İnisiyatifler: Sanatın Odağı mı Alternatifi mi? – PASAJ -
Burak Kabadayı, 24 Saat, PASAJ Tarlabaşı, 2017. Fotoğraf: Burak Kabadayı.

İnisiyatifler: Sanatın Odağı mı Alternatifi mi? – PASAJ

Üretimin sergilenmesinden öte, paylaşmak, birlikte düşünmek ve dayanışmak mümkün mü? Piyasa dışı sanat ortamı nasıl sürdürülebilir kılınır? Sanat inisiyatifinin mekânla ve zamanla ilişkisi nedir? “İnisiyatifler: Sanatın Odağı mı Alternatifi mi?” söyleşi dizimizin ikincisini bu soruların etrafında PASAJ’la gerçekleştirdik.

/

İnisiyatifler söyleşi dizimizin ikincisini 15 yılı aşan bir sanat inisiyatifi, PASAJ’la gerçekleştirdik. Her yeni mekânında, mekânla ve zamanla ilişkilenen bir yapı kuran PASAJ, odağına “büyümeyi” değil, yayılmayı, kök salmayı alıyor. Bugün varlığını Barın Han’da sürdüren, sanatçı, küratör ve kültür çalışanlarından oluşan inisiyatif, 2010’dan bu yana sanatçıları çevreleriyle diyalog içinde mekâna özgü projeler geliştirmeye davet ediyor. İnisiyatif, sanata erişebilirliği herkes için mümkün kılmayı amaçlıyor.

PASAJ’la sanat inisiyatiflerinin kültür-sanat ortamındaki rolünden ve kalıcılığından, kolektif olarak davranma becerilerinden söz ettik.

Türkiyede sanat inisiyatifleri piyasa şartlarından kendini ayrı tutarak bir üretim, buluşma ve iş birliği alanı olarak zor şartlara karşın varlıklarını sürdürüyor. PASAJ örneğinden yola çıkarak son 15-20 yılda sanat inisiyatiflerinin kültür sanat ortamındaki rolünden söz edebilir misiniz?

Son on beş yirmi yılda Türkiyedeki sanat inisiyatifleri tıpkı dünyanın farklı ülkelerinde de olduğu gibi kültür sanat alanının en işlek damarını oluşturdu. Bunu katıldığımız birçok bağımsız sanat fuarında doğrudan gözlemleyebiliyoruz. Stockholm’de Supermarket Art Fair, Atina’da Platforms Project, Los Angeles’ta TRYST Alternative Art Fair gibi örneklerde yer alan yüzlerce sanat inisiyatifini bu gözleme dâhil edebiliriz. Çünkü bu yapılar yalnızca üretimi sergilemekle yetinmeyip paylaşmanın, birlikte düşünmenin ve dayanışmanın önemini bilerek tüm varoluşunu bu temel üzerine inşa ediyor.

“Mekâna ve zamana cevap veren, mekân ve zamanla ilişkilenen sanatsal çözümler arayışındayız.”

Kurulduğu 2010’dan bu yana İstanbul’da beş farklı mekâna yerleşen, Nisan 2022’den bu yana ise Barın Han’ın üçüncü katında bulunan PASAJ özelinde ise, her dönem başka bir ihtiyaçtan doğan, başka bir mahalleyle, sokakla, yaşam tarzıyla temas eden bir üretim biçimi söz konusu. Mekâna ve zamana cevap veren, mekân ve zamanla ilişkilenen sanatsal çözümler arayışındayız. Bugün hâlâ inisiyatiflerin en önemli rolü sanatın merkezî yapılardan taşarak farklı sosyo-ekonomik katmanlarla, mahallelerle, hikâyelerle buluşmasını sağlamak diye inanıyoruz. Yani üretimi yerinden, insandan, ilişkiden başlatmak… Yeni yöntem ve bakış açılarını araştırmayı, piyasa dışı sanat ortamının dinamiklerine uyumlanmayı ve sanatçılarla birlikte öğrenmeyi sürdürüyoruz.

Ceyda Oskay, Dokunmatik İzler, 2023.

Kurulduğunuz 2010 yılından bu yana İstanbul kültür-sanat ortamında çok şey değişti. Siz de farklı nedenlerden mekânınızı beş kez değiştirdiniz. Yine de tutarlı biçimde bulunduğunuz mekânla, yerelle ve daha geniş çerçevede kültür-sanat ortamının ve gündelik hayatın diğer aktörleriyle ilişki kurmaya devam ettiniz. PASAJla ilgili bu değişmeyen tutumun altında yatan kavramsal altyapıdan söz edebilir misiniz?

Mekân değişiminin yanı sıra birçok küçük detay bakımından da değiştiğimizden söz edebiliriz fakat bizi esasen bir arada tutan unsur sanat üretimine olan tutkumuz ve birbirimize yönelik tavrımız. Bunlar hiç değişmedi. Bunu sağlamak için mekân”dan çıkıp bir kolektif olarak davranma becerileri geliştirmemiz, bunu önceliklerimiz arasında birinci sırada tutmamız önemliydi.

“PASAJ’ın özü, günümüzün hızla akan gerçekliğindeki geçicilik ve krizlerle boğuşan dünyadaki fanilik içinde minik de olsa bulunduğuna inanmak istediğimiz kalıcılığı aramak oldu.”

Bu bilinçle hareket etmeyi sürdürdükçe anladık ki bizim için mekân hiçbir zaman sadece fiziksel bir yerden ibaret değil; bir düşünme biçimi, bir karşılaşma zemini. PASAJ’ın özü, günümüzün hızla akan gerçekliğindeki geçicilik ve krizlerle boğuşan dünyadaki fanilik içinde minik de olsa bulunduğuna inanmak istediğimiz kalıcılığı aramak oldu.

Bizi neyi ilgilendirdiğini, neyin kaygılandırdığını başından beri iyi tespit edebiliyoruz. Bu farkındalığımızı PASAJ’a aktardık; yolda yanımıza ortak değerler temelinde aynı kararlılık ve tutkuyla yürüyebildiğimiz ekip arkadaşları eklendi ve devam ediyoruz. Ayrıca ekip üyelerinin dışında sanatçıların desteğini hissetmek de harika. Bazı projelerimizde bir grup sanatçının bir yere gidip birlikte çalıştığını görmek çok güzel.

Kim Johansson and Gustav Lejelind performansı, We are what we remember, PASAJ Tarlabaşı, 2015.

Yerel ile kurulan ilişki ise yine hep önemsediğimiz diğer bir boyut. Bulunduğumuz semt, binanın tarihi, mahalledeki esnaf, atölye komşuları, birlikte nefes alan insanlar… Hepsi üretimin bir parçası oluyor ve görünürlüğümüzü beraber kurup beraber yaşıyoruz. Kısacası PASAJ’ın değişmeyen tutumu yerle, insanla, bağlamla çalışmak” fikrinden doğuyor. Her defasında yeniden inşa edilen ama değerleri itibarıyla aynı kalan sürdürülebilir bir ekosistem.

Sanat inisiyatiflerinin sürdürülebilirliğinin önündeki en büyük engel belki de finansal açmazlar. PASAJ kendine nasıl bir finansal sürdürülebilirlik modeli benimsedi?

PASAJ’ın modeli hiçbir zaman klasik anlamda finansal” bir model olmadı. Ekibin büyük özverisinin dışında saydığımız asıl kaynak kolektif emek, gönüllülük ve değiş tokuş ekonomisi diyebileceğimiz ilişkiler ağı. Yoğun çalışma tempomuzun içinde PASAJa zaman ayırmamız ve bir ihtiyaç olduğunda ona öncelik vermemizin dışında aldığımız toplumsal destek son derece büyük.

Az kaynakla çok şey yapılabileceğini, alternatif yöntemler geliştirmenin keyfini, paylaşımdan beslenmeyi ve bunun için şeffaflık, ortaklık ve kolektif sorumluluğun şart olduğunu biliyoruz.

Bazen bir mekân sahibinin iyi niyeti, bazen sanatçıların ortak üretim desteği, bazen uluslararası fonlar ya da proje bazlı destekler bu inisiyatifi ayakta tuttu. Ne var ki bize göre asıl sürdürülebilirlik PASAJ’ın insan ilişkileriyle kurduğu güven ağı sayesinde mümkün oldu. Bu anlamda PASAJ bir modelden çok bir yaklaşım öneriyor diyebiliriz. Az kaynakla çok şey yapılabileceğini, alternatif yöntemler geliştirmenin keyfini, paylaşımdan beslenmeyi ve bunun için şeffaflık, ortaklık ve kolektif sorumluluğun şart olduğunu biliyoruz.

Sümer Sayın, Dünya Soğurken, 2024.

PASAJ kendini Türkiye kültür-sanat ortamında nasıl konumlandırıyor? On beş yıl uzun bir süre. Bağımsız sanat inisiyatifleri bir yana birçok kurumsal yapının ayakta kalmakta zorlandığı günümüzde PASAJ kendisi için nasıl bir gelecek öngörüyor?

Üretmeye devam ettiğimize seviniyoruz ve evet, on beş yıl uzun bir süre. Yine de ülkenin sanat tarihi içinde belirgin bir konum tespitinde bulunmak için belirli bir süre daha geçmesi daha anlamlı olabilir. Üstelik bunu hem içeriden hem dışarıdan bakan gözlerin değerlendirmesi gerekebilir. Biz elimizden geldiğince sanatçılara “yeniyi” deneyimlemek üzere alan açmaya, projelerini desteklemeye devam ediyoruz. Nereye konumlanırız, şu an onu tam bilemesek de yapmaya çalıştığımız şey kurumsal yapıların dışında ama onlarla diyaloğa açık, alternatif üretim biçimlerine alan açan bir ara yüz olmak. Bir yandan yerel üretimi desteklerken diğer yandan yurt içi ve yurt dışındaki inisiyatiflerle sıkı ilişkiler kurmak. Türkiyedeki bağımsız sanat sahnesinin görünürlüğü bu sayede güzel bir ivme kazanıyor. Bunu üstlendiğimiz bir sorumluluk olarak da görüyoruz doğrusu. Kimi yönleriyle bir hayli kapalı ya da kapanmakta olan bir toplumda yaşayıp üretirken elimizdeki olanakları etkili kullanmak tek seçeneğimiz.

“Geleceğimizi ‘büyümek’ üzerinden değil de yayılmak, kök salmak ve çoğalmak üzerinden tahayyül ediyoruz.”

PASAJ yer değiştirmeye başladığında gördük ki mekânsal süreklilik sandığımız kadar belirleyici bir unsur değilmiş; mekânda görünürlük kazanan değerlerin sürekliliğini sağlamakmış asıl mesele. Bu kavrayışla devam ederek gezici, esnek ve bağlama duyarlı bir modelle varlığımızı sürdürme gayesindeyiz. Bunu yaparken dayanışma temelli yeni ağlara katılarak üretimi merkezden çevreye, oradan ise yeniden merkeze taşıyacak dönüşlü ve iletken bir yapı kurmak istiyoruz. Geleceğimizi “büyümek” üzerinden değil de yayılmak, kök salmak ve çoğalmak üzerinden tahayyül ediyoruz.

A’dan Z’ye Bir Yaratıcı: Akram Zaatari

0 0,00