Yorgos Lanthimos’un fotoğraf pratiğine odaklanan kapsamlı sergi Yorgos Lanthimos: Photographs, 7 Mart – 17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Atina’daki Onassis Stegi’de izleyiciyle buluşuyor. Michael Mack küratörlüğünde gerçekleşen sergi, yönetmenin son beş yılda ürettiği 182 fotoğrafı bir araya getirirken Lanthimos’un fotoğrafla kurduğu kişisel ilişkiye dair nadir görülen açıklamalarını da beraberinde getiriyor.

Uluslararası sinemada Dogtooth, The Favourite ve Poor Things gibi filmlerle kendine özgü bir görsel dil kuran Lanthimos, fotoğrafın kendisi için sinemadan tamamen farklı bir özgürlük alanı sunduğunu vurguluyor. Yönetmene göre sinema büyük ekipler, bütçeler ve planlama gerektirirken fotoğraf çok daha yalın bir başlangıçtan doğabiliyor. Elinde bir kamerayla yalnız başına yürümek ve hiçbir şey planlamadan görüntü üretmek, onun için fotoğrafın en temel ve en güçlü yanı.
Fotoğrafın Anlatıdan Bağımsız Var Olabilmesi
Lanthimos’un anlattığına göre fotoğrafla kurduğu ilişki baştan beri bilinçli bir sanatsal tercih değildi. Sinema eğitimi sırasında teknik bir gereklilik olarak fotoğraf öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Başlangıçta fotoğraf yalnızca sinemaya giden yolun bir parçasıyken, zaman içinde bu araç kişisel bir ifade biçimine dönüşmüş. Film üretim sürecinde kamerayla kurduğu sürekli ilişki onu fotoğrafı daha yakından keşfetmeye yönlendirmiş.

Yönetmen, fotoğrafın en önemli farkının zamana ve anlatıya bağlı olmaması olduğunu düşünüyor. Bir fotoğraf tek başına var olabiliyor ya da başka görüntülerle bir araya geldiğinde tamamen farklı bir anlam kazanabiliyor. Aynı görüntü bir kitapta, bir sergide ya da farklı bir dizilim içinde yeniden ortaya çıkabiliyor. Ona göre, bu esneklik sinemanın sabit anlatı yapısından ayrılan en belirgin özellik.
Sergide yer alan fotoğraflar da bu yaklaşımın izlerini taşıyor. Poor Things, Kinds of Kindness ve Bugonia filmlerinin setlerinde çekilen görüntülerin yanı sıra Atina çevresinde yaptığı yalnız yürüyüşler sırasında ürettiği yeni fotoğraflar da sergide yer alıyor. İnsanlar, hayvanlar, mimari detaylar ve gündelik sahneler arasında dolaşan bu görüntüler belirli bir hikâye anlatma zorunluluğu taşımıyor. Her bir kare kendi başına bir anlam alanı kuruyor.

Lanthimos ayrıca analog fotoğrafın fiziksel boyutuna özellikle önem verdiğini belirtiyor. Bir film rulosuyla dışarı çıkmak, eve dönüp baskı almak ve fotoğrafı elinde tutmak onun için üretim sürecinin ayrılmaz bir parçası. Sinemada bir işin izleyiciyle buluşması aylar, hatta yıllar alırken, fotoğrafın yarattığı tatmin çok daha doğrudan gerçekleşiyor.
Onassis Stegi’de açılan sergi, Lanthimos’un fotoğrafı yalnızca sinemasının uzantısı olarak değil, bağımsız bir ifade alanı olarak ele aldığını açık biçimde gösteriyor. Sergi aynı zamanda yönetmenin yeni fotoğraf kitabı VISCIN’in de lansmanına eşlik ediyor.


