Booker-McConnell şirketi bir edebiyat ödülüne sponsor olurken işlerin buraya geleceğini, dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden birine ismini vereceğini tahmin eder miydi bilmiyoruz ama bugün Man Booker ödülü almak bir yana, uzun listesine bile girmek, dünya yayıncı ve edebiyat ajanlarının radarına yakalanacağız anlamına
Dün gibi hatırlarım; Roscoe Mitchell, bir konser öncesinde, sahne arkasında bir arkadaşımızın kendisine hediye etmek istediği sesli bir oyuncağı etraflıca inceledikten sonra “sesini tamamen kontrol altına alamadığım hiçbir alete dokunamam sahnede” diye zarifçe anlatmaya çalışmıştı sahnedeki olayın ve sesin kendisi için ne
Bana bir çocuğa anlatır gibi anlatmanızı istiyorum; Plug-in nedir? Dijital sanat mıdır? Bu işlerden hiç anlamayan bir seyirciye biraz daha sade bir dille anlatabilir misiniz? Plug-in İstanbul bölümü, yeni medya ve dijital sanata odaklanıyor ve çağdaş sanatın mevcut durumunu yaratıcı müdahalelerle güncellemek
Eylül’ün ilk haftası bir gece yarısı rap kulvarından yükselen güçlü sesler, saatler içinde tüm Türkiye’yi hızla etkisi altına aldı. Şanışer’in direksiyonunda politika ve partiler üstü konulara yönelen #SUSAMAM; Sayedar, Önder Şahin & Ceza’yı buluşturan Komedi v Dram ve son olarak Ezhel’in yeni
“Malum ve meşhur hoyratlığımız içinde her şeyi yağmaladığımız gibi koleksiyonları da zaman zaman yağmalıyoruz. Toplumsal planda hiçbir önemi ve gerçekliği yok koleksiyonların. Bu manasızlığı şimdi koleksiyon sergileri yaparak aşmak ve koleksiyonların kamusal kültürel yanlarına dikkat çekmek istiyoruz.” Contemporary Istanbul’un bu yılki ziyaretçileri,
Contemporary İstanbul bu yılki ziyaretçilerine, Recent Acquisitions/Son Edinimler sergisi ile 45 yerli koleksiyonerin özel koleksiyonlarından ikişer eser sunuyor. Koleksiyonerlerin eğilimlerinin ip uçlarını veren ve koleksiyonlarını neye göre oluşturduklarını gözler önüne seren serginin katılımcılarından Ayşe-Saruhan Doğan, Ayşegül-Ömer Özyürek çifti, Ari Meşulam, Selman Bilal
Size sorsam sevgili okuyucu, mükemmel haftasonunuz nasıl geçer diye, ne derdiniz? Bu soruyu buraya bırakıp zamanda biraz geriye, şu meşhur ekonomi-finans gazetesi Financial Times’ı ilk elime aldığım güne gidelim. Bugün gibi hatırlıyorum. Londra’da talebeyken bir iş görüşmesine çağırılmıştım. Tek takım elbisemi –
Beşinci yılından itibaren uluslararası kimlik kazanan Aspendos Opera ve Bale Festivali, 1994 yılından bu yana, her yaz sonu Antalya’da 5000 yıllık antik Aspendos tiyatrosunda düzenleniyor. Bu festivalde şimdiye dek hiçbir şey izlemediyseniz, kendinizi benzersiz bir deneyimden mahrum bıraktığınızı söyleyelim. Yıllar geçse bile
Ekşisözlük’ten 17.06.2019 tarihli bir alıntı okuyacağım İlhan Koman başlığının altına yazılan: “Varlığını google’ın doğum günü için yaptığı doodle’dan öğrendiğim sanatçı. Yazıklar olsun ülkemizdeki eğitim sistemine. Daha burnumuzun dibindeki sanatçıyı tanımıyoruz.” İlhan Koman’ın adını ilk defa doodle’dan duyan isimler var. Bu durumu göz
NİLBAR GÜREŞ Resimlerinize konu olan kadınlar hep bir eylem üzerinde yakalanmış gibi görünüyorlar. Fotoğraflarda ise daha çok bir kurgunun içinde olduklarının bilincinde poz vermiş gibiler. Bu bağlamda resimler snapshot’lara, fotoğraflar ise natürmortlara dönüşüyor. Bu bilinçli bir seçim mi sizin için? Demek ki
Arapça’da “Kırâat” okuma, “hâne” ise yer, mekan demek. İstanbul’un ilk edebiyat evi Kıraathane, ismini Türkiye’nin “yasaklı” dijital ansiklopedisi Vikipedi’deki aynı tanımdan alıyor. Kapılarını 2018’de açan Kıraathane, diğer adıyla İstanbul Edebiyat Evi, gerçekten de imkansız gibi görünen bir şeyi yapıyor. Burası kapısı herkese
1945 yılında hala süren savaş ortamının zorlukları, yepyeni bir festival yaratmanın sorunlarıyla birleşince ilk festivalin ancak 1947’de yapılabileceği anlaşılır. Edinburgh şehrinin “Avrupa’nın kültür merkezi” gibi bir savaş sonrası kimliği kazanması da festivalin amaçlarından biridir. İlk Uluslararası Edinburgh Festivali 24 Ağustos 1947’de başlar.

