Zarfların Hafızası: Bedri Rahmi Casa Botter’de -
"Sevgilerle", Bedri Rahmi Eyüboğlu.

Zarfların Hafızası: Bedri Rahmi Casa Botter’de

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaratıcılığından özgün izler bıraktığı, sevdikleri ve dostları ile yurt içi ve yurt dışı yazışmalarını görünür kılan onlarca zarf ve çeşitli içerik, Casa Botter’daki "Sevgilerle", sergisiyle 29 Mart’a kadar izleyicileri bekliyor. Sergi, zarfın mazrufa sevdasının en kapsamlı, derin ve çok sesli mektubu olarak, sanat tarihine aynı içtenlikle yollanıyor. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) çatısı altındaki İBB Kültür ve İBB Miras yapıları vesilesiyle yeniden doğuşuna vesile olduğu tarihi Art Nouveau mimarî tarzı yapısı, İstiklâl Caddesi Tünel yönündeki Casa Botter Apartmanı

Vaktiyle değerli eleştirmen, şair ve yazar Ferit Edgü’nün barındığı bu tarihi yapıda günümüzde bilgi, tasarım, kültür ve sanat kamuoyu ile olabilecek en estetik ve faydalı altyapı ile buluşturuluyor. Bir süredir açılan temalı veya kişisel, ya da sanat tarihsel veya güncel sergiler, İstanbul kültür sanat ajandasında tayin edici birer alternatif üretiyor.

İşte, bu mekâna çok da uzak olmayan Narmanlı Han’da vaktiyle kendi küçük galerisini açmış bulunan, Türkiye modern sanatının en bereketli ellerinden ve Türk şiirinin en coşkun, çok sesli mürekkeplerinden Bedri Rahmi Eyüboğlu da, 29 Mart’a kadar sürecek son sergisi ile hepimize Casa Botter’den Sevgilerle, diyerek el sallıyor.

Açılışı, 27 Ocak akşamı İBB Genel Sekreteri Volkan Demir, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel, İBB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı T. Volkan Aslan, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun torunu Rahmi Eyüboğlu, Mustafa Pilevneli, Sinan Yenilmez gibi isimlerin katılımıyla gerçekleşen sergide, Fikret Mualla’nın Bedri Rahmi’ye yazdığı bir mektup ile, Eyüboğlu’nun Nâzım Hikmet için kaleme aldığı ve Yiğidim Aslanım olarak bilinen Zindanı Taştan Oyarlar şiirinin el yazması gibi parçalar, özellikle dikkat çekiyor.

“Sevgilerle”, Bedri Rahmi Eyüboğlu.

Zarflar ve Mektupların Dünyası

Sergide, 1957-1974 yılları arasına tarihlenen ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada ve Fransa adreslerini taşıyan zarflar yer alıyor. Adresli, tarihsiz ya da notlarla işaretlenmiş zarflar, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile eşi Eren Eyüboğlu, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu, oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu’nun yanı sıra Fikret Mualla, Mustafa Pilevneli, Turan Erol, Mehmet Ali Cimcoz, Tosun Bayraktaroğlu ve Ertuğrul Özakdemir gibi dönemin önemli isimleri arasındaki yazışmalara tanıklık ediyor.

Sergideki soyut ve soyutlamaya yakın kompozisyonlar, tekrar eden biçimler, otoportre siluetleri, balık imgeleri, Amerika yıllarında kullandığı kum ve farklı malzemelerle oluşturulmuş yüzeyler, geleneksel motiflerle birleşerek, sanatçının özgün dilini yansıtıyor.

Pazartesi hariç her gün, 10:00-21:00 arası ücretsiz görülebilen sergi, Eyüboğlu ailesinin koruma altında tuttuğu, sanatçı ve edebiyatçının sahip olduğu çok zengin sosyal iletişim imkânının altını çizen, zarflara bırakılmış dostluk ve paylaşımların adeta birer kuş gibi uçuştuğu, kalben bir yoğunluk arz ediyor.

Serginin kendini ifade ettiği resmi satırların altını çizersek, sergide;

“…zarfların her biri üzerlerinde taşıdıkları çizimler, notlar ve izlerle özgün birer anlatı halini alıyor. Bedri Rahmi’nin ‘Açalım yüreğimizin kapısını, sonuna kadar,’ çağrısı, bu zarflar aracılığıyla mekâna yayılıyor.”

“Sevgilerle”, Bedri Rahmi Eyüboğlu.

Renk, Motif ve İmgelerin Buluşması

Sanatında Batı hafızasının rasyonelliği ve dönemine eş öncü olanaklarını, Anadolu’nun taşıdığı çok kültürlü kimlik buketiyle harmanlamış bir yaratıcı olarak Bedri Rahmi, bugün tuvalden mozaiğe ve duvar resmine uzanan bir çok alandaki anıtsal çalışmasıyla, bir anlamda Türkiye’nin de Picasso’su sayılabilecek biricik bir bereketin tacını takıyor.

Sergide, ustanın sevdalısı, eşi Eren Hanım’la yazışmaları veya Par Avion, Mit Luftpost kabilinden, dünyanın bir çok yerindeki sevdiklerine ilettiği veya iletmeyi beklettiği mektup zarflarında bıraktığı özgün resimler art arda geliyor. Görece 1950 ve 1960’ların 1970’lere dek yoğunluk taşıdığı bu birikimde ağırlıkla akrilik işler yer alırken, Eyüboğlu zarflara kendi suretini her seferinde ve yeniden bırakmanın tazeliğini de can dostlarıyla bölüşüyor. Otoportrelere el işi motiflerin refakat ettiği kıymetli birikim, Casa Botter sergi ekibinin ustalıkla havaya saçtığı zarf çerçevelerinin de verdiği coşkuyla, izleyenlerle kucaklaşıyor.

Ziyaretçide, “en son ne zaman kendi ellerim, sözlerim, izlerimle, sahiden birine ulaştım,” sorusunu sorduracak samimiyetteki sergide, sözgelimi, Eyüboğlu’nun Eren Hanım’ın Belçika’daki pansiyonuna ilettiği saman kahve bir zarfa siyah belirtilerle işlenmiş alımlı bir kanatlı motifi ya da Art Brut akımına selam verir içtenlikte, bir zarf dolusu koskocalıkla bırakılmış kırmızı, mavi bir uzakyol gemisi karşımıza çıkabiliyor.

Mektuplardan birinde Eren Hanım, sevdalısı Bedri Rahmi’ye 1 Nisan 1932 tarihinde, şöyle hitap ediyor:

“Her şeye rağmen, yine size kalbimde tatlı bir heyecanla cevap veriyorum. Gittiğiniz günden beri nasıl olduğumu size belki tam manâsıyla anlatamam ama, gittiğimiz günün gecesi çok neşeli olduğumu söyleyebilirim. O kadar sevinçliydim ki, herkes benim aklımı yitirdiğimi sandı!”

Eserlerinde, özellikle kızılı, mavisi ve yeşili ile Ege ve Akdeniz kokusu ve dokusunu yayan Eyüboğlu, sergideki zarflarda ayrıca imzasıyla özdeş ikonografik-motifler de ortaya koyuyor. Yine Sn. Eren Hanım’a, İstanbul’a yolladığı bir ak zarf üzerinde Bedri Rahmi, 1959 tarihli bir grafik lezzetli, kübik parfümlü motifle, seyiricinin önüne kıpır kıpır bir ‘Karagöz’ün Gemisi’ bırakıyor.

“Sevgilerle”, Bedri Rahmi Eyüboğlu.

Öz imgesinin tekrarını çocuksu bir heyecanla motifleştirerek türlü renklerle cana lezzetler katan sanatçının birikiminde, Turuncu Kozmik soyutlamalar, sanki Şahmaran türleri, acar, mutlu güneş yüzleri hep art arda geziniyor.

Dünyanın dört yanına yolladığı zarflara bıraktığı renk ve vurgu taneleriyle Eyüboğlu, imge ve metin arasındaki dargınlığı insancıllığıyla uzlaştırır tavrını, zarfların suretlerinde de, yine olabilecek en bonkör haliyle ortaya koyuyor.

Sergide, dünyaya iletilmiş 1960’ların zarflarında görülen mavi siyah mühürler, pembe yeşil soyutlamalar, ona eşlik eden pembe kahve çeşitlemeler, hatta Miro’ya el sallayan göndermeler, sanatçının içtenliği ve sahip olduğu insancıllığın potansiyelini haber veren birer kanıt haline geliyor.

Bununla birlikte Eyüboğlu, yalın, derin, kavramsala koşan sade lekeleri de bu zarflara misafir etmekten kaçınmıyor. Hatta sanki birinde, Malevich’in siyah karesine kapkara, yutucu, kara deliksi samimiyette koca bir çemberle el ediyor. Veya zarfların tahütlü biri, kendini de aşıp, kalbin içinde açılmış bir müzenin başyapıtı olmaya koşuyor.

Sevgilerle diye izleyeni kabul edip, yine hayata uğurlayan sergi, zarfın mazrufa sevdasının en kapsamlı, derin ve çok sesli mektubu olarak, sanat tarihine yollanıyor.

Kendi Zamanını Bulmanın Masalı: “Late Bloomer”

“Canavarların Vaatleri” Hara’da

0 0,00