Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı -
Persona, 120x160 cm, tuval üzerine yağlıboya, 2025

Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı

Resimlerinde fotoğrafın sonsuza dek kopyaladığı şeyi kendi perspektifinden yineleyen sanatçı Mustafa Özbakır’ın “Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı” sergisi, 28 Şubat’a kadar Çukurova bölgesinin çağdaş sanat galerisi Kun Art Space’te izleyiciyle buluşuyor.

Adana doğumlu sanatçı Mustafa Özbakır’ın Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı başlıklı kişisel sergisi, Çukurova bölgesinin çağdaş sanat duraklarından Kun Art Space’te ay sonuna kadar görülebiliyor. Sanatçının tanıdık yüzler, ezberlenmiş dizeler ve bellekte tortu hâlinde kalan anlar etrafında kurduğu resimleri, izleyiciyi Özbakır’ın kendine yönelttiği sorunun içine çekiyor. Cem Adrian’ın sergiye özel bestelediği “Yara” adlı şarkı ise sergi boyunca mekânda eserlere eşlik ediyor.

Hatıranın Kilidi (Wilde _ Douglas), Ahşap kutu içeirisine yağlıboya

Sis, Kabuk ve Hafıza Yüzeyi

Mustafa Özbakır, bu sergiyle izleyiciyi bir aynanın karşısına değil, bir “sis”in içine bırakıyor. Bu sisin içinde kendimizi ararken, meyvenin tadıyla yaranın sızısının aynı kökten beslendiği hissi beliriyor. Sanatçının paleti dünyayı daha net göstermeyi değil, bakışı daha derinlere yöneltmeyi öneriyor.

Resimlerde beden ile ağaç gövdesi, ten ile kabuk, meyvenin sulu içiyle gözyaşının tuzu birbirine karışıyor. Yaranın kabuğu meyvenin çekirdeğine dönüştüğünde ışık artık bir sızıntı olmaktan çıkıyor; maddenin içine çöken ağır bir sessizliğe dönüşüyor. Özbakır’ın tuvallerinde yüz, temsil alanı olmaktan uzaklaşarak zamanın katman katman biriktiği bir hafıza yüzeyine evriliyor.

Yalnız Ağaçlar II, 24×18 cm, kağıt üzerine yağlıboya, 2025

Bu dünyada kabuk, yalnızca eti örten bir deri değil; varlığın kendi trajedisini saklayan sert bir zarf, bir yapı taşı olarak beliriyor. İzleyici bu sisin içinden geçerken, bir meyvenin çekirdeğine dönmesi gibi, kendi sızısının mimarisiyle karşılaşıyor. Bu sızının kaynağı ise yaranın kabuk bağlamasından çok, o kabuğun altındaki sert hakikatle yüzleşme cesaretinde yatıyor.

Portre Geleneği

Özbakır’ın resimleri yapay bir melankoli kurmaktan özellikle kaçınıyor. Yüzler ve bedenler dramatik bir zirveye yerleşmek yerine, sanki bir hikâyenin içinden geçip gelmiş; üzerine zamanın tozu sinmiş, söz değmiş gibi duruyor. Bu yaklaşım, sanatçının resim dilini ister istemez portre geleneğine yaklaştırıyor.

Tezer Özlü, 24×18 cm, tuval üzerine yağlıboya, 2025

Rembrandt’ın otoportrelerindeki inatçı hakikat duygusu, Caravaggio’nun figürleri karanlıktan çekip çıkaran ışığı, Géricault’nun insan yüzünü toplumsal yaraya dönüştüren bakışı burada bir referans alanı açıyor. Bu göndermeler, Özbakır’ı bir “usta listesine” yerleştirmek için değil; onun resimlerini yüzün estetik bir nesne olmasının ötesinde bir tanıklık yüzeyi olarak okuyabilmek için önem kazanıyor.

Mustafa Özbakır

1982 Adana doğumlu sanatçı, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunu olup çalışmalarını Adana’daki atölyesinde sürdürüyor.Ulusal ve uluslararası birçok etkinlikte yer alan sanatçının Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı sergisi, 28 Şubat’a kadar (pazar hariç 12.00–18.00) Kun Art Space’te görülebilir.

Kanıt Olmayı Reddeden Nesneler: Özge Topçu’nun Belirsizlik Arkeolojisi

0 0,00