İstanbul’un kültür takviminde her yıl ayrı bir başlık açan İstanbul Tiyatro Festivali, bu yıl 30. edisyonuyla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festival, 22 Ekim–3 Aralık tarihleri arasında kentin farklı sahnelerine yayılan geniş bir programla hem Türkiye’den hem de uluslararası sahneden üretimleri bir araya getirecek. Açıklanan ilk oyunlar, bu yılki seçkinin disiplinlerarası ve çok katmanlı bir dramaturjiye yaslanacağını şimdiden işaret ediyor.
Festivalin açılışı, çağdaş tiyatronun güçlü anlatı dillerinden birini kuran Caroline Guiela Nguyen imzalı Lacrima ile yapılacak. Nguyen’in sahne pratiği, belgesel gerçeklik ile kurmaca arasında gidip gelen yapısıyla tanınıyor; bu nedenle açılış oyunu yalnızca bir temsil değil, aynı zamanda festivalin estetik yönelimine dair bir çerçeve sunuyor. Lacrima, bireysel hikâyeler ile kolektif hafıza arasındaki gerilimi sahneye taşıyan anlatımıyla, izleyiciyi duygusal ve düşünsel olarak katmanlı bir deneyime davet ediyor.
Programda öne çıkan bir diğer başlık ise, çağdaş dans alanının en güçlü topluluklarından biri olarak kabul edilen Nederlands Dans Theater’nın (NDT 2) İstanbul’a gelişi. 27–28 Kasım tarihlerinde sahnelenecek performans, hareketin yalnızca estetik bir form değil, aynı zamanda düşünsel bir ifade biçimi olduğunu hatırlatan koreografik diliyle dikkat çekiyor. Topluluğun repertuvarı, bedenin sınırlarını zorlayan, ritim ile mekân arasındaki ilişkiyi yeniden kuran ve izleyiciyi fiziksel bir algı deneyimine çeken bir yapı öneriyor.
Festivalin bu yılki seçkisinde erişilebilirlik ve kapsayıcılık da belirleyici başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda, Birleşik Krallık merkezli ödüllü topluluk Ad Infinitum, Veda Ritüeli adlı yapımıyla 7–8 Kasım’da izleyiciyle buluşacak. Topluluğun üretimleri, işaret dili, fiziksel tiyatro ve çok dilli anlatım tekniklerini bir araya getirerek sahnede farklı izleme biçimlerine alan açıyor. “Veda Ritüeli” de bu yaklaşımı sürdürerek, kayıp, yas ve vedalaşma temalarını hem bedensel hem de işitsel katmanlar üzerinden ele alıyor.
Biletler 22 Nisan’da Satışta
Festivalin küratörlüğünü üstlenen Mehmet Birkiye’nin yaklaşımı, tiyatroyu yalnızca metin merkezli bir alan olarak değil; dans, performans, görsel sanatlar ve yeni anlatı biçimleriyle kesişen bir düşünme zemini olarak ele alıyor. Bu yılın programının tamamı henüz açıklanmamış olsa da duyurulan ilk işler, festivalin farklı disiplinleri bir araya getiren, sahne sanatlarının sınırlarını genişleten bir çerçeve kuracağını gösteriyor.
Biletlerin 22 Nisan itibarıyla satışa sunulacağı festivalin tüm programı ise eylül ayında açıklanacak. Bu ilk duyuru, sonbahara yayılan uzun bir tiyatro mevsiminin habercisi olarak, sahnenin yeniden düşünülmeye açıldığı bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.



