Seçki, Quentin Tarantino’dan David Lynch’e, Coen Kardeşler’den Brian De Palma’ya uzanan yedi filmle beraber sinemanın özgür, cesur ve zamana direnen ruhunun izini sürüyor.
Farklı dönemlere ve türlere yayılan Şimdi Uzaklardasın, doğrusal anlatıyı bozan yapımlardan gençlik sinemasının isyankar ruhuna; absürt komediden deneysel sinemaya uzanan bir seçki sunuyor. Program, yıllar önce çekilmiş olmalarına rağmen karakterleri, diyalogları, müzikleri ve sinema diline getirdikleri yeniliklerle güncelliğini koruyan filmleri yeniden beyazperdeye taşıyor.
Seçkide gösterilecek ilk film Eraserhead, sinema tarihinin en rahatsız edici filmlerinden biri. David Lynch‘in ilk uzun metrajlı filmi olan Eraserhead, içine kapanık Henry Spencer’ın, bir yaratığa benzeyen ve durmadan ağlayan bebeğiyle deneyimlediği ilişkiyi ele alıyor. Baba olma korkusu, yabancılaşma ve kaygılarla örülen yapım, geleneksel anlatıyı reddeden yapısıyla 1970’lerin “Gece Yarısı Sineması” akımının kült simgelerinden biri haline geldi.

Seçkinin devamında, Coen Kardeşler’in popüler kültürde derin iz bırakan kült filmi Büyük Lebowski yer alıyor. Film, Los Angeles’ın umursamaz ve tembel karakteri The Dude‘un absürt hikâyesini takip ediyor. The Dude kendisini karmaşık bir fidye vakasının ortasında bulur ve olaylar absürt bir hal almaya başlar. Kara mizahı ve Jeff Bridges’ın kültleşen performansıyla film, yıllar içinde geniş bir hayran kitlesine ulaştı.

Seçkinin üçüncü gösterimi, Quentin Tarantino imzalı, modern sinemanın anlatı kalıplarını sarsan ve 90’lar bağımsız sinemasını küresel bir fenomene dönüştüren Ucuz Roman. Tarantino, Los Angeles’ın yeraltı dünyasında yolları kesişen karakterlerin öykülerini kronolojik olmayan bir kurguyla anlatıyor. Popüler kültür göndermeleri, keskin diyalogları ve müzikleriyle 90’lar sinemasını sarsan film, Altın Palmiye ve En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ının da sahibi oldu.

Seçkinin devam filmi olan, John Hughes’un yazıp yönettiği 1985 yapımı Kahvaltı Kulübü, “coming of age” filmlerin kökeni olarak gösterilebilir. Film, ceza aldıkları için bir cumartesi gününü okul kütüphanesinde geçirmek zorunda kalan beş liseli genci bir araya getiriyor. Birbirlerinden tamamen zıt olan ve birbirlerini toplumun üzerlerine yapıştırdığı etiketler üzerinden değerlendiren gençler, zaman geçtikçe yakınlaşıyor.

Bir sonraki film Brian De Palma imzalı Yılan Gözler‘de ise bir boks maçı sırasında düzenlenen siyasi suikastın ardındaki komployu çözmeye çalışan dedektif Rick Santoro’nun hikayesi anlatılıyor. Nicolas Cage’in yüksek enerjili performansıyla ve yaklaşık 13 dakikalık süren kesintisiz açılış sahnesiyle De Palma’nın görsel anlatımdaki ustalığı gözler önüne seriliyor.

Seçkideki bir sonraki film Genç ve Heyecanlı, yönetmen Richard Linklater’ın kendi gençlik anılarından besleniyor. Film 1976 yılının Teksas’ında lisenin son gününü yaşayan bir grup gencin tek bir gün ve geceye yayılan serüvenine odaklanırken, yetişkinliğe geçişin belirsizliğini ve gençliğin canlı ruhunu yakalıyor. Genç ve Heyecanlı, 90’lar sinemasının iz bırakan “coming of age” klasiklerinden biri haline geldi.

Seçkinin son filmi, Hal Ashby‘nin yönetmen koltuğuna oturduğu ve başrollerini Ruth Gordon ile Bud Cort’un paylaştığı Harold ve Maude ise absürt mizahının arka planında yaşama tutunmayı, kabukları kırmayı ve anı yaşamayı felsefi bir derinlikle işliyor. Filmde ölüme takıntılı 20 yaşındaki Harold ile hayatı neşe ve sınırsız bir özgürlükle kucaklayan 79 yaşındaki Maude’un sıradışı karşılaşması anlatılıyor.



