Türkiye’de kısa film üretiminin en köklü buluşmalarından biri olan İFSAK Kısa Film Festivali, bu yıl 32’nci kez izleyiciyle buluşuyor. 9–15 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek festival; ulusal yarışma finalistlerinin yanı sıra uluslararası kısa film ve belgesel seçkileri, söyleşiler ve masterclass’larla zengin bir program sunuyor. İFSAK, Beyoğlu Sineması, Sahne Pulchérie, Metrohan, Sismanoglio Megaro ve Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek etkinlikler, sinemacıları ve izleyicileri bir araya getiriyor. Uluslararası seçkisinde kadın emeği ve görünmeyen emek temalarına odaklanan festival, farklı coğrafyalardan sinemacıları buluştururken genç yönetmenler için de önemli bir üretim ve buluşma alanı yaratmayı sürdürüyor. Bu vesileyle festivalin bugününü, uluslararası işbirliklerini ve kısa filmin geleceğini İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tania Sisa ile konuştuk.

İFSAK Kısa Film Festivali bu yıl 32. kez düzenleniyor. Türkiye’de kısa filmin gelişimine uzun yıllardır eşlik eden bu festivalin bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce İFSAK Kısa Film Festivali’nin Türkiye’deki kısa film üretimi için en önemli katkısı ne oldu?
Kısa Film Festivalleri, sinemaseverlere izleme keyfi sunmanın yanında sinema sektöründe yönetmen, yapımcı ya da oyuncu olarak üretim tarafına geçmiş olan kişiler için de bir buluşma ve kendini geliştirme platformu sunuyor. 32’nci kez bu buluşmalara aracı olabildiğimiz için çok gururluyuz. Genel koordinatörlüğü Sinema Birimi Koordinatörü Işıl Yaman tarafından yürütülen 32. İFSAK Kısa Film Festivali, tamamı gönüllülerden oluşan İFSAK Yönetim Kurulu bünyesindeki Sinema Birimi tarafından organize edilmektedir. Festival programı ise Sinema Birimi ile Uluslararası İlişkiler Birimi’nin gönüllülük esasına dayanan kolektif çalışmasıyla oluşturuldu.
Festivalimizin Türkiye’deki kısa film üretimine zengin program içeriğiyle büyük bir ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum. 29 ülkeden 66 uluslararası film ve 36 ulusal film olmak üzere toplam 102 kısa film ile izleyicileri farklı coğrafyalardan yapımlar ile buluşturuyoruz.
Ayrıca bu yıl ilk defa Beyoğlu’nun sınırları dışına çıkıyoruz. İFSAK, Beyoğlu Sineması, Sahne Pulchérie, Metrohan, Sismanoglio Megaro yanı sıra Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde de gösterimler gerçekleştiriyoruz. Bizim için sanat iletişimle gelişen bir alan, o yüzden tüm film gösterilerimiz ve etkinliklerimiz ücretsiz. Herkesi bekliyoruz.

Bu yıl festivalin uluslararası seçkisinin kadın emeği ve görünmeyen emek temalarına odaklandığını görüyoruz. Bu temayı belirlerken nasıl bir düşünsel çerçeve ve tartışma alanı hedeflediniz?
Kadınların sanat, bilim, kültür ve kamusal yaşamın her alanındaki başarılarının daha güçlü biçimde görünür olması gerektiğine inanıyoruz. Bu görünürlük yalnızca bir temsil meselesi değil ilham, cesaret ve yeni üretim alanlarının açılması açısından da belirleyici. Dünya sinemasında bu temanın giderek daha güçlü biçimde ele alındığını görüyoruz. Nitekim festivalimizin uluslararası film başvurularında bu alandaki belirgin artış da bunu destekliyordu. Bu üretimlere alan açmayı hem sanatsal hem de düşünsel bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Kadın emeği ise hem toplumsal hayatın hem de sinema üretim süreçlerinin merkezinde yer almasına rağmen hâlâ günümüzde yeterince görünür kılınmıyor. Ev içi emekten yaratıcı üretime, bakım emeğinden kültürel üretime kadar pek çok katmanda süren bu emeğin sinema aracılığıyla görünürlük kazanmasını önemsiyoruz.
Bu tema ile gösterilecek uluslararası kısa film seçkimiz, farklılıklarımızla birbirimizi anlamamıza katkı sağlayabilirsek ne mutlu bize. Kadın emeği ve görünmeyen emek temasına ek olarak, bu yılki seçkimizde göç ve küresel kriz temalarına da yer verdik.

Uluslararası programda dünyanın farklı festivallerinde ödül kazanmış filmler yer alıyor. Seçkiyi oluştururken hangi estetik ya da politik ortaklıklar sizin için belirleyici oldu?
Farklı coğrafyalarda ödüle layık görünen yapıtları izleyicilerimizle buluşturmak için yıl boyunca festival ekibimiz oldukça yoğun çalıştı. Seçkiyi oluştururken prestijli festivallerde gösterime girmiş olmalarını, etkili bir anlatım ve hikâye ile izleyicide bir iz bırakmasını dikkate aldık, tabii ki izlemenin ötesinde teknik ve sinemasal dil anlamında genç sinemacılarımıza ilham kaynağı olabilmelerini önemsedik.
Festival kapsamında British Council, Cervantes Enstitüsü, Liszt Enstitüsü ve farklı kültür kurumlarının katkılarıyla oluşturulan özel seçkiler dikkat çekiyor. Bu uluslararası işbirlikleri festival programını nasıl zenginleştiriyor?
Uluslararası işbirlikleri festivalimizi her yıl daha da üst noktaya taşıyor. Sanatın evrenselliği ve taşıdığı misyon ile, ortak duyguların farklı coğrafyalarda ne şekilde işlendiği sinemacılara ufuk açıyor. Bu işbirlikleri sayesinde seyirci farklı ülkelerin güncel kısa film üretimleriyle doğrudan temas kurma fırsatı buluyor. Her kültür kendi tarihsel, toplumsal ve estetik arka planını sinema aracılığıyla ifade ediyor. Bu çeşitlilik hem izleyici hem de kısa filmci ve sinemacılar için önemli bir karşılaştırma alanı yaratıyor. Aynı zamanda bu kurumlarla kurulan ilişkiler, festivalin uluslararası dolaşım ağlarına dahil olmasını da sağlıyor. Ortaya çıkan seçkiler yalnızca film gösterimlerinden ibaret değil söyleşiler, yönetmen buluşmaları ve kültürel diyalog ortamlarıyla desteklenerek sinema üzerinden kurulan çok katmanlı bir etkileşim alanı oluşturuyor. Böylece festival, farklı ülkelerden sinema profesyonelleri ve kurumlar arasında köprü kuran bir platform haline geliyor.
British Council, Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadınların hikâyelerini odağına alan “Reclaim, Reframe, Rejoice” seçkisiyle 32. İFSAK Kısa Film Festivali programına katkıda bulunuyor. Mart 2025’te Londra’daki BFI Southbank’te gerçekleştirilen açık çağrı sonucunda oluşturulan bu seçki, sosyal hareketlere öncülük eden kadınların ilham verici gücü ve dayanıklılığına, dini ve ırksal mücadeleler karşısındaki haklı feminist itiraza uzanan geniş bir tematik çerçeve sunuyor.

İstanbul Cervantes Enstitüsü de Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde kadın emeği temasına odaklanan üç filmlik özel seçkisiyle festivale katılım sağlıyor. Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi İstanbul, bu yıl son kez gerçekleştirilen Budapeşte Kısa Film Festivali BuSho’dan kadın yönetmenlerin ağırlıkta olduğu bir seçkisiyle programda yer alıyor. Avusturya Kültür Ofisi ve Institut Français kısa film destekleriyle festivalin kurumsal destekçileri arasında bulunuyor. Yunanistan kısa filmleri de Sismanoğlu Megaro’da özel bir gösterim yapıyor.
32.İFSAK Kısa Film Festivali kapsamında farklı ülkelerden konuk yönetmenler söyleşi ve Q&A oturumlarında izleyicilerle bir araya gelerek filmlerine ve yaratım süreçlerine dair deneyimlerini paylaşacak. İtalyan Kültür Merkezi ve Com.It.Es İstanbul’un desteğiyle festivale davet edilen Marta Capossela’nın “Misure” adlı filmi gösterilecek. Gösterimin ardından yönetmen Marta Capossela’nın katılımıyla ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Barbara Dell’Abate Çelebi’nin moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirilecek. Hollanda Konsolosluğu’nun davetiyle Hollanda’dan festivale katılan Aslı Bildirici, “Rotten”filmiyle uluslararası seçkinin öne çıkan konukları arasında yer alacak. Hindistan Başkonsolosluğu’nun davetiyle yapımcı Nadia Kanwal festivalimize konuk oluyor.
Ayrıca Romanya Kültür Merkezi’nin desteğiyle festivale katılan Bogdan Mureșanu, bir masterclass gerçekleştirecek ve ayrıca hafta içi Metrohan’da Dumitru Grosei ile “Çağdaş Romanya sineması ve kısa filmleri” üzerine bir söyleşi düzenliyor.

Bu yıl festivale farklı ülkelerden konuk yönetmenlerin katılacağı söyleşi ve masterclass programları da bulunuyor. Bu buluşmaların genç sinemacılar ve izleyiciler için nasıl bir etkileşim alanı yaratmasını umuyorsunuz?
Farklı ülkelerden gelen yönetmenler festivalimize kültürel bir zenginlik katıyor. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey olduğuna olan inancımızla sektördeki genç sinemacılara tanışma, iletişim kurma, ortak zorlukları paylaşma ve çözüm yolu bulma imkânı sunuyoruz.
İFSAK Kısa Film Festivali yalnızca bir gösterim programı değil, aynı zamanda bir üretim ve düşünme alanı da yaratıyor. Önümüzdeki yıllarda festivalin uluslararası görünürlüğü ve kısa film üretimine katkısı açısından nasıl bir yol haritası hayal ediyorsunuz?
Sizin de belirttiğiniz gibi festivalimiz izlemenin ötesinde üretim ve düşünme alanı sunuyor ve en önemlisi genç sinemacılara ilham ve cesaret veriyor. Kısa film alanında üretim yapan, farklılık ve özgünlüğüyle sektöre değer katanları görünür kılmak istiyoruz. Bu misyonla 46 yıldır Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması düzenliyoruz. 46. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması’nın Kurmaca, Belgesel, Deneysel ve Canlandırma kategorilerinde finale kalan filmler, festivalde tüm hafta boyunca gösterimde olacak. 46. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması’nın finalistleri ana jüri üyelerimiz tarafından değerlendirilecek. Ödül alan kısa filmleri, 14 Mart’ta Sainte Pulchérie Lisesi Gösteri Salonu’nda yapılacak törende açıklayacağız.
Bizler de festivalimize gelen genç olsun deneyimli olsun sinemacılardan çok şey öğreniyoruz. Önümüzdeki yıllarda festivalimizin daha da zengin bir içeriğe sahip olması için şimdiden düşünmeye ve çalışmaya başladık. Eminim, bu festival döneminde tanışacağımız yeni sinemacılar da yol haritamızı çizmemizde etkili olacaklardır.


