İnisiyatifler; sanatın düşünüldüğü, üretildiği, görünürlüğüne alan tanındığı, tartışıldığı kolektif yapılar olarak karşımıza çıkıyor. Sanat inisiyatifi söyleşi dizimizin ilkinde yer verdiğimiz, bugün 156 üyesi olan Bağımsızlar, sanatın merkezileşmesine karşı daha adil bir temsiliyet sağlama adına dayanışma ağı yaratma amacı güdüyor. Bağımsız, inisiyatif, kolektif gibi tanımlamaların doğru yapılmasına ve haritalandırma çalışmalarına öncelik vererek çalışmalarına devam eden Bağımsızlar ağı sayesinde şu an birçok bağımsız, birbiri ile işbirliği hatlarını güçlendirmiş, hiç değilse birbirinden haberdar olmuş durumda.
Bağımsızlar hakkında Ekmel Ertan, Ezgi Cemre Er ve Sinan Eren Erk ile söyleşi gerçekleştirdik.
Üç ay boyunca bağımsız sanat inisiyatifleriyle başlatacağımız söyleşi dizisinin ilkinde, genel resmi ortaya koymak adına Bağımsızlar çerçevesinde söyleşi yapmak istedik. Bağımsızlar elbette bir tek bağımsız sanat inisiyatiflerini kapsamayan bir ağ. Bağımsızlar’ı biraz anlatmanız, hangi yapıları ağında barındırdığından söz etmeniz mümkün mü?
Ekmel Ertan: Bağımsızlar aslında bizim bir süredir yürütmekte olduğumuz inisiyatiflerin kaynaklara erişimindeki güçlük hatta imkansızlıklar sonucu bir tür savunuculuk hattı yaratma ihtiyacı ile ortaya çıktı. 2013 yılında amberPlatform, PASAJ, Halka Sanat ve Collective Çukurcuma bir araya gelerek bir toplantı yaptık ve önce bir indeks çıkarmaya karar verdik. Aslında çoğuz ama kaç kişi olduğumuzu bilmiyoruz. Bir liste oluşturarak dertleri paylaşanların en azından birbirini görmesini sağlarsak bir tartışma başlatabilir, bağımsız inisiyatifler arasında bir dayanışmanın temellerini oluşturabiliriz diye düşündük. Ama tam da problem ettiğimiz nedenlerle o toplantıdan sonra konuya dönmemiz, mümkün olamadı çünkü bir liste çıkarmak bile kendi inisiyatiflerimizin kaynak eksiklikleri içerisinde sürdürmeye çalıştığımız faaliyetler arasında yeni bir yük, kendi emeğimizi sömürmek için yeni bir bahaneydi. Ama konu gündemimizden de hiç düşmedi.
Pandemi sırasında hepimiz durunca, konuya dönmek için bir fırsat doğdu, genişleyen bir grupla yeniden konuşmaya başladık. Önce bir yandan web sitesi altyapısı oluşturmaya bir yandan da bağımsız inisiyatiflere ulaşıp fikri ve bağımsızlık konusunu tartışmaya açtık. Zeynep Okyay bu sürecin başını çekti ve bir dizi toplantı yaptık. İlki İzmir’de Hayy Open Space’de sonra İstanbul’da Halka Sanat ve Salt Galata’da toplantılar düzenledik.
“Bu Toplantılardaki Temel Konu Bağımsızlar Diyerek Kimleri Tariflediğimizdi, Kimler Bu Listede Olmalı Kimler Olmamalıydı.”
Bu toplantılardaki temel konu bağımsızlar diyerek kimleri tariflediğimizdi, kimler bu listede olmalı kimler olmamalıydı. Bu tartışmalar gerçekten verimli tartışmalardı. Sürekli yeniden düzenlediğimiz cümlelerle, küçük ama önemli değişikliklerle sürekli bağımsızları yeniden tanımladık. Bu toplantılara katılan grupların katılımı ile web sitesinde bir liste oluştu. O dönemden yaklaşık iki yıl sonra Açık Radyo’da Açık Dergi içerisinde Cuma günleri 19.00’da yayına başlayan Bağımsızlar programının girişinde bu günlerde 160 haftadır tekrarladığımız tanım şöyle: “Bağımsızlar, Türkiye’de devlet veya özel sermaye sahipliğinde veya güdümünde olmayan bağımsız kültür sanat alanının çeşitliliğini ve ölçeğini görünür kılmayı; güncel ve dinamik bir bilgi kaynağı oluşturmayı, bağımsızlar arasında dayanışma ve işbirliklerine zemin hazırlamayı hedefleyen web tabanlı bir platform.”
Bağımsızlar esasen bir kavramlaştırmayı öne çıkarmayı önemsiyor. Bağımsızlık çok çeşitli biçimlerde tanımlanabilir.
“Devletin ve Sermayenin Hâkim Olduğu Kültür Sanat Ortamında Bağımsızları Kavramlaştırmak İstedik.”
Bizim ortak bir temelde varmaya çalıştığımız bağımsızlık kavramı kökleri toplumun içerisinde olan, grupların veya bireylerin kendi öngörüleri ve ihtiyaçları ile ortaya çıkan ve diğerlerini veya ortamı domine etmeden aynı düzlemde var olabilen yapılar. Biz devletin ve sermayenin hakim olduğu kültür sanat ortamında bağımsızları kavramlaştırmak istedik. Sanırım bunu yaptık ya da katkıda bulunduk da.

Bağımsızlar.org bugün 156 üyeden oluşuyor. Siteye kaydolan inisiyatifler bir formla bilgilerini giriyorlar bu sayede bağımsızların bir haritasını çıkarmaya çalışıyoruz. Yapıları ne (dernek, vakıf, kooperatif, şirket veya kolektif), türü ne (dağıtık, çevrimiçi, yerleşik, gezgin), hangi alan(lar)da çalışıyorlar, faaliyet türleri neler, kendilerini nasıl finanse ediyorlar, vb. sorularla alana dair verileri toplamaya ve bir anlamda oluşturduğu sektörü çeşitli açılardan görünür kılmayı hedefliyor. Çeşitli görselleştirmelerle bu bilgileri okunur kılmaya, araştırmacılara, akademisyenlere ve savunuculara ve elbette bağımsız inisiyatiflere alan hakkında kaynak yaratmaya çalıştık.
Her alanda olduğu gibi kültür-sanat alanında da yoğun bir kavram karmaşası hâkim. Söyleşi dizimizin başında bunun önüne geçmek adına: Sizce “bağımsız sanat inisiyatifi” nasıl tanımlanmalı?
Sinan Eren Erk: Belki de önce bağımsızlığın tanımını bugün bir kez daha yapmak gerekiyor. Bağımsız olmak, günümüzün koşullarında sermayeden, yerel veya merkezi güç odaklarından, toplumun geneli tarafından kabul görmüş gerçekliklerden tamamen uzak olmak değil, ancak bunların içinde dönüştürücü, hatta dengeleyici bir güç olarak çoksesliliğe, çeşitliliğe, kucaklayıcı ve demokratik bir toplum yapısına imkân vermek adına en iyi yaptığı işi paylaşımcı bir şekilde herkes için yapmaya çalışmak olarak tanımlanabilir. Bu anlamda bağımsız bir sanat inisiyatifi de bireyleri arasında dayanışmanın ve paylaşmanın ön planda olduğu, toplumsal faydayı gözeten bir yapıyı temsil ediyor.
Bizim anladığımız şekliyle bağımsız inisiyatifler, kelimenin Fransızca anlamında barındırdığı “inisiyasyonu” yani bir tür el verme pratiğini kullanarak, bilginin şeffaf paylaşımını, entelektüel ya da eğer varsa finansal kaynakların yaratılmasını ve aciliyet doğrultusunda, herkesin yararına olmasını amaçlayarak insani bir biçimde dağıtılmasını sağlamaya çalışır. Kısacası toplum içinde bir dengeleme mekanizmasının parçası, bireyler arasındaki ilişkilerin açıklayıcı, aktarıcı, arşivleyici ve sağaltıcı bir aracısı hâline gelir.
Ekmel Ertan: Bu noktada belki açılması gereken konulardan birisi fonlar, sponsorlar ve destekçilerle bağımsızların ilişkisi. Fon kaynaklarını kullanması, sponsorlarla ilişkiye girmesi veya destekçileri olması bir inisiyatifin bağımsız olmasına engel değil. Bunlara rağmen bağımsızlığını korumak ve sürdürmekse hassasiyetle öğrenilmesi gereken bir konu.
“Bağımsızlar Direngenliklerini Çoğu Zaman Korurken, Sermaye ya da Kamunun Öğrenmesi Gereken Çok Şey Var…”
Bu karşılıklı ilişkilerde maddi kaynağı sağlayan tarafın inisiyatif üzerinde baskı kurması ve bunu hak olarak görmesi, dolayısı ile araçsallaştırması ne yazık ki sıklıkla rastlanan ve güçlükle aşılan problemler yaratıyor. Bağımsızlar direngenliklerini çoğu zaman korurken, sermaye ya da kamunun öğrenmesi gereken çok şey var ve aslında bu bağımsızlar bu kurumları da demokratik bir toplumun gerekleri doğrultusunda eğitiyor.

Galeri ve büyük kurumların çoklukla başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerde bulunduğu, bağımsız sanat inisiyatiflerinin ise -eşit ölçekte değilse bile- Türkiye’ye yayıldığını görüyoruz. Bu durumu nasıl yorumlamalıyız?
Ezgi Cemre Er: Bağımsızlar.org’u kurarken bu konuda temsiliyete önem verdik, harita temelli bir platform olarak başlamamızın temelinde de bunun büyük bir payı var. Bağımsız sanat ortamının haritasını nasıl çıkarabiliriz? Ama bu sadece noktalar koyarak yapılacak bir şey değil. Web sitesinin tasarımında haritalama çabamız, aslında, bağımsız sanat aktörlerini birbirine bağlamak, onların seslerini duyurmak ve sanatın sadece İstanbul, Ankara, İzmir’de olmadığını göstermek için var.
“Bağımsız Sanatçılar, Kolektifler, İnisiyatifler Yıllardır Var ve Üretmeye Devam Ediyor. Ama Ana Akım Anlatı Hâlâ Büyük Şehirlerin Ötesine Geçmekte Zorlanıyor.”
Bağımsız sanatçılar, kolektifler, inisiyatifler yıllardır var ve üretmeye devam ediyor. Ama ana akım anlatı hâlâ büyük şehirlerin ötesine geçmekte zorlanıyor. Sanat alanındaki temsiliyet meselesi, yalnızca estetikle ilgili değil; aynı zamanda bir erişim ve görünürlük sorunu. Büyük şehirlerde sanat altyapısı daha güçlü olabilir ama bu, sanatın sadece oralarda üretildiği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin her yerinde bağımsız sanatçılar, kolektifler ve inisiyatifler var. Ancak, mekânsal eşitsizlik yüzünden bu aktörler daha az görünür oluyor ve destek mekanizmalarına daha zor ulaşıyor.
Biz de tam bu yüzden onların hikâyelerine, projelerine, üretimlerine daha fazla yer vermeye çalışıyoruz. Üç büyük şehirde olup bitenlerin ötesine bakmak ve Türkiye’nin dört bir yanındaki bağımsız sanat inisiyatiflerini ön plana çıkarmak istiyoruz.
“Sanatın Merkezileşmesine Karşı, Daha Adil Bir Temsiliyet Sağlamak İçin Buradayız. Çünkü Sanatın Nerede Olduğu Değil, Nasıl Yaşadığı Önemli.”
Bu sadece bir tercih değil, bir duruş. Sanatın merkezileşmesine karşı, daha adil bir temsiliyet sağlamak için buradayız. Çünkü sanatın nerede olduğu değil, nasıl yaşadığı önemli.
Ekmel Ertan: Öte yandan sermayeye bağlı sanat kurumları ve ticari yapılar (galeriler, vb.) doğal olarak kendi sınıfsal hakimiyetlerinin olduğu ve ticaretin döndüğü yerde hizmet veriyorlar. Çünkü bu yapılar için sanat hem bir itibar ve güç alanı hem de ticaretin döndüğü pazarlardan biri. Bu kurumların belli bir sınıfa hizmet vermekte olduğunu, ‘müşterilerinin’ belli bir sosyo-ekonomik kesimle sınırlı olduğunu söylemek yanlış olmaz.
“Merkezi Tutan Bu Yapılardan ve Onların Sunduğu Sanat Algısından Uzaklaştığınızda, Sanatın Yaşayan Bir Olgu Olduğunu Görürsünüz. Bağımsızlar İçin Sanat Hayattır.”
Elbette kurumların istatistikleri bize tersini söyleyecektir ama her birinin bulunduğu mahalle ile nasıl ilişkilendiğine baksanız bu gerçeği görürsünüz. Merkezi tutan bu yapılardan ve onların sunduğu sanat algısından uzaklaştığınızda, sanatın yaşayan bir olgu olduğunu görürsünüz. Bağımsızlar için sanat hayattır.

Bağımsızlar’ın daha kapsayıcı haritasına da baktığımızda bağımsız sanat inisiyatiflerinin çoğunun uzun ömürlü olamadıklarını görüyoruz. Öte yandan geçmişten öyle sanat inisiyatifleri saymak mümkün ki sanat dünyasında bıraktıkları izler bugün hâlâ akıllarda. Bağımsız sanat inisiyatiflerinin Türkiye kültür-sanat ortamındaki önemi ve işlevi sizce nedir? Türkiye’de sizce bir inisiyatif kültürü/geleneği var mı?
Ezgi Cemre Er: Bağımsız sanat inisiyatifleri, Türkiye’nin kültür-sanat ortamında genellikle alan açan, dönüştüren ve zaman zaman da direnen yapılar olarak var oldular. Onların varlığı, sanatın yalnızca büyük kurumlar, müzeler veya galeriler üzerinden şekillenen bir ekosistem olmadığını, aksine, alternatif üretim modellerinin ve paylaşım biçimlerinin de mümkün olduğunu gösterdi.
Ancak dediğiniz gibi, bu inisiyatiflerin büyük çoğunluğu uzun ömürlü olamıyor. Bunun temel sebeplerinden biri, bağımsız aktörlerin ekonomik sürdürülebilirlikten yoksun olmaları.
“İnisiyatiflerin Etkisi Varlık Sürelerinden Daha Uzun Ömürlü Oluyor.”
Türkiye’de kültür politikalarının bağımsız üretimleri desteklememesi, fon kaynaklarının sınırlılığı ve sanatın bir piyasa unsuru olarak değerlendirilmesi, bağımsız girişimleri kırılgan hâle getiriyor. Buna rağmen, bu inisiyatiflerin etkisi genellikle varlık sürelerinden daha uzun ömürlü oluyor. Çünkü mesele sadece bir mekân işletmek ya da belirli bir etkinlik programını sürdürmek değil, sanatın nasıl üretileceğine ve paylaşılacağına dair yeni pratikler geliştirmek. Bu pratikler de zamanla başka sanatçılara ve oluşumlara ilham veriyor, bir iz bırakıyor.
Türkiye’de bir inisiyatif kültürü var mı? Kesinlikle var, hatta fazlasıyla dinamik bir şekilde var oldu ve olmaya devam ediyor. Ancak bunun kurumsal bir gelenek hâline geldiğini söylemek zor. Türkiye’deki bağımsız sanat inisiyatifleri, çoğunlukla belirli dönemlerin ihtiyaçlarına yanıt veren, içinde bulundukları koşullara göre şekillenen ve kimi zaman tamamen dayanışma temelli ilerleyen yapılar. Avrupa’daki gibi uzun soluklu, kurumsallaşmış bir inisiyatif geleneğinden bahsetmek yerine, daha kırılgan ama bir o kadar da yenilikçi, deneysel ve hızlı adapte olan bir yapıdan söz edebiliriz.
“Bağımsız Sanat İnisiyatifleri, Türkiye’de Sanatın Yalnızca Bir ‘Sergileme’ Pratiği Değil, Aynı Zamanda Bir Örgütlenme, Düşünme ve Alternatif Kurma Biçimi Olduğunu Gösteriyor.”
Bağımsızlar olarak biz de bu dinamikleri anlamaya, belgelemeye ve desteklemeye çalışıyoruz. Haritamız da bu yüzden sadece mevcut bağımsız aktörleri değil, zaman içinde şekil değiştiren, dönüşen ve hatta kapanmış olan inisiyatifleri de içeriyor. Çünkü bir inisiyatifin kapanması, onun yok olduğu anlamına gelmiyor. O süreçten öğrenilenler, oluşan ilişkiler ve üretilen işler, başka bir yerde ve zamanda yeni bir şeyin doğmasına vesile olabiliyor.
Bağımsız sanat inisiyatifleri, Türkiye’de sanatın yalnızca bir “sergileme” pratiği değil, aynı zamanda bir örgütlenme, düşünme ve alternatif kurma biçimi olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, kısa ömürlü olsalar bile, kültür-sanat alanındaki dönüşümlerde kritik bir rol oynuyorlar.


