Yaz, sinemada çeşitli duygular üzerinden ele alınmıştır; kimi zaman iyimser, kimi zaman kasvetli, kimi zaman ise kurak bir atmosferde karşımıza çıkar. Bunların her biri içimizde farklı bir yere dokunur. Hepimiz farklı bir anlamını içselleştiririz. Sinema, yaz atmosferini hatırlatmakla kalmaz; onu bir mevsim olmaktan çıkararak ilk aşklar, özgürlük arayışları, yüzleşmeler ve vedalar için güçlü bir duygusal zemine dönüştürür. Bu seçkide, sizi yazın farklı duygularında gezdirecek 10 filmi bir araya getirdik. Luca Guadagnino’nun estetik yaz atmosferinden Emin Alper’in kurak coğrafyasına, Hayao Miyazaki’nin masalsı dünyasından Charlotte Wells’in melankolisine uzanan geniş bir sinema hattını takip ediyoruz.
1-Call Me By Your Name (2017)

Seçkimizi, André Aciman’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve izlerken bizi İtalya’nın kuzeyindeki kasabalara götüren Call Me By Your Name ile açıyoruz. Başrollerini Timothée Chalamet ile Armie Hammer’ın paylaştığı film, 17 yaşındaki Elio ile babasının 24 yaşındaki asistanı Oliver’ın arasındaki derin ilişkiyi anlatıyor. Renk paleti ve görsel estetiğiyle oldukça dikkat çeken bu filmin hafızaya kazınan müziklerinin bazılarını Sufjan Stevens bestelemişti. Aradan 9 yıl geçmesine rağmen hala popülerliğini koruyan bu şarkılar arasında Mystery of Love, Visions of Gideon ve Futile Devices (Doveman Remix) yer alıyor. Yönetmenliğini Luca Guadagnino’nun üstlendiği film, prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yaptı. Ardından 90. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Film” de dahil olmak üzere Oscar’a 4 dalda aday gösterildi ve En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü kazandı.
2-Stand By Me (1986)

Seçkimize, 1950’li yıllarda Oregon’daki küçük bir kasabada yaşayan dört arkadaşın, kayıp bir çocuğun cesedini bulmak için ormanda çıktıkları macerayı ve çocukluktan ergenliğe geçerkenki sancılarını konu alan Stand By Me ile devam ediyoruz. Filmin başrollerini, River Phoenix (Joaquin Phoenix‘in erken yaşta vefat eden abisi), Will Wheaton, Corey Feldman ve Jerry O’Connell paylaşırken yönetmen koltuğunda Rob Reiner oturuyor. Film, 59. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Uyarlama Senaryo” dalında, Altın Küre’de ise “En İyi Film (Drama) ve En İyi Yönetmen” kategorilerinde aday gösterildi. Büyük ödüller kazanmasa da zamanla kült bir yapım haline geldi.
3-Aftersun (2022)

Seçkimizin bir sonraki filmi ise, 11 yaşındaki Sophie’nin, babası Calum ile Fethiye’de geçirdiği yaz tatilini anlatan Aftersun. Filmin yönetmenliğini Charlotte Wells, başrollerini ise Paul Mescal ve Frankie Corio üstleniyor. Tatil boyunca neşeli görünmeye çalışan Calum, aslında gizli bir depresyon ve hayatın getirdiği sorumlulukların ağırlığı altında ezilmektedir. Film boyunca bu kırılganlık hemen her sahnede hissediliyor. Bu nedenle film, izleyicide açıklanamayan bir huzursuzluk ve her an bir şey olacakmış gibi bir his yaratıyor. Film yalnızca tatilden görüntüler yansıtmıyor. Asıl hikaye, büyümüş olan Sophie’nin geçmişteki tatil anılarına ve elindeki video kasetlerine bakarak babasının iç dünyasını ve o dönemde neler yaşadığını yetişkin bir insan olarak anlamlandırmaya çalışmasıdır.
Yönetmenin ilk uzun metraj filmi olan Aftersun, dünya prömiyerini 2022 Cannes Film Festivali‘nde yaptı ve burada French Touch Jüri Ödülü‘nü kazandı. Paul Mescal, 95. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Erkek Oyuncu” dalında aday gösterildi. Film ayrıca, BAFTA ve İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde de çeşitli adaylıklar ve ödüller elde etti. Aynı zamanda, Ulusal Film Eleştirmenleri Kurumu tarafından 2022’nin en iyi filmlerinden biri olarak seçildi ve o zamandan beri, 21. yüzyılın en iyi filmleri arasında gösteriliyor.
4-Vicky Cristina Barcelona (2008)

Woody Allen imzalı Vicky Cristina Barcelona, zıt karakterlere sahip iki yakın arkadaş olan Vicky ve Cristina’nın, İspanya tatillerinde gizemli ve gösterişli bir ressam ve onun öfkeli eşiyle yollarının kesişmesi üzerine gelişen karmaşık ve tutkulu ilişki ağını konu alır. Filmin başrollerini Javier Bardem, Penélope Cruz, Rebecca Hall ve Scarlett Johansson paylaşıyor. Bu filmle Penélope Cruz, 81. Akademi Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Altın Küre’de ise film, 4 dalda aday gösterildi ve En iyi Film (Müzikal veya Komedi) ödülünün sahibi oldu.
5-Bi Küçük Eylül Meselesi (2014)

Bi Küçük Eylül Meselesi, geçirdiği trafik kazasının ardından hayatının son bir ayını hatırlamayan Eylül’ün, içgüdülerine güvenerek gittiği Bozcaada’da gizemli bir karikatürist olan Tek ile tanışmasını ve kaybettiği geçmişinin sırrını çözme çabasını konu alıyor. Filmin yönetmenliğini Kerem Deren, başrollerini ise Farah Zeynep Abdullah ve Engin Akyürek üstleniyor. 2014 Sevgililer Günü’nde vizyona giren film, aynı zamanda yönetmenin ilk uzun metraj filmi olma özelliğini taşıyor. Film, büyük ölçüde Bozcaada’da çekildi. Adanın sokakları, koyları ve atmosferi hikâyenin ayrılmaz bir parçası hâline gelirken, filmin ardından Bozcaada’ya olan ilgi de belirgin şekilde arttı.
Filmin müzikleri Toygar Işıklı imzası taşıyor. Ayrıca Nil Karaibrahimgil, film için özel olarak “Kanatlarım Var Ruhumda” şarkısını besteledi. Romantik atmosferi, müzikleri ve Bozcaada’nın görsel dünyasını bir araya getiren estetiğiyle film, yıllar içinde Türkiye sinemasının kült romantik filmlerinden biri olarak anılmaya başladı. Aynı zamanda, uluslararası festivallerde de ilgi gördü. 2015 Seul Uluslararası Gençlik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazandı.
6-Kurak Günler (2022)

Seçkimize, yazı alışılmışın dışında ele alarak bunaltıcı atmosferini güçlü bir şekilde hissettiren Kurak Günler ile devam ediyoruz. Film, kuraklık sorunuyla boğuşan bir kasabaya atanan savcı Emre ile belediye başkanı, yerel gazeteci ve kasaba halkı arasındaki güç savaşlarını, yolsuzlukları ve adaletin sınanmasını konu alıyor. Filmde, taşra yaşamı yalnızca bir arka plan olarak değil; hikâyeyi şekillendiren ana faktörlerden bir tanesi olarak kullanılıyor. Kuraklık metaforu ise hem fiziksel hem de politik bir sıkışmışlık hissine dönüşerek film boyunca giderek artan bir gerilim yaratıyor. Filmin yönetmenliğini, politik ve toplumsal gerilimleri merkeze alan yapımlarıyla bilinen Emin Alper üstleniyor. Başrollerde ise Selahattin Paşalı, Ekin Koç ve Erdem Şenocak yer alıyor.
Emin Alper, 8 Aralık 2022’de yaptığı açıklamada Kültür ve Turizm Bakanlığının senaryoda değişiklik yapıldığından bahisle film için verdiği maddi desteğini çektiğini ve parayı faiziyle geri istediğini duyurdu. Bu kararın gerekçesinin ise filmde işlenen LGBT teması olduğu öne sürüldü. Balkaya adıyla bakanlığa yapılan başvuru sonucunda filme 950 bin lira destek verilmişti. Film, dünya prömiyerini 75. Cannes Film Festivali “Un Certain Regard” bölümünde yaparak uluslararası alanda güçlü bir başlangıç yaptı. 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ise En İyi Yönetmen dahil olmak üzere dokuz ödül kazandı.
7-Thelma & Louise (1991)

Seçkimizin bir diğer filmi Thelma & Louise, baskıcı bir hayattan ve erkek arkadaşlarından uzaklaşmak için kısa bir tatil yolculuğuna çıkan iki yakın arkadaşın, bir olay sonucu kanun kaçaklarına dönüşmesini ve bu süreçte kendilerine dayatılan toplumsal rolleri aşarak özgürlüğü arayışlarını konu alan kült bir feminist filmdir. Filmin yönetmenliğini Ridley Scott üstlenirken, başrollerde Geena Davis ve Susan Sarandon yer alıyor.
Film, 44. Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yaptıktan sonra 64. Akademi Ödülleri’nde altı dalda aday gösterildi ve En İyi Özgün Senaryo Oscar’ını kazandı. 49. Altın Küre Ödülleri’nde ise En İyi Film-Dram da dahil olmak üzere dört dalda aday gösterildi ve En İyi Senaryo ödülünü kazandı. Feminist sinemanın dönüm noktalarından biri olan Thelma & Louise, zamanla “kült film” statüsü kazanmış ve yol filmi türünün en önemli örneklerinden biri hâline gelmiştir.
8-Ponyo (2008)

Hayao Miyazaki tarafından yazılıp yönetilen Ponyo, insan olma hayali kuran sihirli bir Japon balığı ile 5 yaşındaki Sosuke adlı bir çocuk arasındaki dostluğu anlatıyor. Film, doğa, deniz ve insan ilişkisini şiirsel bir dille işliyor. El çizimi animasyon tekniği, canlı renk paleti ve akışkan görsel diliyle en karakteristik yapımlarından biri olarak kabul ediliyor. Japonya’da büyük gişe başarısı elde eden film, dünya çapında da eleştirmenlerden olumlu yorumlar almış ve 67. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Animasyon Film dalında aday gösterilmiştir.
9-Mustang (2015)

Seçkimizin bir sonraki durağı, beş kız kardeşin özgürlük arayışını anlatan Mustang. Fransa-Türkiye ortak yapımı olan filmin yönetmenliğini Deniz Gamze Ergüven, başrollerini ise Güneş Şensoy, Doğa Doğuşlu, Tuğba Sunguroğlu, Elit İşcan ve İlayda Akdoğan üstleniyor. Patriyarkal baskı, özgürlük arzusu ve kardeşlik bağı üzerinden güçlü bir büyüme hikâyesi anlatan film, aynı zamanda yönetmenin ilk uzun metraj filmidir.
Mustang, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali “Director’s Fortnight” bölümünde yaptı ve burada büyük ilgi gördü. 89. Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Dilde Film dalında Fransa’nın adayı oldu ve BAFTA’da çeşitli adaylıklar elde etti. Aynı zamanda, 41. César Ödülleri’nde dokuz adaylık elde etti ve bunların dördünü kazandı. (En İyi İlk Film, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi Orijinal Müzik)
10-Mid90s (2018)

Seçkimizin son filmi, 90’lar Los Angeles’ında geçen ve 13 yaşındaki Stevie’in karmaşık ev hayatı ile kaykay dükkanında tanıştığı arkadaşları arasında gidip geldiği bir dönemi anlatan Mid90s. Film, özellikle ergenlik, aidiyet, sınıf farkı ve erkeklik temalarını sade ama güçlü bir dille işliyor ve 90’lar kaykay kültürünü gerçekçi ve nostaljik bir dille yansıtıyor. Amatör oyuncu kadrosu ve doğal diyaloglarıyla adeta bir belgesel hissi taşıyor.
Mid90s, dönemin kaykay videolarını anımsatmak amacıyla Super 16mm film stokuyla çekilmiş, ayrıca VHS kaset estetiğini çağrıştıran 4:3 en-boy oranı kullanılarak görsel olarak nostaljik bir atmosfer kurulmuştur. Aynı zamanda, film müziklerinde 1990’ların hip hop, punk ve alternatif rock parçalarına yer verilmiştir. Jonah Hill imzalı yapım, yönetmenin ilk uzun metraj filmi olma özelliği taşıyor. Filmin başrollerini ise Sunny Suljic, Lucas Hedges, Na-kel Smith, Olan Prenatt ve Giovanni Di Lorenzo paylaşıyor. Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde gerçekleştiren film, bağımsız sinema çevrelerinde oldukça dikkat çekmiştir.


