada yaptığı açıklamanın ardından gelen tepkileri ve doğan dialog ortamını ise şöyle değerlendiriyor:
“Ben bu oluşumda merkez dışı diye anılan herkes için elimi taşın altına koydum. Çünkü bu alan başkalarının bizim adımıza temsil etmesini değil birlikte kurmayı önemsiyorum. Samimi olmak gerekirse aslında itirazım dışarıda kalmaya değil, birlikte kurulmuş gibi anlatılan bir yapının karar anlarında daralmasına. Eğer alternatiflik sadece söylemde kalırsa sonunda yine bildiğimiz hiyerarşilere hizmet eder. Bu yüzden zaten konuşuyorum. Kırmak için değil gerçekten yan yana durabileceğimiz bir zeminin hâlâ mümkün olduğunu hatırlatmak için. Rancière’in söylediği gibi mesele ‘paydanın adil dağıtılması’ değil, kimin baştan pay sahibi sayıldığıdır.”
Art Show özelinde alevlenen bu tartışma bir yandan da sanat ortamındaki beraberlik ve dayanışma kavramları etrafında şekilleniyor. Bir yanda görünürlük fırsatlarının İstanbul’daki galerilerle eşit olmadığı Anadolu’daki galerilerin Art Show’da da yer almak için davet edilmemeleri eleştirilirken, bir yanda mekânsal sınırlamaların getirdiği zorluklar dile getiriliyor. Art Show özelinde başlayan dialog, galeriler arasında dayanışmanın büyümesi için tartışma ortamının önemini gözler önüne seriyor. Galerilerin işbirliğinden doğan Art Show’un bundan sonraki süreçte kapsayıcılığının genişleyerek devam etmesinin önemi belirginlik kazanıyor. Görüşler birbirinden farklı olsa da bir noktada birleşiyor: Dayanışma, içinde barındırdığı bütün güçlükler ve öğretici engellerle anlam buluyor.


