Anthony Bourdain’in Şöhret Öncesi Dönemi: “Tony” -
Fotoğraf: Seacia Pavao

Anthony Bourdain’in Şöhret Öncesi Dönemi: “Tony”

Ünlü şef ve televizyon sunucusu Anthony Bourdain’in gençlik yıllarına odaklanan yeni biyografik film “Tony”, onun dünya çapında tanınan bir figüre dönüşmeden önceki dönemini ele alıyor.

Matt Johnson’ın yönettiği film, Bourdain’in 19 yaşındaki hâline odaklanarak bir kariyer hikâyesinden çok, kimlik arayışı ve dönüşüm sürecini anlatan bir büyüme hikâyesi sunuyor.

Filmde genç Bourdain’i Dominic Sessa canlandırıyor. Hikâye, 1975 yılında istediği bursu kazanamayınca hayal kırıklığı yaşayan Tony’nin Massachusetts, Provincetown’a gitmesiyle başlıyor. Burada ilk eşi Nancy Putkoski’den esinlenilerek yaratılan karakterin peşinden giden Tony, bir mutfakta çalışmaya başlıyor ve gastronomi dünyasının hem kaotik hem de disiplinli yapısıyla tanışıyor.

Sessa ve Banderas Tony’den, Kaynak: A24

“Tony”, Bourdain’in daha sonraki yıllarını; “Kitchen Confidential” kitabıyla gelen ününü, televizyon kariyerini ve 2018’deki ölümünü anlatan klasik bir biyografi film değil. Bunun yerine, onun kişiliğini şekillendiren gençlik dönemine ve mutfak kültürüyle kurduğu ilk ilişkiye odaklanıyor.

Bourdain’in yakın dostlarından şef Eric Ripert, filmde küçük bir rolle yer alıyor. Ancak Ripert, filmdeki genç Bourdain yorumunun kendi tanıdığı kişiyle tamamen örtüşmediğini belirtiyor. Ripert, “Filmdeki Anthony çok fazla yalan söylüyor. Arkadaş olduğumuz yıllar boyunca onun yalan söylediğini hiç görmedim; çok dürüst bir insandı” diyor.

Ripert’in canlandırdığı karakter, Tony’nin Culinary Institute of America’ya başvurduğu final bölümünde ortaya çıkıyor. Genç Bourdain’in sınırlı özgeçmişine bakan şef, onun en önemli özelliğinin dürüstlüğü olduğunu vurguluyor. Yönetmen Matt Johnson’a göre bu an, filmin temel dönüşüm noktasını oluşturuyor: “Anthony Bourdain’i çocukluktan yetişkinliğe taşıyan şey, kendisini daha değerli göstermek için yalan söylemeye artık ihtiyaç duymaması.”

Michelin yıldızlı şef ve Bourdain’in uzun yıllara dayanan dostu Eric Ripert, filmde kısa bir rolle yer alıyor, Kaynak: A24

Bourdain’in mirasını yöneten ekip de filmi destekleme kararlarının, yapımın geleneksel bir biyografi olmamasından kaynaklandığını açıkladı. Açıklamada “Tony”nin bir hayatı baştan sona özetlemeye çalışmadığı, bunun yerine Bourdain’in “karmaşıklığını, entelektüel merakını ve inancını” yakalamayı amaçlayan bir yorum olduğu belirtildi.

Filmin senaryosu, Bourdain’in “Kitchen Confidential” kitabındaki anılarından, Laurie Woolever’ın “Bourdain: The Definitive Oral Biography” adlı çalışmasından ve Bourdain’in Provincetown ziyaretini konu alan “Parts Unknown” bölümünden yararlanılarak oluşturuldu. Ancak bu döneme ilişkin sınırlı bilgi bulunması, yapım ekibine bazı karakterleri ve olayları yeniden şekillendirme imkânı sağladı.

Senarist Todd Bartels, filmin Bourdain’in ölümünden sonraki gizemlere değil, hayatının başlangıcındaki belirsizliklere odaklanılmasını istediklerini söylüyor. “Sonuna değil, başlangıca dönmek istedik. Hayatının karmaşık olduğu, ancak aynı zamanda umut ve potansiyelle dolu olduğu döneme” diyor.

Anthony Bourdain, 1980’lerde Provincetown’da, Fotoğraf: Nancy Bourdain

Yönetmen Johnson ise filmi yalnızca Bourdain hayranlarına yönelik bir yapım olarak görmediğini belirtiyor: “Bunu Anthony Bourdain’in kim olduğunu hiç bilmeyen insanlar için yapmaya çalıştım.”

Eric Ripert’in filmde yer alması ise Bourdain’in ileride dönüşeceği kişiye bir gönderme niteliği taşıyor. Ripert, senaryoyu görmeden, Bourdain’in eski yazar menajeri olan Kimberly Witherspoon’a duyduğu güven nedeniyle projeye dahil olduğunu; filmde anlatılan dönemin, Bourdain’in geleceğini belirleyen önemli bir kırılma noktasına odaklandığını söylüyor.

“Tony”, Anthony Bourdain’in kariyerinin en başına ışık tutuyor; onun şöhret öncesi arayışlarına odaklanıyor ve en önemlisi mutfakla kurduğu ilk diyaloğu ve tutkuya dönüşen bağı ele alıyor.

ENKA Açıkhava’da Üç Yeni Gösterim

0 0,00