Anna Laudel İstanbul, ilk edisyonu gerçekleşen PPSD Weeks kapsamında, 22 Şubat’a dek izleyicileri çok disiplinli bir sergiyle buluşturuyor. Galeri, bu sergiyle birlikte ilk kez dört katını da ziyarete açarak fotoğraf, kâğıt, heykel ve dijital sanat üretimlerini aynı çatı altında bir araya getiriyor. Dört farklı karşılaşmadan oluşan PPSD Weeks, sanatsal ifadenin farklı malzeme ve teknikler üzerinden geçirdiği dönüşümü odağına alan disiplinlerarası bir keşif alanı sunuyor.
Farklı ifade biçimleri üzerine düşünmeye davet eden PPSD, izleyiciyi katlar boyunca dokusal olandan teknolojik olana uzanan bir karşılaşma alanına taşıyor. Geçmiş ve güncel üretimleri bir araya getiren seçki, algılar ve vizyonlar arasında süreklilik kuran kültürlerarası bir diyalog öneriyor.

Dört Kata Yayılan Seçki
Sergi, giriş katında fotoğraf seçkisiyle başlıyor. Bu bölümde Brigitte Spiegeler, Cansu Yıldıran ve Lennart Brede’nin de aralarında bulunduğu sanatçıların işleri, fotoğrafı hem bir sanat nesnesi hem de kavramsal bir ifade aracı olarak ele alıyor. Birinci katta ise kâğıt yüzeyini ifade ve malzeme olarak kullanan çalışmalar öne çıkıyor; Ardan Özmenoğlu, Ruth Biller ve Tuğçe Diri’nin üretimleri, çizim, resim ve kâğıt üzeri karma teknikler aracılığıyla farklı deney ve araştırma süreçlerini görünür kılıyor.
Üst katta yer alan heykel seçkisi, formun mekânla kurduğu ilişkiyi merkezine alarak izleme eylemini fiziksel bir deneyime dönüştürüyor. Bilal Hakan Karakaya, Ramazan Can ve Anke Eilergerhard’ın eserleri, ölçek, ağırlık ve mekânsal ilişkiler üzerinden izleyiciyi harekete geçiriyor. Serginin son katında ise Cem Sonel, Ecem Dilan Köse ve Sarp Kerem Yavuz’un işleri, dijital üretimler ve yeni teknolojiler aracılığıyla geleneksel ifade biçimlerini yeniden yorumluyor; izleyiciyi zaman, hareket ve etkileşim üzerine düşünmeye davet ediyor.


