V&A’da 21. Yüzyıl Tasarımına Güncel Bir Bakış -
1980’lerden kalma bir boombox. Fotoğraf: Jaron James/Victoria and Albert Museum, Londra.

V&A’da 21. Yüzyıl Tasarımına Güncel Bir Bakış

Victoria and Albert Museum, Design 1990–Now galerilerini yenileyerek 250 objelik kapsamlı bir seçkiyle 21. yüzyıl tasarımının gündelik yaşamdan politik hafızaya uzanan izlerini bir araya getiriyor.

Victoria and Albert Museum, 21. yüzyıl tasarımını merkeze alan Design 1990–Now galerilerini yenileyerek yeniden ziyarete açtı. Toplam 250 objeyi bir araya getiren bu yeni düzenleme, modern yaşamı biçimlendiren tasarımın gündelik hayattan politikaya, teknolojiden kimliğe uzanan çok katmanlı etkilerini görünür kılıyor. İlk bebek telsizlerinden Nijerya’nın 2018 Dünya Kupası formalarına, 1980’lerin boombox’larından Edward Snowden’e ait bilgisayar parçalarına ve Labubu figürüne kadar uzanan geniş bir seçki, tasarımın zamanlar ve coğrafyalar arasındaki dolaşımını ortaya koyuyor. Galeriler kronolojik bir anlatı izlemek yerine; yaşam alanları, kriz ve çatışma, tüketim, kimlik gibi altı tematik başlık etrafında kurgulanıyor.

V&A’da sergilenen Labubu. Fotoğraf: Victoria and Albert Museum.

Tasarımın Güncel Yansımaları

Galerilerde yer alan 60 yeni obje, özellikle kadınların iş yaşamıyla kurduğu ilişkilere odaklanan çarpıcı örnekler sunuyor. 1986 tarihli, 1980’ler ofis kültürünün simgesi haline gelen vatkalı kadın takım elbisesi; Çin’de üretim bantlarında çalışan kadınların fabrika çıkışındaki üst aramalarını aşmak için kullandığı plastik astarlı sütyen; Bangladeş’te Rana Plaza’da üretilmiş kot pantolonlarla aynı bağlamda sergileniyor. Bu bölüm, tasarımın yalnızca estetik bir üretim alanı olmadığını; farklı dönemlerde emek, beden ve güç ilişkileriyle nasıl iç içe geçtiğini hatırlatan güçlü bir çerçeve sunuyor.

Halkın önerileri doğrultusunda seçilen 11 çağdaş obje, Rapid Response programı kapsamında koleksiyona dâhil edildi. Bu bölümde, Ukrayna–Rusya savaşı sırasında direnişin simgelerinden biri hâline gelen Snake Island pulları; çevresel eylemler nedeniyle hapis cezası alanlara verilen “yaşam madalyası” ve Labubu figürü yer alıyor. V&A Müzesi’nin kıdemli tasarım ve dijital küratörü Corinna Gardner, galerilerin temel amacını şöyle özetliyor:

“Ziyaret eden herkesin 21. yüzyılda uyandığını hayal ediyoruz. Geçmiş üzerinden bugünümüzü anlamaya ve geleceğe dair bir bakış geliştirmeye çalışıyoruz. Tasarım bu süreçte rehberimiz oluyor.”

Burkini tasarımı, Aheda Zanetti’nin yeğeninin spor yaparken yaşadığı deneyimlerden ilham aldı. Fotoğraf: Robert Auton/V&A Museum.

Gündelik hayata eşlik eden tasarım objeleri, serginin en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturuyor. Bir IKEA lambası, taşınabilirlik ile estetik arasındaki dengeyi görünür kılarken endüstriyel tasarımın seri üretim ölçeğiyle kurduğu ilişkiye işaret ediyor. 1977 tarihli bir Apple bilgisayarı ve ona eşlik eden dönem reklamı ise, evden çalışmanın henüz yeni ve deneysel bir fikir olduğu yıllara dair önemli bir tanıklık sunuyor.

1937’de Isamu Noguchi tarafından tasarlanan ilk bebek telsizi, Lindbergh bebeğin kaçırılmasının ardından yükselen güvenlik kaygılarından beslenirken; Charles Eames ve Ray Eames’in II. Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaralı bacaklarını sabitlemek için geliştirdiği kontrplak atel, bugün yaygın biçimde kullanılan bir malzemenin savaş koşullarında başlayan serüvenini hatırlatıyor. Bu seçki, tasarımın gündelik yaşamla olduğu kadar tarihsel kırılma anlarıyla da kurduğu güçlü bağı gözler önüne seriyor.

Apple II Computer 1977.

2004’te tasarlanan burkini, tasarımcısı Aheda Zanetti’nin, yeğeninin spor yaparken karşılaştığı fiziksel ve toplumsal engellerden yola çıkarak geliştirdiği bir çözüm olarak öne çıkıyor. Suudi Arabistan’da inşa edilen, 1 kilometre yüksekliğe ulaşması planlanan Jeddah Kulesi’nin asansörlerini çalıştıran karbon fiber ip ise, mühendislik tasarımının ileri teknolojiyle gündelik yaşam arasındaki bağı nasıl kurduğunu gösteriyor.

Veri ve iletişimin son 25 yılına odaklanan bölümde, The Guardian arşivinden ödünç alınan Edward Snowden’e ait dizüstü bilgisayar sergileniyor; bu nesne, dijital çağda bilgi, gözetim ve kamusal tartışmaların tasarımla nasıl iç içe geçtiğine dair güçlü bir simge olarak karşımıza çıkıyor.

Compasso d’Oro Işığında: Defne Koz ve Koray Malhan ile Minipod

0 0,00